13 Ağustos 2008 19:20 · portalmerkezi
· Etiketler
yiyecek
Kendinizi bitkin ya da hüzünlü mü hissediyorsunuz? Aslında böyle
hissetmenize tükettiğiniz besinlerin sebep olduğunu söylesek acaba
tepkiniz ne olurdu? Şimdi hangi besinin nasıl hissetmenize sebep
olduğuna bir gözatalım.Ceviz: Eğer daha neşeli
olmak ve açlık hissinizi bastırmak istiyorsanız ceviz tüketmelisiniz.
Beslenme uzmanlarıda en yararlu kuruyemiş olarak cevizi gösteriyorlar,
ve cevizde bulunan yağın yüzde 5 i son derece faydalı olan omega -3 yağ
asidinden oluşuyor.
Muz: Stersli
bir günde kendinizi daha iyi hissetmek için muz tüketmelisiniz. Muz B6
vitaminini içerir ve stresli zamanlarımızda vücudumuz en çok B6
vitaminini tüketir ve bu eksiklik depresyona sebep olur.
Bira: Bira içerisinde krom barındırır ve araştırmalar krom eksikliğinin depresyona sebep olduğunu gösteriyor.
Kerevitli Salata: Kerevit de bol miktarda selenyum içerir ve selenyum eksikliği de depresyona sebep olur.
Patlamış Mısır:
Karbonhidrat içeren besinler tükettiğimizde seratonin hormonu
salgılarız. Uzmanlar az yağlı ama arbonhidrat oranı yüksek olan
besinleri tüketmenizi öneriyor. Bu besinlerden verilebilecek en iyi
örneklerden biri ise patlamış mısır.
Peynir ve Kraker: Meyveli tart yemek yerine kraker ve
peynir yemenizde sizi depresyondan uzak tutabilir, zira çedar peynirin
62 gramu günlük B12 vitamini ihtiyacınızı karşılamanıza sebep olur.
Uzmanlar B12 vitamini sayesinde depresyondaki hastalarda iyileşme
gözlendiğini ifade ediyor.
Yulaflı Kek: Yulafıkek vb gıdalar enerjiniz yavaş yavaş arttırır ve bu esnada tansiyonunuzda ani iniş çıkışlarda yaşamazsınız.
Ispanak ve Roka:
Yeşil yapraklı sebzelerden hazırlayacağınız salata, stresle savaşmanız
için gerekli bütün besinleri içerir. (bol miktarda magnezyum içerirler
ve bu da stresle savaşmanızda size yardımcı olur)
Kuru Hurma:
Canınız tatlı istediğinde hurma yemenizi tavsiye ediyoruz zira hurma
kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak içeriğe sahip ve özellikle gece
geç saatlerde yemeniz daha rahat bir şekilde uyumanızı sağlar.
13 Ağustos 2008 18:33 · portalmerkezi
· Etiketler
güzellik
Diane Irons'ın 'Dünyanın en gizli güzellik sırları' adlı kitabından
kadınların en sık sordukları sorular ve yanıtlarını derledik.
İşte kadınların güzelik konusunda merak ettiği ve sıkça sordukları sorular ile yanıtları..
Gözlerinize kalemi nasıl düz çekebilirsiniz?
Aynaya
iyice yaklaşın, göz kapağınızı içinde dışa doğru hafifçe çekerek gergin
bir zemin oluşturun. Göz kaleminizi kirpiklerinizin dibinden düz
şekilde sürün.
Büyük gözeneklerinizi nasıl kapatırsınız?
Yüzünüzü
temizledikten sonra gözenekleri sıkılaştırmak için tonik uygulayın.
Yağsız bir fondöten tercih edin. Büyük pudra fırçası ile pudranızı
sürün.
Bacakların tıraştan sonra kızarmaması için ne yapmalısınız?
Tıraş etmeden önce bir kese ya da kalın bir bezle bacaklarınızı keselemeyi deneyin.
Parfümünüz uzun süre nasıl kalıcı olur?
Parfümünüzün
duş jeliyle yıkanın. Saçlarınızı aynı kokuyu veren şampaunla yıkayın.
Aynı parfümün vücut losyonunu kullanın. Son olarak parfümünüzü
boynunuza, bileklerinize sürün.
