| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Diyet , Makyaj , Sağlık , GüzellikRSSYorum RSS
Yazılar arşiv 08.2008 Other entries in 2008-08 resimler , videolar

Mutlu Eden Yiyecekler 

Kendinizi bitkin ya da hüzünlü mü hissediyorsunuz? Aslında böyle hissetmenize tükettiğiniz besinlerin sebep olduğunu söylesek acaba tepkiniz ne olurdu? Şimdi hangi besinin nasıl hissetmenize sebep olduğuna bir gözatalım.Ceviz: Eğer daha neşeli olmak ve açlık hissinizi bastırmak istiyorsanız ceviz tüketmelisiniz. Beslenme uzmanlarıda en yararlu kuruyemiş olarak cevizi gösteriyorlar, ve cevizde bulunan yağın yüzde 5 i son derece faydalı olan omega -3 yağ asidinden oluşuyor.

Muz: Stersli bir günde kendinizi daha iyi hissetmek için muz tüketmelisiniz. Muz B6 vitaminini içerir ve stresli zamanlarımızda vücudumuz en çok B6 vitaminini tüketir ve bu eksiklik depresyona sebep olur.

Bira: Bira içerisinde krom barındırır ve araştırmalar krom eksikliğinin depresyona sebep olduğunu gösteriyor.

Kerevitli Salata: Kerevit de bol miktarda selenyum içerir ve selenyum eksikliği de depresyona sebep olur.

Patlamış Mısır: Karbonhidrat içeren besinler tükettiğimizde seratonin hormonu salgılarız. Uzmanlar az yağlı ama arbonhidrat oranı yüksek olan besinleri tüketmenizi öneriyor. Bu besinlerden verilebilecek en iyi örneklerden biri ise patlamış mısır.

 Peynir ve Kraker: Meyveli tart yemek yerine kraker ve peynir yemenizde sizi depresyondan uzak tutabilir, zira çedar peynirin 62 gramu günlük B12 vitamini ihtiyacınızı karşılamanıza sebep olur. Uzmanlar B12 vitamini sayesinde depresyondaki hastalarda iyileşme gözlendiğini ifade ediyor.

Yulaflı Kek: Yulafıkek vb gıdalar enerjiniz yavaş yavaş arttırır ve bu esnada tansiyonunuzda ani iniş çıkışlarda yaşamazsınız.

Ispanak ve Roka: Yeşil yapraklı sebzelerden hazırlayacağınız salata, stresle savaşmanız için gerekli bütün besinleri içerir. (bol miktarda magnezyum içerirler ve bu da stresle savaşmanızda size yardımcı olur)

Kuru Hurma: Canınız tatlı istediğinde hurma yemenizi tavsiye ediyoruz zira hurma kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak içeriğe sahip ve özellikle gece geç saatlerde yemeniz daha rahat bir şekilde uyumanızı sağlar.

Güzellik Soruları ve Cevapları 

Diane Irons'ın 'Dünyanın en gizli güzellik sırları' adlı kitabından kadınların en sık sordukları sorular ve yanıtlarını derledik.

İşte kadınların güzelik konusunda merak ettiği ve sıkça sordukları sorular ile yanıtları..

Gözlerinize kalemi nasıl düz çekebilirsiniz?
Aynaya iyice yaklaşın, göz kapağınızı içinde dışa doğru hafifçe çekerek gergin bir zemin oluşturun. Göz kaleminizi kirpiklerinizin dibinden düz şekilde sürün.

Büyük gözeneklerinizi nasıl kapatırsınız?
Yüzünüzü temizledikten sonra gözenekleri sıkılaştırmak için tonik uygulayın. Yağsız bir fondöten tercih edin. Büyük pudra fırçası ile pudranızı sürün.

Bacakların tıraştan sonra kızarmaması için ne yapmalısınız?
Tıraş etmeden önce bir kese ya da kalın bir bezle bacaklarınızı keselemeyi deneyin.

Parfümünüz uzun süre nasıl kalıcı olur?

