| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Diyet , Makyaj , Sağlık , GüzellikRSSYorum RSS
Yazılar

Soda ile Maden Suyunu Karıştırmayın! 

Halk arasında soda ve maden suyu eş anlamlı kullanılmasına rağmen ikisi birbirinden farklıdır. Maden suyu, yeraltı sularından elde edilmiş, çözünmüş katı madde içeriği toplam 250 mg/l'den daha az olmayan sulara verilen addır. Çözünmüş mineral tuzları, elementler ve gaz içerirler. Mineralli suları diğer sulardan ayıran özellik, kaynağından elde edildiği anda spesifik miktar ve oranlarda mineraller ve iz elementler içermeleridir. 500 mg/l'den daha az mineral içerenlere düşük mineralli su,1500 mg/l'den daha fazla içerenlere yüksek mineralli su denilmektedir. Maden suyu içinde; bikarbonat, sülfat, klorit, kalsiyum, magnezyum, florit, demir ve sodyum bulundururlar. Farklı markalar farklı miktarlarda mineral içerirler. Marka tercih ederken içeriklerine mutlaka bakılmalı.

Soda mineral içermez

İçilebilir nitelikteki herhangi bir suya karbondioksit eklendiğinde soda yapılmış olur. Maden suyu ise yerin en derin katmanlarından çıkar ve yeryüzüne çıkarken geçtikleri katmanlardan mineralleride alarak yol alırlar. Bu durumda maden suyu mineralce çok zengin iken soda mineral içermez. Maden suyu ve soda, ikisi de mideyi rahatlatma özelliğine sahiptir ancak sodanın bundan başka hiçbir işlevi yoktur oysa maden suyu aynı zamanda doğal bir mineral deposudur. Dolayısıyla tüketilmesi önerilen doğal maden sularıdır ve sodayla maden suyunu ayırt edebilmek için pek çok gıda maddesini alırken yapmamız gerektiği gibi etiket okumak çok önemlidir.

 Günde ne kadar maden suyu tüketmeli?
Maden suyu içindeki minareller sebebiyle çok sağlıklı bir içecektir ve insan sağlığını destekleyicidir. Ter, solunum ve idrar ile kaybolan minerallerin yerine gelmesi için su içmenin yanı sıra sıvı ihtiyacının bir kısmı maden suyundan karşılanabilir. Amerikan Obezite Birliği sağlıklı bireyler için maden suyu tüketimini 600 ml. olarak belirlemiştir. Ülkemizde tuz tüketimi genllikle yüksektir. Aşırı tuz alımı, yüksek tansiyon, börek hastalıkları ve mide ülseri gibi hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Ayrıca fazla sodyum alımı idrarla kalsiyum atımını hızlandırdığı için kemik erimesi sorunu için risk faktörü oluşturur.  Maden suları yüksek sodyum içerdikleri için aşırı miktarda tüketilmemelidir. Maden suyu seçimi yapılırken de düşük sodyum, yüksek magnezyum ve kalsiyum içerikli olanlar tercih edilmeli. Sağlıklı insanlar günde iki şişe, kilolu kişiler bir şişe içebilir. Kalp, böbrek ve hipertansiyon hastaları ise uzak durmalı.

Maden suyunun faydaları nelerdir?