Nemlendirici seçerken nasıl karar verebilirsiniz?
Nemlendiricilerin
etiketlerini okuyun. İçindeki malzemelerini anlamaya çalışın. Diğer
farklı markaların ürünleriyle karşılaştırın. Cildinize uygun olanına
göre karar verin.
Saçı kısa kestirmek saçınızın uzamasını sağlar mı?
Saçlarınızı
kısa kestirmek saçlarınızın çabuk uzamasını sağlamaz ancak düzenli
kestirmek saçlarınızın uçlarının daha güçlü ve kalın olmasını sağlar.
Aynı parfüm neden herkeste farklı kokuyor?
İnsanların
vücut kimyaları farklıdır. Bazıları parfüme tepki verebilir. Parfüm
almadan önce mutlaka test edilmeli ve 20 dakika sonra satın alıp
almamaya karar verilmeli.
Ten rengi çorap alırken neye dikkat etmeli?
Ten
rengi çorap seçiminin sırrı, çorabın renginin kolunuzun rengi ile uygun
olmasıdır. Birçok kadın bacaklarına bakarak ten rengi çorap aldığı için
bacak vücudun diğer taraflarından daha açık görünür.
Büyük beden kadınlar nasıl pantolon seçmeli?
Elastik beli olan pantolonlardan almayın. Düz kemerli ve dökümlü kumaştan hazırlanan pantolonları tercih edin.
Dudaklarınızın kurumasını naısl önlersiniz?
Bol su için ve biraz bal sürün. Bal sadece cildinizinemlendirmez, aynı zamanda cildi korur.
Kaşlarınızı nasıl güzel alırsınız?
Bir
kalemi burnunuzun yanından dik açıyla kaşınıza doğru tutun. Kalemin
kaşa değidiği nokta kaşınızın başlama noktasıdır. Bu bölgenin dışındaki
kılları cımbızla alın.
13 Ağustos 2008 16:20 · portalmerkezi
· Etiketler
maden suyu
,
mineral
,
su
Halk arasında soda ve maden suyu eş anlamlı kullanılmasına rağmen ikisi
birbirinden farklıdır. Maden suyu, yeraltı sularından elde edilmiş,
çözünmüş katı madde içeriği toplam 250 mg/l'den daha az olmayan sulara
verilen addır. Çözünmüş mineral tuzları, elementler ve gaz içerirler.
Mineralli suları diğer sulardan ayıran özellik, kaynağından elde
edildiği anda spesifik miktar ve oranlarda mineraller ve iz elementler
içermeleridir. 500 mg/l'den daha az mineral içerenlere düşük mineralli
su,1500 mg/l'den daha fazla içerenlere yüksek mineralli su
denilmektedir. Maden suyu içinde; bikarbonat, sülfat, klorit, kalsiyum,
magnezyum, florit, demir ve sodyum bulundururlar. Farklı markalar
farklı miktarlarda mineral içerirler. Marka tercih ederken içeriklerine
mutlaka bakılmalı.
Soda mineral içermez
İçilebilir
nitelikteki herhangi bir suya karbondioksit eklendiğinde soda yapılmış
olur. Maden suyu ise yerin en derin katmanlarından çıkar ve yeryüzüne
çıkarken geçtikleri katmanlardan mineralleride alarak yol alırlar. Bu
durumda maden suyu mineralce çok zengin iken soda mineral içermez.
Maden suyu ve soda, ikisi de mideyi rahatlatma özelliğine sahiptir
ancak sodanın bundan başka hiçbir işlevi yoktur oysa maden suyu aynı
zamanda doğal bir mineral deposudur. Dolayısıyla tüketilmesi önerilen
doğal maden sularıdır ve sodayla maden suyunu ayırt edebilmek için pek
çok gıda maddesini alırken yapmamız gerektiği gibi etiket okumak çok
önemlidir.
Günde ne kadar maden suyu tüketmeli?