Parfümünüzün duş jeliyle yıkanın. Saçlarınızı aynı kokuyu veren şampaunla yıkayın. Aynı parfümün vücut losyonunu kullanın. Son olarak parfümünüzü boynunuza, bileklerinize sürün.

Nemlendirici seçerken nasıl karar verebilirsiniz?
Nemlendiricilerin etiketlerini okuyun. İçindeki malzemelerini anlamaya çalışın. Diğer farklı markaların ürünleriyle karşılaştırın. Cildinize uygun olanına göre karar verin.

Saçı kısa kestirmek saçınızın uzamasını sağlar mı?
Saçlarınızı kısa kestirmek saçlarınızın çabuk uzamasını sağlamaz ancak düzenli kestirmek saçlarınızın uçlarının daha güçlü ve kalın olmasını sağlar.

Aynı parfüm neden herkeste farklı kokuyor?

İnsanların vücut kimyaları farklıdır. Bazıları parfüme tepki verebilir. Parfüm almadan önce mutlaka test edilmeli ve 20 dakika sonra satın alıp almamaya karar verilmeli.

Ten rengi çorap alırken neye dikkat etmeli?
Ten rengi çorap seçiminin sırrı, çorabın renginin kolunuzun rengi ile uygun olmasıdır. Birçok kadın bacaklarına bakarak ten rengi çorap aldığı için bacak vücudun diğer taraflarından daha açık görünür.

Büyük beden kadınlar nasıl pantolon seçmeli?

Elastik beli olan pantolonlardan almayın. Düz kemerli ve dökümlü kumaştan hazırlanan pantolonları tercih edin.

Dudaklarınızın kurumasını naısl önlersiniz?
Bol su için ve  biraz bal sürün. Bal sadece cildinizinemlendirmez, aynı zamanda cildi korur.

Kaşlarınızı nasıl güzel alırsınız?
Bir kalemi burnunuzun yanından dik açıyla kaşınıza doğru tutun. Kalemin kaşa değidiği nokta kaşınızın başlama noktasıdır. Bu bölgenin dışındaki kılları cımbızla alın.

Soda ile Maden Suyunu Karıştırmayın! 

Halk arasında soda ve maden suyu eş anlamlı kullanılmasına rağmen ikisi birbirinden farklıdır. Maden suyu, yeraltı sularından elde edilmiş, çözünmüş katı madde içeriği toplam 250 mg/l'den daha az olmayan sulara verilen addır. Çözünmüş mineral tuzları, elementler ve gaz içerirler. Mineralli suları diğer sulardan ayıran özellik, kaynağından elde edildiği anda spesifik miktar ve oranlarda mineraller ve iz elementler içermeleridir. 500 mg/l'den daha az mineral içerenlere düşük mineralli su,1500 mg/l'den daha fazla içerenlere yüksek mineralli su denilmektedir. Maden suyu içinde; bikarbonat, sülfat, klorit, kalsiyum, magnezyum, florit, demir ve sodyum bulundururlar. Farklı markalar farklı miktarlarda mineral içerirler. Marka tercih ederken içeriklerine mutlaka bakılmalı.

Soda mineral içermez

İçilebilir nitelikteki herhangi bir suya karbondioksit eklendiğinde soda yapılmış olur. Maden suyu ise yerin en derin katmanlarından çıkar ve yeryüzüne çıkarken geçtikleri katmanlardan mineralleride alarak yol alırlar. Bu durumda maden suyu mineralce çok zengin iken soda mineral içermez. Maden suyu ve soda, ikisi de mideyi rahatlatma özelliğine sahiptir ancak sodanın bundan başka hiçbir işlevi yoktur oysa maden suyu aynı zamanda doğal bir mineral deposudur. Dolayısıyla tüketilmesi önerilen doğal maden sularıdır ve sodayla maden suyunu ayırt edebilmek için pek çok gıda maddesini alırken yapmamız gerektiği gibi etiket okumak çok önemlidir.