  • Her yaştaki bireylerin günlük kalsiyum gereksinimlerinin karşılanmasında takviye olarak düşünülebilir. Böylece güçlü kemik yapısının oluşması ve korunmasını sağlar.
  • Büyüme çağında, hamilelikte ve yaşlılıkta artan mineral ihtiyacının (magnezyum, kalsiyum, flor ve sodyum gibi) karşılanmasında gerektiği kadar kullanılarak sağlanabilir.
  • Sağlıklı bireylerde içerdiği sülfat, bikarbonat iyonları sayesinde sindirim sistemi (mide ve bağırsaklar) ve boşaltım sistemi (böbrekler ve idrar yolları) fonksiyonlarını destekler(maden suyunun önerilen miktardan fazla tüketilmemesi şartıyla geçerlidir).
  • Cildin gerekli olan su ve mineral ihtiyacını da karşılayarak cilde gergin, pürüzsüz ve canlı bir görünüm sağlanmasında yardımcıdır.
  • Solunum, idrar, her türlü spor aktivitesinde ve özellikle yaz aylarında terleme ile oluşan su ve mineral kaybının karşılanmasında ölçüsü kadar kullanılabilir.
  • Bikarbonat içeriğinin yüksek olması ise asit fazlalığı, yanma ve ekşime ile seyreden mide hastalıklarında mide asidi fazlalılığını baskılayıcıdır.
  • Özellikle yaz aylarında sıcaklığın artmasıyla birlikte asitli içecek tüketme ihitiyacı da artar. Boyalı, katkı maddeli içecekler yerine maden suları tercih edilebilir. Son dönemde meyveli çeşitleri de piyasada bulunmakta fakat bunların kalori de dikkate alınarak tüketilmesinde fayda var.
Hamilelikte maden suyu içilebilir mi?
Hamilelik, yeterli ve dengeli beslenmenin çok daha önemli olduğu ve  özellikle dikkat edilmesi gereken bir dönem. Annenin vücudu, bebeğin beslenebilmesi ve gelişiminin sağlanabilmesi için normalden daha fazla gıda, sıvı, mineraller ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Mineral ihtiyacının bir kısmını tamamlayabilmek için, bu dönemde farklı bir sağlık problemi(hipertansiyon...vb) yaşanmıyorsa maden suyu tüketimi önerilebilir.

Maden suyu böbrek taşı yapar mı?
Böbrek taşı oluşumunu maden suyu tüketmeye bağlamak yanlış olur. Aksine yeterli ve düzenli miktarlarda su ve maden suyu tüketmeyen insanlarda tüketenlere göre böbrek taşı oluşumu riski daha yüksektir. Bu duruma gelmiş ve böbreklerinde taş oluşmuş insanların maden suyu tüketmeleri tavsiye edilmez ancak esas olan, düzenli ve yeterli miktarlarda su ve maden suyu tüketerek vücudumuzu bu gibi etkenlerden korumaktır.

 

Az Karbonhidratlı Diyetinizin İşe Yaraması İçin 31 Yol - 7 / son 

29. Yemek kitabı alın.
Bana “Ne yiyebilirim?” diye soran, ya da sürekli aynı şeyleri yemekten bıktığını söyleyen her müşterim için tek bir bozukluğum olsaydı, şimdiye kadar zengin bir beslenme uzmanı olmuştum! Bu kitap için araştırma yaparken, sorunun cevabı birden netleşti. Her seviye ve farklı ilgi alanı için, yeni başlayanlar için olandan (ben) gurme şefleri için olana kadar düzinelerce -düzinelerce derken abartmıyorum- yemek kitabı var. Az karbonhidrat yemek için kendinizi sadece tavuk ve sebzelerle kısıtlamanıza gerek yok.

30. “Tamamen doğal” demek, tamamen iyi demek değildir.
Pazarlamacıların diğer bir başarısı da, ambalajın üzerine “doğal” yazınca, sanki bir anlamı varmış gibi sanmamızı sağlamalarıdır. Tamamen doğal ifadesi, denetlenmeyen ve tam anlamıyla manasız bir ifadedir. Herkes bunu herhangi bir ürün için kullanabilir. Marketteki donmuş öğünler, “enerji” barları, ya da kasap reyonunda parçalar halinde satılan tavukların nesi tamamen doğal? Normalde beslenmeyecekleri şekilde beslenince doğal mı beslenmiş oluyorlar? Sonra kendileri doğal olarak küçük parçalara bölünüp, küçük sarı köpükten kapların içine mi girdiler? Doğal ifadesini unutun. Zehirli mantarlar tamamen doğaldır, işlenmemiş yağ da öyle; ama bunları yemiyoruz. Gerçek gıdalar bulmaya çalışın, tercihen üzerlerinde barkod olmayan cinsinden. Atalarınızla neleri avlayabileceğinizi, toplayabileceğinizi, yolabileceğinizi, yetiştirebileceğinizi ya da hangi balıkları tutabileceğinizi bir düşünün. Bunlar doğal yiyeceklerdir, bunlardan yiyin.