Maden suyu
içindeki minareller sebebiyle çok sağlıklı bir içecektir ve insan
sağlığını destekleyicidir. Ter, solunum ve idrar ile kaybolan
minerallerin yerine gelmesi için su içmenin yanı sıra sıvı ihtiyacının
bir kısmı maden suyundan karşılanabilir. Amerikan Obezite Birliği
sağlıklı bireyler için maden suyu tüketimini 600 ml. olarak
belirlemiştir. Ülkemizde tuz tüketimi genllikle yüksektir. Aşırı tuz
alımı, yüksek tansiyon, börek hastalıkları ve mide ülseri gibi
hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Ayrıca fazla sodyum alımı idrarla
kalsiyum atımını hızlandırdığı için kemik erimesi sorunu için risk
faktörü oluşturur. Maden suları yüksek sodyum içerdikleri için aşırı
miktarda tüketilmemelidir. Maden suyu seçimi yapılırken de düşük
sodyum, yüksek magnezyum ve kalsiyum içerikli olanlar tercih edilmeli.
Sağlıklı insanlar günde iki şişe, kilolu kişiler bir şişe içebilir.
Kalp, böbrek ve hipertansiyon hastaları ise uzak durmalı.
Maden suyunun faydaları nelerdir?
- Her
yaştaki bireylerin günlük kalsiyum gereksinimlerinin karşılanmasında
takviye olarak düşünülebilir. Böylece güçlü kemik yapısının oluşması ve
korunmasını sağlar.
- Büyüme çağında, hamilelikte ve yaşlılıkta
artan mineral ihtiyacının (magnezyum, kalsiyum, flor ve sodyum gibi)
karşılanmasında gerektiği kadar kullanılarak sağlanabilir.
- Sağlıklı
bireylerde içerdiği sülfat, bikarbonat iyonları sayesinde sindirim
sistemi (mide ve bağırsaklar) ve boşaltım sistemi (böbrekler ve idrar
yolları) fonksiyonlarını destekler(maden suyunun önerilen miktardan
fazla tüketilmemesi şartıyla geçerlidir).
- Cildin gerekli olan
su ve mineral ihtiyacını da karşılayarak cilde gergin, pürüzsüz ve
canlı bir görünüm sağlanmasında yardımcıdır.
- Solunum, idrar,
her türlü spor aktivitesinde ve özellikle yaz aylarında terleme ile
oluşan su ve mineral kaybının karşılanmasında ölçüsü kadar
kullanılabilir.
- Bikarbonat içeriğinin yüksek olması ise asit
fazlalığı, yanma ve ekşime ile seyreden mide hastalıklarında mide asidi
fazlalılığını baskılayıcıdır.
- Özellikle yaz aylarında
sıcaklığın artmasıyla birlikte asitli içecek tüketme ihitiyacı da
artar. Boyalı, katkı maddeli içecekler yerine maden suları tercih
edilebilir. Son dönemde meyveli çeşitleri de piyasada bulunmakta fakat
bunların kalori de dikkate alınarak tüketilmesinde fayda var.
Hamilelikte maden suyu içilebilir mi?
Hamilelik,
yeterli ve dengeli beslenmenin çok daha önemli olduğu ve özellikle
dikkat edilmesi gereken bir dönem. Annenin vücudu, bebeğin
beslenebilmesi ve gelişiminin sağlanabilmesi için normalden daha fazla
gıda, sıvı, mineraller ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Mineral
ihtiyacının bir kısmını tamamlayabilmek için, bu dönemde farklı bir
sağlık problemi(hipertansiyon...vb) yaşanmıyorsa maden suyu tüketimi
önerilebilir.
Maden suyu böbrek taşı yapar mı?
Böbrek
taşı oluşumunu maden suyu tüketmeye bağlamak yanlış olur. Aksine
yeterli ve düzenli miktarlarda su ve maden suyu tüketmeyen insanlarda
tüketenlere göre böbrek taşı oluşumu riski daha yüksektir. Bu duruma
gelmiş ve böbreklerinde taş oluşmuş insanların maden suyu tüketmeleri
tavsiye edilmez ancak esas olan, düzenli ve yeterli miktarlarda su ve
maden suyu tüketerek vücudumuzu bu gibi etkenlerden korumaktır.