 Günde ne kadar maden suyu tüketmeli?
Maden suyu içindeki minareller sebebiyle çok sağlıklı bir içecektir ve insan sağlığını destekleyicidir. Ter, solunum ve idrar ile kaybolan minerallerin yerine gelmesi için su içmenin yanı sıra sıvı ihtiyacının bir kısmı maden suyundan karşılanabilir. Amerikan Obezite Birliği sağlıklı bireyler için maden suyu tüketimini 600 ml. olarak belirlemiştir. Ülkemizde tuz tüketimi genllikle yüksektir. Aşırı tuz alımı, yüksek tansiyon, börek hastalıkları ve mide ülseri gibi hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Ayrıca fazla sodyum alımı idrarla kalsiyum atımını hızlandırdığı için kemik erimesi sorunu için risk faktörü oluşturur.  Maden suları yüksek sodyum içerdikleri için aşırı miktarda tüketilmemelidir. Maden suyu seçimi yapılırken de düşük sodyum, yüksek magnezyum ve kalsiyum içerikli olanlar tercih edilmeli. Sağlıklı insanlar günde iki şişe, kilolu kişiler bir şişe içebilir. Kalp, böbrek ve hipertansiyon hastaları ise uzak durmalı.

Maden suyunun faydaları nelerdir?

  • Her yaştaki bireylerin günlük kalsiyum gereksinimlerinin karşılanmasında takviye olarak düşünülebilir. Böylece güçlü kemik yapısının oluşması ve korunmasını sağlar.
  • Büyüme çağında, hamilelikte ve yaşlılıkta artan mineral ihtiyacının (magnezyum, kalsiyum, flor ve sodyum gibi) karşılanmasında gerektiği kadar kullanılarak sağlanabilir.
  • Sağlıklı bireylerde içerdiği sülfat, bikarbonat iyonları sayesinde sindirim sistemi (mide ve bağırsaklar) ve boşaltım sistemi (böbrekler ve idrar yolları) fonksiyonlarını destekler(maden suyunun önerilen miktardan fazla tüketilmemesi şartıyla geçerlidir).
  • Cildin gerekli olan su ve mineral ihtiyacını da karşılayarak cilde gergin, pürüzsüz ve canlı bir görünüm sağlanmasında yardımcıdır.
  • Solunum, idrar, her türlü spor aktivitesinde ve özellikle yaz aylarında terleme ile oluşan su ve mineral kaybının karşılanmasında ölçüsü kadar kullanılabilir.
  • Bikarbonat içeriğinin yüksek olması ise asit fazlalığı, yanma ve ekşime ile seyreden mide hastalıklarında mide asidi fazlalılığını baskılayıcıdır.
  • Özellikle yaz aylarında sıcaklığın artmasıyla birlikte asitli içecek tüketme ihitiyacı da artar. Boyalı, katkı maddeli içecekler yerine maden suları tercih edilebilir. Son dönemde meyveli çeşitleri de piyasada bulunmakta fakat bunların kalori de dikkate alınarak tüketilmesinde fayda var.
Hamilelikte maden suyu içilebilir mi?
Hamilelik, yeterli ve dengeli beslenmenin çok daha önemli olduğu ve  özellikle dikkat edilmesi gereken bir dönem. Annenin vücudu, bebeğin beslenebilmesi ve gelişiminin sağlanabilmesi için normalden daha fazla gıda, sıvı, mineraller ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Mineral ihtiyacının bir kısmını tamamlayabilmek için, bu dönemde farklı bir sağlık problemi(hipertansiyon...vb) yaşanmıyorsa maden suyu tüketimi önerilebilir.

Maden suyu böbrek taşı yapar mı?
Böbrek taşı oluşumunu maden suyu tüketmeye bağlamak yanlış olur. Aksine yeterli ve düzenli miktarlarda su ve maden suyu tüketmeyen insanlarda tüketenlere göre böbrek taşı oluşumu riski daha yüksektir. Bu duruma gelmiş ve böbreklerinde taş oluşmuş insanların maden suyu tüketmeleri tavsiye edilmez ancak esas olan, düzenli ve yeterli miktarlarda su ve maden suyu tüketerek vücudumuzu bu gibi etkenlerden korumaktır.