31. Ambalajın üzerini okuyup şeker dedektifi olun.
Üretici, kanunen muhteviyatı, ürünün üzerine her içeriğin ağırlığını belirterek yazmak zorunda. Hangi içerik önce listelenirse bu, üründeki baskın maddedir, en sona yazılan içerik de miktar olarak en az olanıdır. Çoğu üretici, doğru olsa bile şekerin temel içerik olduğunu söylemeyi sevmez. Bu nedenle ürünlerine farklı tipte bir sürü şekerden az az koyarlar. Mesela; sakaroz, glikoz, mısır pekmezi, mısır tatlandırıcı, dekstroz, fruktoz, laktoz, maltodekstrin, invert şeker, konsantre meyve suyu, sorbitol, ksilitol, mannitol, arpa maltı, malt özü ve kesinlikle en kötüsü yüksek fruktozlu mısır pekmezi. Bunların küçük miktarlardaki karışımlarından koyarak, elinizde tuttuğunuz paketin şeker olduğunu yasal olarak saklamış olurlar. Yediğiniz gıdada kaç çaykaşığı fazladan eklenmiş şeker olduğunu öğrenmek istiyorsanız, ambalajda belirtilen şeker miktarını (gram cinsinden) dörde bölün. Bazı mısır gevreklerinde porsiyon başına yedi çaykaşığı şeker olduğunu bilseniz şaşırırdınız, üstelik de o porsiyonlar küçücük!


BİTTİ.

Az Karbonhidratlı Diyetinizin İşe Yaraması İçin 31 Yol - 6 

23. Canınız bir şey çektiğinde, üstesinden bununla gelin.
Bir çorbakaşığı tahin ve organik misoyu (ana maddesi soya fasulyesi olan, tuz ve tahıldan (arpa, ya da pirinç) oluşan yüksek proteinli, mayalanmış macunumsu bir Japon yiyeceği) karıştırıp bunu kereviz, kıvırcık salata, ya da karbonhidratı az olan krakerlere sürün. Bu hem mineral eksikliğini, hem de iştahınızı giderecek.

24. Bu amino asitle iştahınızı yenin.
Bir çorbakaşığı toz glütamini (bir amino asit) ksilitolle tatlandırıp bir ya da iki çorbakaşığı kremada (ya da yarıma yarım çorbakaşığı) eritirseniz, bu tatlıya duyduğunuz en güçlü arzuyu bile dindirecektir.

25.
Sebzeleri sevmenin en kısa yolu bu.
Sebzelerin ateşli karşıtı olan biri bile, bir tabak ızgara sebzeyle kazanılabilir. Dolmalık biber ve havuç, soğan ve pancar gibi kök sebzeler bu metoda en iyi tepkiyi veren sebzelerdir. Bunları doğrayıp ızgara yapılabilen tavalardan birinde pişirin. Çok az zeytinyağı ekledikten sonra 30-40 dakikalığına fırınlayın. Böylece bu sebzelerdeki varlığından bile habersiz olduğunuz şekerli tat açığa çıkacak.

26. Makarnayla hasar kontrolü yapın.
Makarnadan sonsuza kadar vazgeçmek zorunda değilsiniz, özellikle de hedeflediğiniz kiloya ulaştıysanız. Ancak pişirirken glikemik yükü azaltmak için, al dente pişirin; yani makarnalar sert olmasınlar ama diri olsunlar, fazla pişirmeyin. Ne kadar az kaynatırsanız, makarnadaki nişasta molekülleri o kadar birbirlerine yakın dururlar. Böylece enzimlerin makarnayı parçalaması zor olur ve kan şekeri üzerindeki etkisi azalır. Daha da iyisi, daha çok lif içeren, az karbonhidratlı makarnalardan alıp al dente pişirin.