06 Ağustos 2008 06:57 · portalmerkezi
· Etiketler
diet
,
diyet
29. Yemek kitabı alın.
Bana “Ne yiyebilirim?” diye
soran, ya da sürekli aynı şeyleri yemekten bıktığını söyleyen her
müşterim için tek bir bozukluğum olsaydı, şimdiye kadar zengin bir
beslenme uzmanı olmuştum! Bu kitap için araştırma yaparken, sorunun
cevabı birden netleşti. Her seviye ve farklı ilgi alanı için, yeni
başlayanlar için olandan (ben) gurme şefleri için olana kadar
düzinelerce -düzinelerce derken abartmıyorum- yemek kitabı var. Az
karbonhidrat yemek için kendinizi sadece tavuk ve sebzelerle
kısıtlamanıza gerek yok.
30. “Tamamen doğal” demek, tamamen iyi demek değildir.
Pazarlamacıların
diğer bir başarısı da, ambalajın üzerine “doğal” yazınca, sanki bir
anlamı varmış gibi sanmamızı sağlamalarıdır. Tamamen doğal ifadesi,
denetlenmeyen ve tam anlamıyla manasız bir ifadedir. Herkes bunu
herhangi bir ürün için kullanabilir. Marketteki donmuş öğünler,
“enerji” barları, ya da kasap reyonunda parçalar halinde satılan
tavukların nesi tamamen doğal? Normalde beslenmeyecekleri şekilde
beslenince doğal mı beslenmiş oluyorlar? Sonra kendileri doğal olarak
küçük parçalara bölünüp, küçük sarı köpükten kapların içine mi
girdiler? Doğal ifadesini unutun. Zehirli mantarlar tamamen doğaldır,
işlenmemiş yağ da öyle; ama bunları yemiyoruz. Gerçek gıdalar bulmaya
çalışın, tercihen üzerlerinde barkod olmayan cinsinden. Atalarınızla
neleri avlayabileceğinizi, toplayabileceğinizi, yolabileceğinizi,
yetiştirebileceğinizi ya da hangi balıkları tutabileceğinizi bir
düşünün. Bunlar doğal yiyeceklerdir, bunlardan yiyin.
31. Ambalajın üzerini okuyup şeker dedektifi olun.
Üretici,
kanunen muhteviyatı, ürünün üzerine her içeriğin ağırlığını belirterek
yazmak zorunda. Hangi içerik önce listelenirse bu, üründeki baskın
maddedir, en sona yazılan içerik de miktar olarak en az olanıdır. Çoğu
üretici, doğru olsa bile şekerin temel içerik olduğunu söylemeyi
sevmez. Bu nedenle ürünlerine farklı tipte bir sürü şekerden az az
koyarlar. Mesela; sakaroz, glikoz, mısır pekmezi, mısır tatlandırıcı,
dekstroz, fruktoz, laktoz, maltodekstrin, invert şeker, konsantre meyve
suyu, sorbitol, ksilitol, mannitol, arpa maltı, malt özü ve kesinlikle
en kötüsü yüksek fruktozlu mısır pekmezi. Bunların küçük miktarlardaki
karışımlarından koyarak, elinizde tuttuğunuz paketin şeker olduğunu
yasal olarak saklamış olurlar. Yediğiniz gıdada kaç çaykaşığı fazladan
eklenmiş şeker olduğunu öğrenmek istiyorsanız, ambalajda belirtilen
şeker miktarını (gram cinsinden) dörde bölün. Bazı mısır gevreklerinde
porsiyon başına yedi çaykaşığı şeker olduğunu bilseniz şaşırırdınız,
üstelik de o porsiyonlar küçücük!
BİTTİ.
06 Ağustos 2008 06:56 · portalmerkezi
· Etiketler
diyet
23. Canınız bir şey çektiğinde, üstesinden bununla gelin.
Bir
çorbakaşığı tahin ve organik misoyu (ana maddesi soya fasulyesi olan,
tuz ve tahıldan (arpa, ya da pirinç) oluşan yüksek proteinli,
mayalanmış macunumsu bir Japon yiyeceği) karıştırıp bunu kereviz,
kıvırcık salata, ya da karbonhidratı az olan krakerlere sürün. Bu hem
mineral eksikliğini, hem de iştahınızı giderecek.