 

Az Karbonhidratlı Diyetinizin İşe Yaraması İçin 31 Yol - 7 / son 

29. Yemek kitabı alın.
Bana “Ne yiyebilirim?” diye soran, ya da sürekli aynı şeyleri yemekten bıktığını söyleyen her müşterim için tek bir bozukluğum olsaydı, şimdiye kadar zengin bir beslenme uzmanı olmuştum! Bu kitap için araştırma yaparken, sorunun cevabı birden netleşti. Her seviye ve farklı ilgi alanı için, yeni başlayanlar için olandan (ben) gurme şefleri için olana kadar düzinelerce -düzinelerce derken abartmıyorum- yemek kitabı var. Az karbonhidrat yemek için kendinizi sadece tavuk ve sebzelerle kısıtlamanıza gerek yok.

30. “Tamamen doğal” demek, tamamen iyi demek değildir.
Pazarlamacıların diğer bir başarısı da, ambalajın üzerine “doğal” yazınca, sanki bir anlamı varmış gibi sanmamızı sağlamalarıdır. Tamamen doğal ifadesi, denetlenmeyen ve tam anlamıyla manasız bir ifadedir. Herkes bunu herhangi bir ürün için kullanabilir. Marketteki donmuş öğünler, “enerji” barları, ya da kasap reyonunda parçalar halinde satılan tavukların nesi tamamen doğal? Normalde beslenmeyecekleri şekilde beslenince doğal mı beslenmiş oluyorlar? Sonra kendileri doğal olarak küçük parçalara bölünüp, küçük sarı köpükten kapların içine mi girdiler? Doğal ifadesini unutun. Zehirli mantarlar tamamen doğaldır, işlenmemiş yağ da öyle; ama bunları yemiyoruz. Gerçek gıdalar bulmaya çalışın, tercihen üzerlerinde barkod olmayan cinsinden. Atalarınızla neleri avlayabileceğinizi, toplayabileceğinizi, yolabileceğinizi, yetiştirebileceğinizi ya da hangi balıkları tutabileceğinizi bir düşünün. Bunlar doğal yiyeceklerdir, bunlardan yiyin.

31. Ambalajın üzerini okuyup şeker dedektifi olun.
Üretici, kanunen muhteviyatı, ürünün üzerine her içeriğin ağırlığını belirterek yazmak zorunda. Hangi içerik önce listelenirse bu, üründeki baskın maddedir, en sona yazılan içerik de miktar olarak en az olanıdır. Çoğu üretici, doğru olsa bile şekerin temel içerik olduğunu söylemeyi sevmez. Bu nedenle ürünlerine farklı tipte bir sürü şekerden az az koyarlar. Mesela; sakaroz, glikoz, mısır pekmezi, mısır tatlandırıcı, dekstroz, fruktoz, laktoz, maltodekstrin, invert şeker, konsantre meyve suyu, sorbitol, ksilitol, mannitol, arpa maltı, malt özü ve kesinlikle en kötüsü yüksek fruktozlu mısır pekmezi. Bunların küçük miktarlardaki karışımlarından koyarak, elinizde tuttuğunuz paketin şeker olduğunu yasal olarak saklamış olurlar. Yediğiniz gıdada kaç çaykaşığı fazladan eklenmiş şeker olduğunu öğrenmek istiyorsanız, ambalajda belirtilen şeker miktarını (gram cinsinden) dörde bölün. Bazı mısır gevreklerinde porsiyon başına yedi çaykaşığı şeker olduğunu bilseniz şaşırırdınız, üstelik de o porsiyonlar küçücük!


BİTTİ.

Az Karbonhidratlı Diyetinizin İşe Yaraması İçin 31 Yol - 6 

23. Canınız bir şey çektiğinde, üstesinden bununla gelin.
Bir çorbakaşığı tahin ve organik misoyu (ana maddesi soya fasulyesi olan, tuz ve tahıldan (arpa, ya da pirinç) oluşan yüksek proteinli, mayalanmış macunumsu bir Japon yiyeceği) karıştırıp bunu kereviz, kıvırcık salata, ya da karbonhidratı az olan krakerlere sürün. Bu hem mineral eksikliğini, hem de iştahınızı giderecek.