27. Renkli alışveriş yapın.
Beslenmeyle ilgili hangi bilgilerin verildiğini takip etmek için kadın dergilerini düzenli olarak okuyorum (erkek dergilerini de okuyorum; ama tabii ki makaleler için). Okuduğum en iyi önerilerden bir tanesi şuydu: Renkli alışveriş yapın. Bir ton antioksidanı, proantosiyanidini ve fitokimyasalı ezberlemek istemiyorsanız, paranıza göre en yüksek beslenme değeri olan gıdaları almanızı garantilemenin yolu, kasada alışveriş sepetinizde neler olduğuna bakmaktır. Sepetiniz, kartpostallarda gördüğünüz Avrupa pazarlarına benziyor mu? Sepetinizin, yeşiller, kırmızılar, turuncular ve hatta mavilerle taşıyor olması gerek. Meyve ve sebzelerdeki renklerin sebebi bunların vücudunuzda benzeri bir amaca hizmet edecek olan doğal antioksidanlar oluşu. Aldığınız her şey, mukavva ya da karton rengindeyse bir şeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir.

28. Marketin dışta kalan koridorlarından alışveriş yapın.
Şeker, işlenmiş gıda ve abur cuburdan aldığınız kalorileri sihirli bir biçimde azaltmak ister misiniz? İşte size basit bir hile: Marketin iç tarafında kalan koridorlardan uzak durun. Tüm iyi şeyler, dış koridorlarda. Vaktinizi marketin kenarda kalan bölgesinde geçirin (bu aynı zamanda bekarlarla tanışmak için de iyi bir yer; ne de olsa kimse bir yabancıya dönüp de “Bu mısır gevreği kutusunun taze olup olmadığını nasıl anlıyorsunuz?” diye sormaz).

Az Karbonhidratlı Diyetinizin İşe Yaraması İçin 31 Yol - 5 

18. Dışarıda yerken, ekmeği geri gönderin.
Garsonu hayal kırıklığına uğratmayın. Eğer ekmekler orada durursa iki şey olabilir: Ya yersiniz, ya da yemezsiniz. Geri gönderirseniz, ilk olasılığı elemiş olursunuz.

19. Benden sonra tekrarlayın: Meyve suyu sağlıklı bir gıda değildir, asla da olmamıştır.
Büyük gıda şirketlerinin pazarlama başarılarından biri Amerika’yı meyve suyunun yararlı olduğu konusunda ikna etmiş olmalarıdır. Şekerle yüklü aptal bir içeceğin aslında yüzde 10’unun gerçek meyve suyu olduğunu iddia eden reklamlar var. Meyve suyu meyve değildir (ki karbonhidrat tiryakileri fazla meyve yememelidir, en azından başta). Meyve suyu sadece abur cuburdur. Şeker doludur, meyvede bulunan liften eser yoktur ve glisemik endeksi yüksektir. Başka gıdalardan da alabileceğiniz az miktarda vitamin dışında diyetinize hiçbir katkısı yoktur.

20. O “meşru” tatlılara dikkat edin.
Bir şey az karbonhidratlı diye, bu onda hiç kalori olmadığı ve ondan sınırsızca yiyebileceğiniz anlamına gelmez. Az yağlı olduğunu düşünerek bol miktarda abur cubur tüketen, az yağlı gıdalar yiyerek kilo vermeye çalışanların düştüğü hataya düşmeyin. Az karbonhidrat içeren pek çok leziz tatlı var ve arada bir bunlardan yiyebilmek güzel bir şey; ama eğer bunları yemek, daha çok tatlı yeme arzusu uyandırıyorsa uzak durmakta da fayda var. Eğer düzenli olarak ana yemeklerin yerini de almaya başlamışlarsa, bu daha da kötü bir şey (az karbonhidrat içeren barlarla yaşanan durumun aynısı).

21. Yanınızda protein açısından zengin atıştırmalıklar taşıyın.
Yiyecek otomatlarını, havaalanlarındaki yiyecek satan yerleri ve 7-Eleven’ları unutun. Atıştırmalık deyince, protein (ve de yağ) açısından gerçek yiyecekleri düşünün; hani avcı ve toplayıcı atalarınızın oynadıkları vahşi oyuna ara verdiklerinde atıştırdıkları türden gerçek yiyecekler. Yemiş, peynir (dil peyniri iyi bir seçenektir), katı yumurta, söğüş tavuk etini bir poşette düşünün. Eğer beslenme planınız izin veriyorsa, buna arada meyve de ekleyebilirsiniz; ama bir paket cips, kraker, ya da çikolatalı bisküvi alamazsınız; tabii eğer kilo vermek istiyorsanız!