24. Bu amino asitle iştahınızı yenin.
Bir
çorbakaşığı toz glütamini (bir amino asit) ksilitolle tatlandırıp bir
ya da iki çorbakaşığı kremada (ya da yarıma yarım çorbakaşığı)
eritirseniz, bu tatlıya duyduğunuz en güçlü arzuyu bile dindirecektir.
25. Sebzeleri sevmenin en kısa yolu bu.
Sebzelerin
ateşli karşıtı olan biri bile, bir tabak ızgara sebzeyle kazanılabilir.
Dolmalık biber ve havuç, soğan ve pancar gibi kök sebzeler bu metoda en
iyi tepkiyi veren sebzelerdir. Bunları doğrayıp ızgara yapılabilen
tavalardan birinde pişirin. Çok az zeytinyağı ekledikten sonra 30-40
dakikalığına fırınlayın. Böylece bu sebzelerdeki varlığından bile
habersiz olduğunuz şekerli tat açığa çıkacak.
26. Makarnayla hasar kontrolü yapın.
Makarnadan
sonsuza kadar vazgeçmek zorunda değilsiniz, özellikle de hedeflediğiniz
kiloya ulaştıysanız. Ancak pişirirken glikemik yükü azaltmak için, al
dente pişirin; yani makarnalar sert olmasınlar ama diri olsunlar, fazla
pişirmeyin. Ne kadar az kaynatırsanız, makarnadaki nişasta molekülleri
o kadar birbirlerine yakın dururlar. Böylece enzimlerin makarnayı
parçalaması zor olur ve kan şekeri üzerindeki etkisi azalır. Daha da
iyisi, daha çok lif içeren, az karbonhidratlı makarnalardan alıp al
dente pişirin.
27. Renkli alışveriş yapın.
Beslenmeyle
ilgili hangi bilgilerin verildiğini takip etmek için kadın dergilerini
düzenli olarak okuyorum (erkek dergilerini de okuyorum; ama tabii ki
makaleler için). Okuduğum en iyi önerilerden bir tanesi şuydu: Renkli
alışveriş yapın. Bir ton antioksidanı, proantosiyanidini ve
fitokimyasalı ezberlemek istemiyorsanız, paranıza göre en yüksek
beslenme değeri olan gıdaları almanızı garantilemenin yolu, kasada
alışveriş sepetinizde neler olduğuna bakmaktır. Sepetiniz,
kartpostallarda gördüğünüz Avrupa pazarlarına benziyor mu? Sepetinizin,
yeşiller, kırmızılar, turuncular ve hatta mavilerle taşıyor olması
gerek. Meyve ve sebzelerdeki renklerin sebebi bunların vücudunuzda
benzeri bir amaca hizmet edecek olan doğal antioksidanlar oluşu.
Aldığınız her şey, mukavva ya da karton rengindeyse bir şeyleri yanlış
yapıyorsunuz demektir.
28. Marketin dışta kalan koridorlarından alışveriş yapın.
Şeker,
işlenmiş gıda ve abur cuburdan aldığınız kalorileri sihirli bir biçimde
azaltmak ister misiniz? İşte size basit bir hile: Marketin iç tarafında
kalan koridorlardan uzak durun. Tüm iyi şeyler, dış koridorlarda.
Vaktinizi marketin kenarda kalan bölgesinde geçirin (bu aynı zamanda
bekarlarla tanışmak için de iyi bir yer; ne de olsa kimse bir yabancıya
dönüp de “Bu mısır gevreği kutusunun taze olup olmadığını nasıl
anlıyorsunuz?” diye sormaz).
05 Ağustos 2008 06:50 · portalmerkezi
· Etiketler
diyet
18. Dışarıda yerken, ekmeği geri gönderin.
Garsonu
hayal kırıklığına uğratmayın. Eğer ekmekler orada durursa iki şey
olabilir: Ya yersiniz, ya da yemezsiniz. Geri gönderirseniz, ilk
olasılığı elemiş olursunuz.