24. Bu amino asitle iştahınızı yenin.
Bir çorbakaşığı toz glütamini (bir amino asit) ksilitolle tatlandırıp bir ya da iki çorbakaşığı kremada (ya da yarıma yarım çorbakaşığı) eritirseniz, bu tatlıya duyduğunuz en güçlü arzuyu bile dindirecektir.

25.
Sebzeleri sevmenin en kısa yolu bu.
Sebzelerin ateşli karşıtı olan biri bile, bir tabak ızgara sebzeyle kazanılabilir. Dolmalık biber ve havuç, soğan ve pancar gibi kök sebzeler bu metoda en iyi tepkiyi veren sebzelerdir. Bunları doğrayıp ızgara yapılabilen tavalardan birinde pişirin. Çok az zeytinyağı ekledikten sonra 30-40 dakikalığına fırınlayın. Böylece bu sebzelerdeki varlığından bile habersiz olduğunuz şekerli tat açığa çıkacak.

26. Makarnayla hasar kontrolü yapın.
Makarnadan sonsuza kadar vazgeçmek zorunda değilsiniz, özellikle de hedeflediğiniz kiloya ulaştıysanız. Ancak pişirirken glikemik yükü azaltmak için, al dente pişirin; yani makarnalar sert olmasınlar ama diri olsunlar, fazla pişirmeyin. Ne kadar az kaynatırsanız, makarnadaki nişasta molekülleri o kadar birbirlerine yakın dururlar. Böylece enzimlerin makarnayı parçalaması zor olur ve kan şekeri üzerindeki etkisi azalır. Daha da iyisi, daha çok lif içeren, az karbonhidratlı makarnalardan alıp al dente pişirin.

27. Renkli alışveriş yapın.
Beslenmeyle ilgili hangi bilgilerin verildiğini takip etmek için kadın dergilerini düzenli olarak okuyorum (erkek dergilerini de okuyorum; ama tabii ki makaleler için). Okuduğum en iyi önerilerden bir tanesi şuydu: Renkli alışveriş yapın. Bir ton antioksidanı, proantosiyanidini ve fitokimyasalı ezberlemek istemiyorsanız, paranıza göre en yüksek beslenme değeri olan gıdaları almanızı garantilemenin yolu, kasada alışveriş sepetinizde neler olduğuna bakmaktır. Sepetiniz, kartpostallarda gördüğünüz Avrupa pazarlarına benziyor mu? Sepetinizin, yeşiller, kırmızılar, turuncular ve hatta mavilerle taşıyor olması gerek. Meyve ve sebzelerdeki renklerin sebebi bunların vücudunuzda benzeri bir amaca hizmet edecek olan doğal antioksidanlar oluşu. Aldığınız her şey, mukavva ya da karton rengindeyse bir şeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir.

28. Marketin dışta kalan koridorlarından alışveriş yapın.
Şeker, işlenmiş gıda ve abur cuburdan aldığınız kalorileri sihirli bir biçimde azaltmak ister misiniz? İşte size basit bir hile: Marketin iç tarafında kalan koridorlardan uzak durun. Tüm iyi şeyler, dış koridorlarda. Vaktinizi marketin kenarda kalan bölgesinde geçirin (bu aynı zamanda bekarlarla tanışmak için de iyi bir yer; ne de olsa kimse bir yabancıya dönüp de “Bu mısır gevreği kutusunun taze olup olmadığını nasıl anlıyorsunuz?” diye sormaz).

Az Karbonhidratlı Diyetinizin İşe Yaraması İçin 31 Yol - 5 

18. Dışarıda yerken, ekmeği geri gönderin.
Garsonu hayal kırıklığına uğratmayın. Eğer ekmekler orada durursa iki şey olabilir: Ya yersiniz, ya da yemezsiniz. Geri gönderirseniz, ilk olasılığı elemiş olursunuz.