22. Canınız şeker mi istedi? Sote edilmiş badem yemeyi deneyin.
İşte tatlı ihtiyacınızı giderecek hoş bir şey: Biraz bademi tereyağında soteleyin; ya da fırına atıp üzerlerine azıcık tereyağ damlatın. İsterseniz az miktarda deniz tuzu da kullanabilirsiniz. Porsiyon miktarına dikkat etmeyi ihmal etmeyin.

DEVAMI YARIN.

Yemek Yemeden Rahatlayın! 

Johnny Bowden

Yiyecekler, çok güçlü şekilde duygular ile bağlantılıdır. Bu yüzden çoğu insan için, favori yiyeceklerin sadece düşüncesi, bir karışım içerisinde görüntüyü, tadı, duyuyu, tadı, duyguyu ve hafızayı birleştirerek güçlü bir çağrışımı uyandırır. Onu bileşen parçalarına ayırmak imkânsızdır. Stres dolu bir günün sonunda, kafamızda dondurma yeme sirenleri çalabilir. Kulaklarımızda hep tanıdık ses vardır; ”Beni öldürmeyecek”, “ Bunu hakediyorum”, “Yarın başlayabilirim” gibi.. Oysa kilomuzu yönetmede başarılı olmak istiyorsak; bazı şeylerden feragat etmesini bilmemiz gerekir.

Arzular ile yaşamak

Sigarayı bıraktığımda benim için en değerli dersi almış oldum. Çoğu insan gibi, sonuç olarak sigara içme arzusunun duracağını sandım, sigarayı çok fazla düşünmüyordum ve alışkanlık bir bakıma kendi kendine yok oldu. Büyük yanlış. 10 yıldan fazla oluyor ve şimdi bile ( çok nadir fakat doğru), sinirlendirici, kanser yapıcı madde, kansere neden olan bu sigara dumanı ile ciğerlerimi doldurmak için bir teşvik alıyorum. Niye diye sormayın. Bir şeyleri yapmak için olumlu veya olumsuz bir güdüye sahip olabildiğimi sigarayı tamamen bıraktığımda öğrendim ve ama sigarayı bırakmamam için zorlayan güdüye izin vermedim. Bu güdüye esir olmak yerine, onun farkına vardım, takip ettim, tecrübe ettim ve sonuç olarak onu yendim. Bu bir yetkilendirmedir, kolay gelmez.

 Arzunun duygusal nedenleri
Bebeklik yıllarında, aç olduğumuz zaman ağlardık, karnımızı doyurduklarında ise ağlamayı keserdik. Açlığın acısının ve rahatsızlığının tok bir karın sağlayan bir şişe sütle ve sıklıkla etkili ve hoş bir sesle ile durdurulabileceğini öğrendik. Yiyecekler duygusal üzüntülerimizi yatıştıran bir anlam, endişelerimizi, sıkıntılarımızı, umutsuzluklarımızı ve yalnızlığımızı kendi kendimize iyileştirmek için bir araç, insanlarla aramıza da köprü oluşturmak için bir bağ olurlar.

Yiyecekler kutlamadır; Teşekkür sunma, yılbaşı, doğum günü ve tatil.

Yiyecekler sosyaldir; Toplanmalar, öğle yemekleri, büfe, akşam yemekleri ve randevular.

Yiyecekler, güvenilir, kadim, sadık bir arkadaş olur; Diyet yapan kimselerin kendilerini çıldırmış hissetmeleri hiçte şaşırtıcı değildir.

Arzunun biyolojik nedenleri

Dahası uyuşturucu gibi, yıkıcı yiyecekler, bağımlılık yapar. Yüksek karbonhidrat, yüksek şeker ve kolay yiyecekler, uyumlu olarak daha çok arzu hissetmeye öncülük eden yüksek kan şekeri ve insülin seviyesine neden olurlar. Ayrıca, yüksek serotonin seviyesine neden olurlar. Özellikle serotonin seviyesi düşük olan hassas kişilerde, karbonhidrat bingesi kendi kendini iyileştirmenin eşdeğeridir. Birçok kişinin, neredeyse yüksek olarak, bir şeker yüklemesi aldıktan sonra duygularını tanımladıklarını duydum.