19. Benden sonra tekrarlayın: Meyve suyu sağlıklı bir gıda değildir, asla da olmamıştır.
Büyük
gıda şirketlerinin pazarlama başarılarından biri Amerika’yı meyve
suyunun yararlı olduğu konusunda ikna etmiş olmalarıdır. Şekerle yüklü
aptal bir içeceğin aslında yüzde 10’unun gerçek meyve suyu olduğunu
iddia eden reklamlar var. Meyve suyu meyve değildir (ki karbonhidrat
tiryakileri fazla meyve yememelidir, en azından başta). Meyve suyu
sadece abur cuburdur. Şeker doludur, meyvede bulunan liften eser yoktur
ve glisemik endeksi yüksektir. Başka gıdalardan da alabileceğiniz az
miktarda vitamin dışında diyetinize hiçbir katkısı yoktur.
20. O “meşru” tatlılara dikkat edin.
Bir
şey az karbonhidratlı diye, bu onda hiç kalori olmadığı ve ondan
sınırsızca yiyebileceğiniz anlamına gelmez. Az yağlı olduğunu düşünerek
bol miktarda abur cubur tüketen, az yağlı gıdalar yiyerek kilo vermeye
çalışanların düştüğü hataya düşmeyin. Az karbonhidrat içeren pek çok
leziz tatlı var ve arada bir bunlardan yiyebilmek güzel bir şey; ama
eğer bunları yemek, daha çok tatlı yeme arzusu uyandırıyorsa uzak
durmakta da fayda var. Eğer düzenli olarak ana yemeklerin yerini de
almaya başlamışlarsa, bu daha da kötü bir şey (az karbonhidrat içeren
barlarla yaşanan durumun aynısı).
21. Yanınızda protein açısından zengin atıştırmalıklar taşıyın.
Yiyecek
otomatlarını, havaalanlarındaki yiyecek satan yerleri ve 7-Eleven’ları
unutun. Atıştırmalık deyince, protein (ve de yağ) açısından gerçek
yiyecekleri düşünün; hani avcı ve toplayıcı atalarınızın oynadıkları
vahşi oyuna ara verdiklerinde atıştırdıkları türden gerçek yiyecekler.
Yemiş, peynir (dil peyniri iyi bir seçenektir), katı yumurta, söğüş
tavuk etini bir poşette düşünün. Eğer beslenme planınız izin veriyorsa,
buna arada meyve de ekleyebilirsiniz; ama bir paket cips, kraker, ya da
çikolatalı bisküvi alamazsınız; tabii eğer kilo vermek istiyorsanız!
22. Canınız şeker mi istedi? Sote edilmiş badem yemeyi deneyin.
İşte
tatlı ihtiyacınızı giderecek hoş bir şey: Biraz bademi tereyağında
soteleyin; ya da fırına atıp üzerlerine azıcık tereyağ damlatın.
İsterseniz az miktarda deniz tuzu da kullanabilirsiniz. Porsiyon
miktarına dikkat etmeyi ihmal etmeyin.
DEVAMI YARIN.
02 Ağustos 2008 05:02 · portalmerkezi
· Etiketler
yemek
Johnny Bowden
Yiyecekler, çok güçlü şekilde
duygular ile bağlantılıdır. Bu yüzden çoğu insan için, favori
yiyeceklerin sadece düşüncesi, bir karışım içerisinde görüntüyü, tadı,
duyuyu, tadı, duyguyu ve hafızayı birleştirerek güçlü bir çağrışımı
uyandırır. Onu bileşen parçalarına ayırmak imkânsızdır. Stres dolu bir
günün sonunda, kafamızda dondurma yeme sirenleri çalabilir.
Kulaklarımızda hep tanıdık ses vardır; ”Beni öldürmeyecek”, “ Bunu
hakediyorum”, “Yarın başlayabilirim” gibi.. Oysa kilomuzu yönetmede
başarılı olmak istiyorsak; bazı şeylerden feragat etmesini bilmemiz
gerekir.
Arzular ile yaşamak
Sigarayı
bıraktığımda benim için en değerli dersi almış oldum. Çoğu insan gibi,
sonuç olarak sigara içme arzusunun duracağını sandım, sigarayı çok
fazla düşünmüyordum ve alışkanlık bir bakıma kendi kendine yok oldu.