19. Benden sonra tekrarlayın: Meyve suyu sağlıklı bir gıda değildir, asla da olmamıştır.
Büyük gıda şirketlerinin pazarlama başarılarından biri Amerika’yı meyve suyunun yararlı olduğu konusunda ikna etmiş olmalarıdır. Şekerle yüklü aptal bir içeceğin aslında yüzde 10’unun gerçek meyve suyu olduğunu iddia eden reklamlar var. Meyve suyu meyve değildir (ki karbonhidrat tiryakileri fazla meyve yememelidir, en azından başta). Meyve suyu sadece abur cuburdur. Şeker doludur, meyvede bulunan liften eser yoktur ve glisemik endeksi yüksektir. Başka gıdalardan da alabileceğiniz az miktarda vitamin dışında diyetinize hiçbir katkısı yoktur.

20. O “meşru” tatlılara dikkat edin.
Bir şey az karbonhidratlı diye, bu onda hiç kalori olmadığı ve ondan sınırsızca yiyebileceğiniz anlamına gelmez. Az yağlı olduğunu düşünerek bol miktarda abur cubur tüketen, az yağlı gıdalar yiyerek kilo vermeye çalışanların düştüğü hataya düşmeyin. Az karbonhidrat içeren pek çok leziz tatlı var ve arada bir bunlardan yiyebilmek güzel bir şey; ama eğer bunları yemek, daha çok tatlı yeme arzusu uyandırıyorsa uzak durmakta da fayda var. Eğer düzenli olarak ana yemeklerin yerini de almaya başlamışlarsa, bu daha da kötü bir şey (az karbonhidrat içeren barlarla yaşanan durumun aynısı).

21. Yanınızda protein açısından zengin atıştırmalıklar taşıyın.
Yiyecek otomatlarını, havaalanlarındaki yiyecek satan yerleri ve 7-Eleven’ları unutun. Atıştırmalık deyince, protein (ve de yağ) açısından gerçek yiyecekleri düşünün; hani avcı ve toplayıcı atalarınızın oynadıkları vahşi oyuna ara verdiklerinde atıştırdıkları türden gerçek yiyecekler. Yemiş, peynir (dil peyniri iyi bir seçenektir), katı yumurta, söğüş tavuk etini bir poşette düşünün. Eğer beslenme planınız izin veriyorsa, buna arada meyve de ekleyebilirsiniz; ama bir paket cips, kraker, ya da çikolatalı bisküvi alamazsınız; tabii eğer kilo vermek istiyorsanız!

22. Canınız şeker mi istedi? Sote edilmiş badem yemeyi deneyin.
İşte tatlı ihtiyacınızı giderecek hoş bir şey: Biraz bademi tereyağında soteleyin; ya da fırına atıp üzerlerine azıcık tereyağ damlatın. İsterseniz az miktarda deniz tuzu da kullanabilirsiniz. Porsiyon miktarına dikkat etmeyi ihmal etmeyin.

DEVAMI YARIN.

Yemek Yemeden Rahatlayın! 

Johnny Bowden

Yiyecekler, çok güçlü şekilde duygular ile bağlantılıdır. Bu yüzden çoğu insan için, favori yiyeceklerin sadece düşüncesi, bir karışım içerisinde görüntüyü, tadı, duyuyu, tadı, duyguyu ve hafızayı birleştirerek güçlü bir çağrışımı uyandırır. Onu bileşen parçalarına ayırmak imkânsızdır. Stres dolu bir günün sonunda, kafamızda dondurma yeme sirenleri çalabilir. Kulaklarımızda hep tanıdık ses vardır; ”Beni öldürmeyecek”, “ Bunu hakediyorum”, “Yarın başlayabilirim” gibi.. Oysa kilomuzu yönetmede başarılı olmak istiyorsak; bazı şeylerden feragat etmesini bilmemiz gerekir.