Öyleyse, ne yapmalı?
Çok istediğim ve az ihtiyacım olduğu yiyeceklerin yanında, hiçbir şey yolunda gitmiyor gibi göründüğünde kendi kendime sormak için öğrendiğim 10 soru işte burada.

  1. Gerçekten ne hissediyorum?
  2. Bu duyguya sahip olabilir miyim?
  3. Bu yiyeceği yersem veya bu yüklemeye devam edrsem, bana neye mal olur?
  4. Şimdi benim için gerçekten ne önemlidir?
  5. Kendime bakmanın daha iyi bir yolu var mı?
  6. Şimdi kendime hediye olarak ne verebilirim?
  7. Kendime zarar vermeden şuan kendi kendimi nasıl geliştirebilirim?
  8. Şimdi bir çocuk olsaydım, nasıl kendi kendimi rahat hissettirirdim?
  9. Şimdi, yarın kendimi iyi hissetmemi sağlayacak ne yapabilirim?
  10. Ve sonuç olarak ve beklide hepsinden önemlisi.. Bu kolay yiyecekleri yersem, tadını çıkarabilir, hoşlanabilir, hoşnut olabilir ve onu bırakmaya izin verebilir miyim?

Az Karbonhidratlı Diyetinizin İşe Yaraması İçin 31 Yol - 4 

14. Yeşil içeceklerden için.
Yeşil içecekler, arpa, buğday çimeni, ya da tam yeşil gıdaların suları için kullanılan genel kategori ismidir. Bağışıklık sistemini uyarırlar ve fitobesleyenler ve vitaminler açısından zengindirler. Alkalin oluştururlar (bu nedenle de bol et içeren beslenme programlarını dengelerler), organik kaynaklardan elde edilmişlerdir, kalorileri düşüktür ve çoğu 3 ila 4 gramdan daha fazla (düşük glisemik endeksli) karbonhidrat içermez ki; bu da diyetin çok sıkı olan başlangıç safhasında değilseniz (olsanız bile gene de diyetinizde bunlara yer verebilirsiniz), oldukça önemsiz bir miktardır. Bunları sağlıklı gıdalar satan mağazalarda bulabilirsiniz. Onları diyetinizin bir parçası haline getirmeyi kesinlikle düşünün.

15. Badem yiyin, ama porsiyona dikkat edin.
Az karbonhidrat alarak beslenmek istiyorsanız, yemişler çok faydalıdır; ama kilo vermeyi de yavaşlatabilirler; çünkü kalorileri yüksektir ve kaçırıp yemeniz gerekenden fazlasını yemeniz çok kolaydır. Bunları kilo verme aşamasında yemeyi düşünüyorsanız, uygun porsiyonlara bölün. 15 badem bir porsiyon eder. Eğer büyük bir torba dolusu badem satın alırsanız, atıştırmak için hepsini yanınıza almayın; bir porsiyonluk bir poşet hazırlayıp gerisini kaldırın.

16. Tatlıya ihtiyacınız varsa, peynir ve böğürtlen/ahududu/çilek vs, ya da böğürtlen/ahududu/çilek vs ve krema isteyin.
Bunu GO-Diet’ın yaratıcısı Dr. Jack Goldberg tavsiye ediyor ve tatlandırmak için tatlandırıcı da ekleyebileceğinizi söylüyor. Eğer bu, size izin verilen karbonhidrat miktarına uyuyorsa, meyvelerle kremayı evde yiyin ve eğer tatlandırıcı kullanmanız gerekiyorsa, ksilitol kullanın.