Büyük yanlış. 10 yıldan fazla oluyor ve şimdi bile ( çok nadir fakat
doğru), sinirlendirici, kanser yapıcı madde, kansere neden olan bu
sigara dumanı ile ciğerlerimi doldurmak için bir teşvik alıyorum. Niye
diye sormayın. Bir şeyleri yapmak için olumlu veya olumsuz bir güdüye
sahip olabildiğimi sigarayı tamamen bıraktığımda öğrendim ve ama
sigarayı bırakmamam için zorlayan güdüye izin vermedim. Bu güdüye esir
olmak yerine, onun farkına vardım, takip ettim, tecrübe ettim ve sonuç
olarak onu yendim. Bu bir yetkilendirmedir, kolay gelmez.
Arzunun duygusal nedenleri
Bebeklik yıllarında, aç
olduğumuz zaman ağlardık, karnımızı doyurduklarında ise ağlamayı
keserdik. Açlığın acısının ve rahatsızlığının tok bir karın sağlayan
bir şişe sütle ve sıklıkla etkili ve hoş bir sesle ile
durdurulabileceğini öğrendik. Yiyecekler duygusal üzüntülerimizi
yatıştıran bir anlam, endişelerimizi, sıkıntılarımızı,
umutsuzluklarımızı ve yalnızlığımızı kendi kendimize iyileştirmek için
bir araç, insanlarla aramıza da köprü oluşturmak için bir bağ olurlar.
Yiyecekler kutlamadır; Teşekkür sunma, yılbaşı, doğum günü ve tatil.
Yiyecekler sosyaldir; Toplanmalar, öğle yemekleri, büfe, akşam yemekleri ve randevular.
Yiyecekler,
güvenilir, kadim, sadık bir arkadaş olur; Diyet yapan kimselerin
kendilerini çıldırmış hissetmeleri hiçte şaşırtıcı değildir.
Arzunun biyolojik nedenleri
Dahası
uyuşturucu gibi, yıkıcı yiyecekler, bağımlılık yapar. Yüksek
karbonhidrat, yüksek şeker ve kolay yiyecekler, uyumlu olarak daha çok
arzu hissetmeye öncülük eden yüksek kan şekeri ve insülin seviyesine
neden olurlar. Ayrıca, yüksek serotonin seviyesine neden olurlar.
Özellikle serotonin seviyesi düşük olan hassas kişilerde, karbonhidrat
bingesi kendi kendini iyileştirmenin eşdeğeridir. Birçok kişinin,
neredeyse yüksek olarak, bir şeker yüklemesi aldıktan sonra duygularını
tanımladıklarını duydum.
Öyleyse, ne yapmalı?
Çok
istediğim ve az ihtiyacım olduğu yiyeceklerin yanında, hiçbir şey
yolunda gitmiyor gibi göründüğünde kendi kendime sormak için öğrendiğim
10 soru işte burada.
- Gerçekten ne hissediyorum?
- Bu duyguya sahip olabilir miyim?
- Bu yiyeceği yersem veya bu yüklemeye devam edrsem, bana neye mal olur?
- Şimdi benim için gerçekten ne önemlidir?
- Kendime bakmanın daha iyi bir yolu var mı?
- Şimdi kendime hediye olarak ne verebilirim?
- Kendime zarar vermeden şuan kendi kendimi nasıl geliştirebilirim?
- Şimdi bir çocuk olsaydım, nasıl kendi kendimi rahat hissettirirdim?
- Şimdi, yarın kendimi iyi hissetmemi sağlayacak ne yapabilirim?
- Ve
sonuç olarak ve beklide hepsinden önemlisi.. Bu kolay yiyecekleri
yersem, tadını çıkarabilir, hoşlanabilir, hoşnut olabilir ve onu
bırakmaya izin verebilir miyim?
01 Ağustos 2008 04:17 · portalmerkezi
· Etiketler
diyet
14. Yeşil içeceklerden için.
Yeşil içecekler, arpa,
buğday çimeni, ya da tam yeşil gıdaların suları için kullanılan genel
kategori ismidir. Bağışıklık sistemini uyarırlar ve fitobesleyenler ve
vitaminler açısından zengindirler. Alkalin oluştururlar (bu nedenle de
bol et içeren beslenme programlarını dengelerler), organik kaynaklardan
elde edilmişlerdir, kalorileri düşüktür ve çoğu 3 ila 4 gramdan daha
fazla (düşük glisemik endeksli) karbonhidrat içermez ki; bu da diyetin
çok sıkı olan başlangıç safhasında değilseniz (olsanız bile gene de
diyetinizde bunlara yer verebilirsiniz), oldukça önemsiz bir miktardır.