Arzular ile yaşamak

Sigarayı bıraktığımda benim için en değerli dersi almış oldum. Çoğu insan gibi, sonuç olarak sigara içme arzusunun duracağını sandım, sigarayı çok fazla düşünmüyordum ve alışkanlık bir bakıma kendi kendine yok oldu. Büyük yanlış. 10 yıldan fazla oluyor ve şimdi bile ( çok nadir fakat doğru), sinirlendirici, kanser yapıcı madde, kansere neden olan bu sigara dumanı ile ciğerlerimi doldurmak için bir teşvik alıyorum. Niye diye sormayın. Bir şeyleri yapmak için olumlu veya olumsuz bir güdüye sahip olabildiğimi sigarayı tamamen bıraktığımda öğrendim ve ama sigarayı bırakmamam için zorlayan güdüye izin vermedim. Bu güdüye esir olmak yerine, onun farkına vardım, takip ettim, tecrübe ettim ve sonuç olarak onu yendim. Bu bir yetkilendirmedir, kolay gelmez.

 Arzunun duygusal nedenleri
Bebeklik yıllarında, aç olduğumuz zaman ağlardık, karnımızı doyurduklarında ise ağlamayı keserdik. Açlığın acısının ve rahatsızlığının tok bir karın sağlayan bir şişe sütle ve sıklıkla etkili ve hoş bir sesle ile durdurulabileceğini öğrendik. Yiyecekler duygusal üzüntülerimizi yatıştıran bir anlam, endişelerimizi, sıkıntılarımızı, umutsuzluklarımızı ve yalnızlığımızı kendi kendimize iyileştirmek için bir araç, insanlarla aramıza da köprü oluşturmak için bir bağ olurlar.

Yiyecekler kutlamadır; Teşekkür sunma, yılbaşı, doğum günü ve tatil.

Yiyecekler sosyaldir; Toplanmalar, öğle yemekleri, büfe, akşam yemekleri ve randevular.

Yiyecekler, güvenilir, kadim, sadık bir arkadaş olur; Diyet yapan kimselerin kendilerini çıldırmış hissetmeleri hiçte şaşırtıcı değildir.

Arzunun biyolojik nedenleri

Dahası uyuşturucu gibi, yıkıcı yiyecekler, bağımlılık yapar. Yüksek karbonhidrat, yüksek şeker ve kolay yiyecekler, uyumlu olarak daha çok arzu hissetmeye öncülük eden yüksek kan şekeri ve insülin seviyesine neden olurlar. Ayrıca, yüksek serotonin seviyesine neden olurlar. Özellikle serotonin seviyesi düşük olan hassas kişilerde, karbonhidrat bingesi kendi kendini iyileştirmenin eşdeğeridir. Birçok kişinin, neredeyse yüksek olarak, bir şeker yüklemesi aldıktan sonra duygularını tanımladıklarını duydum.

Öyleyse, ne yapmalı?
Çok istediğim ve az ihtiyacım olduğu yiyeceklerin yanında, hiçbir şey yolunda gitmiyor gibi göründüğünde kendi kendime sormak için öğrendiğim 10 soru işte burada.

  1. Gerçekten ne hissediyorum?
  2. Bu duyguya sahip olabilir miyim?
  3. Bu yiyeceği yersem veya bu yüklemeye devam edrsem, bana neye mal olur?
  4. Şimdi benim için gerçekten ne önemlidir?
  5. Kendime bakmanın daha iyi bir yolu var mı?
  6. Şimdi kendime hediye olarak ne verebilirim?
  7. Kendime zarar vermeden şuan kendi kendimi nasıl geliştirebilirim?
  8. Şimdi bir çocuk olsaydım, nasıl kendi kendimi rahat hissettirirdim?
  9. Şimdi, yarın kendimi iyi hissetmemi sağlayacak ne yapabilirim?
  10. Ve sonuç olarak ve beklide hepsinden önemlisi.. Bu kolay yiyecekleri yersem, tadını çıkarabilir, hoşlanabilir, hoşnut olabilir ve onu bırakmaya izin verebilir miyim?

Az Karbonhidratlı Diyetinizin İşe Yaraması İçin 31 Yol - 4 

14. Yeşil içeceklerden için.
Yeşil içecekler, arpa, buğday çimeni, ya da tam yeşil gıdaların suları için kullanılan genel kategori ismidir. Bağışıklık sistemini uyarırlar ve fitobesleyenler ve vitaminler açısından zengindirler. Alkalin oluştururlar (bu nedenle de bol et içeren beslenme programlarını dengelerler), organik kaynaklardan elde edilmişlerdir, kalorileri düşüktür ve çoğu 3 ila 4 gramdan daha fazla (düşük glisemik endeksli) karbonhidrat içermez ki; bu da diyetin çok sıkı olan başlangıç safhasında değilseniz (olsanız bile gene de diyetinizde bunlara yer verebilirsiniz), oldukça önemsiz bir miktardır. Bunları sağlıklı gıdalar satan mağazalarda bulabilirsiniz. Onları diyetinizin bir parçası haline getirmeyi kesinlikle düşünün.