Bunları sağlıklı gıdalar satan mağazalarda bulabilirsiniz. Onları
diyetinizin bir parçası haline getirmeyi kesinlikle düşünün.
15. Badem yiyin, ama porsiyona dikkat edin.
Az
karbonhidrat alarak beslenmek istiyorsanız, yemişler çok faydalıdır;
ama kilo vermeyi de yavaşlatabilirler; çünkü kalorileri yüksektir ve
kaçırıp yemeniz gerekenden fazlasını yemeniz çok kolaydır. Bunları kilo
verme aşamasında yemeyi düşünüyorsanız, uygun porsiyonlara bölün. 15
badem bir porsiyon eder. Eğer büyük bir torba dolusu badem satın
alırsanız, atıştırmak için hepsini yanınıza almayın; bir porsiyonluk
bir poşet hazırlayıp gerisini kaldırın.
16. Tatlıya ihtiyacınız varsa, peynir ve böğürtlen/ahududu/çilek vs, ya da böğürtlen/ahududu/çilek vs ve krema isteyin.
Bunu
GO-Diet’ın yaratıcısı Dr. Jack Goldberg tavsiye ediyor ve tatlandırmak
için tatlandırıcı da ekleyebileceğinizi söylüyor. Eğer bu, size izin
verilen karbonhidrat miktarına uyuyorsa, meyvelerle kremayı evde yiyin
ve eğer tatlandırıcı kullanmanız gerekiyorsa, ksilitol kullanın.
17. Protein barlarına dikkat edin.
Bu
konuda dikkatli olmalısınız. Yeni bir yeme şekline alıştığınız için,
ilk iki hafta bunları kesinlikle önermiyorum. Pazar bu yeni tür şekere
-atıştırmalık demek istiyorum- doydu. Bu nedenle de hem hiçbir faydası
olmayanları, hem de o kadar da kötü olmayanları var. En iyileri
PaleoBar, Sears Labs' Omega-3 Zone ve Atkins barları. Protein
barlarının hepsi birbiriyle eş değerde değildir; “enerji barı” terimi
tam bir pazarlama hilesidir. Beslenme açısından “enerji” “kalori”
anlamına gelir; ama üreticilerin düşünmenizi istediği şey, bu barları
yedikten sonra maraton koşabilecek gibi hissetmenizdir. Bu pek de böyle
sayılmaz. Aslında çoğu karbonhidratla yüklüdür. Hemen hepsinde hidrojen
yağlar (trans-yağlar) vardır. Protein barlarında daha çok protein ve
çoğu zaman daha az karbonhidrat vardır; ama gene de ambalajın üzerini
okumakta fayda var. Bazıları içerdiği 330 kaloriyle atıştırmalık olmak
için fazla kalorilidir. Buna ek olarak, şeker alkolü olan ve
karbonhidrat sayıyorsanız dahil edilmesi gereken sorbitol ve mannitol
gibi tatlandırıcılar içerirler. Özellikle mannitol gaz yapabilir.
Barlarında sadece iki üç gram etken karbonhidrat olduğunu söylerken
sevgili Dr. Atkins bile gliserini (gliserol olarak da tanınır) saymaz.
Buradaki çelişki şudur: Kokusuz, renksiz, tatlı tadı olan bir sıvı olan
gliserol, tatlandırıcı olarak kullanılır ve karbonhidrat klasmanına
girer; ama Atkins, kan şekerini şeker gibi etkilemediği için gliserolü
karbonhidrat içeriği olarak saymadığını iddia etmektedir. Belki öyle,
belki değil. Az karbonhidratla beslenenler, bunun kilo vermelerini
yavaşlattığını söylerken, bazıları da aksini iddia ediyor. Her durumda
en iyisi gerçek gıdalarla beslenip bu barları en azından birkaç hafta
kullanmamak.
Bölüm 5 yarın.