15. Badem yiyin, ama porsiyona dikkat edin.
Az karbonhidrat alarak beslenmek istiyorsanız, yemişler çok faydalıdır; ama kilo vermeyi de yavaşlatabilirler; çünkü kalorileri yüksektir ve kaçırıp yemeniz gerekenden fazlasını yemeniz çok kolaydır. Bunları kilo verme aşamasında yemeyi düşünüyorsanız, uygun porsiyonlara bölün. 15 badem bir porsiyon eder. Eğer büyük bir torba dolusu badem satın alırsanız, atıştırmak için hepsini yanınıza almayın; bir porsiyonluk bir poşet hazırlayıp gerisini kaldırın.

16. Tatlıya ihtiyacınız varsa, peynir ve böğürtlen/ahududu/çilek vs, ya da böğürtlen/ahududu/çilek vs ve krema isteyin.
Bunu GO-Diet’ın yaratıcısı Dr. Jack Goldberg tavsiye ediyor ve tatlandırmak için tatlandırıcı da ekleyebileceğinizi söylüyor. Eğer bu, size izin verilen karbonhidrat miktarına uyuyorsa, meyvelerle kremayı evde yiyin ve eğer tatlandırıcı kullanmanız gerekiyorsa, ksilitol kullanın.

17. Protein barlarına dikkat edin.
Bu konuda dikkatli olmalısınız. Yeni bir yeme şekline alıştığınız için, ilk iki hafta bunları kesinlikle önermiyorum. Pazar bu yeni tür şekere -atıştırmalık demek istiyorum- doydu. Bu nedenle de hem hiçbir faydası olmayanları, hem de o kadar da kötü olmayanları var. En iyileri PaleoBar, Sears Labs' Omega-3 Zone ve Atkins barları. Protein barlarının hepsi birbiriyle eş değerde değildir; “enerji barı” terimi tam bir pazarlama hilesidir. Beslenme açısından “enerji” “kalori” anlamına gelir; ama üreticilerin düşünmenizi istediği şey, bu barları yedikten sonra maraton koşabilecek gibi hissetmenizdir. Bu pek de böyle sayılmaz. Aslında çoğu karbonhidratla yüklüdür. Hemen hepsinde hidrojen yağlar (trans-yağlar) vardır. Protein barlarında daha çok protein ve çoğu zaman daha az karbonhidrat vardır; ama gene de ambalajın üzerini okumakta fayda var. Bazıları içerdiği 330 kaloriyle atıştırmalık olmak için fazla kalorilidir. Buna ek olarak, şeker alkolü olan ve karbonhidrat sayıyorsanız dahil edilmesi gereken sorbitol ve mannitol gibi tatlandırıcılar içerirler. Özellikle mannitol gaz yapabilir. Barlarında sadece iki üç gram etken karbonhidrat olduğunu söylerken sevgili Dr. Atkins bile gliserini (gliserol olarak da tanınır) saymaz. Buradaki çelişki şudur: Kokusuz, renksiz, tatlı tadı olan bir sıvı olan gliserol, tatlandırıcı olarak kullanılır ve karbonhidrat klasmanına girer; ama Atkins, kan şekerini şeker gibi etkilemediği için gliserolü karbonhidrat içeriği olarak saymadığını iddia etmektedir. Belki öyle, belki değil. Az karbonhidratla beslenenler, bunun kilo vermelerini yavaşlattığını söylerken, bazıları da aksini iddia ediyor. Her durumda en iyisi gerçek gıdalarla beslenip bu barları en azından birkaç hafta kullanmamak.

 Bölüm 5 yarın.