17. Protein barlarına dikkat edin.
Bu konuda dikkatli olmalısınız. Yeni bir yeme şekline alıştığınız için, ilk iki hafta bunları kesinlikle önermiyorum. Pazar bu yeni tür şekere -atıştırmalık demek istiyorum- doydu. Bu nedenle de hem hiçbir faydası olmayanları, hem de o kadar da kötü olmayanları var. En iyileri PaleoBar, Sears Labs' Omega-3 Zone ve Atkins barları. Protein barlarının hepsi birbiriyle eş değerde değildir; “enerji barı” terimi tam bir pazarlama hilesidir. Beslenme açısından “enerji” “kalori” anlamına gelir; ama üreticilerin düşünmenizi istediği şey, bu barları yedikten sonra maraton koşabilecek gibi hissetmenizdir. Bu pek de böyle sayılmaz. Aslında çoğu karbonhidratla yüklüdür. Hemen hepsinde hidrojen yağlar (trans-yağlar) vardır. Protein barlarında daha çok protein ve çoğu zaman daha az karbonhidrat vardır; ama gene de ambalajın üzerini okumakta fayda var. Bazıları içerdiği 330 kaloriyle atıştırmalık olmak için fazla kalorilidir. Buna ek olarak, şeker alkolü olan ve karbonhidrat sayıyorsanız dahil edilmesi gereken sorbitol ve mannitol gibi tatlandırıcılar içerirler. Özellikle mannitol gaz yapabilir. Barlarında sadece iki üç gram etken karbonhidrat olduğunu söylerken sevgili Dr. Atkins bile gliserini (gliserol olarak da tanınır) saymaz. Buradaki çelişki şudur: Kokusuz, renksiz, tatlı tadı olan bir sıvı olan gliserol, tatlandırıcı olarak kullanılır ve karbonhidrat klasmanına girer; ama Atkins, kan şekerini şeker gibi etkilemediği için gliserolü karbonhidrat içeriği olarak saymadığını iddia etmektedir. Belki öyle, belki değil. Az karbonhidratla beslenenler, bunun kilo vermelerini yavaşlattığını söylerken, bazıları da aksini iddia ediyor. Her durumda en iyisi gerçek gıdalarla beslenip bu barları en azından birkaç hafta kullanmamak.

 Bölüm 5 yarın.

Zayıflama Yöntemleri. 

Evde, işte, arkadaşlarınızlayken hatta tatilde bile farketmeden zayıflayabilirsiniz.

Evde...

  • Uzaktan kumanda kullanmayın. Kanal değiştirmek için kalkınca odada 1 dakika dolaşın.
  • Elektrikli süpürge ile yarım saat yerleri süpürün.
  • TV izlerken reklam aralarında yürüyüşe çıkın.
  • Uyandıktan sonra yatakta kalın ve yan yatarak 15 defa bacaklarınızı açıp kapayın. Sırt üstü yatın ve bacaklarınızı sırayla 15 saniye havada tutun.
  • Vücudunuza kese yapın.
  • Yemek pişirirken dolu şişeleri kaldırarak ağırlık hareeketi yapın. Bu sırada kalçalarınızı sıkı tutun, bacaklarınızı açın ve su şişelerini 20-30 kez kaldırıp indirin.
Tatilde...
  • Kumda yürüyün.
  • Kıyıda, ayaklarınız denizde yürüyün.
  • Havuzda ellerinizi birleştirmeye, alkış hareketi yapmaya çalışın.
  • Alışveriş yapın ve eve yürüyerek gidin.
  • Mümkünse frizbi oynayın.
Ofiste...
  • Arkadaşınıza birşey söyleyeceğiniz zaman kalkıp yanına gidin.
  • Masanızda dik durmaya çalışın.
  • Ayaktayken bacak kaslarınızı kasın ve gergin tutun, parmak ucunuzda kalkın.Bunu birkaç kez tekrarlayın.
  • Ayaklarınızı sallayın, ellerinizi hareket ettirin, sakız çiğneyin.
  • Kahvenizi kendiniz alın.
  • Telefonda konuşurken kalçalarınızı sıkıp gevşetin.
  • Fırsat buldukça ayakta durun.
Arkadaşlarınızlayken...
  • Dansa gidin.
  • Bowling, bilardo oynayın.
  • Gülün.

Diri Göğüslere Sahip Olmak İçin Öneriler 

Biz kadınlar tabiiki güzel, diri gözüken göğüslere sagip olmak isteriz. Sanıldığının aksine diri göğüslere sahip olmak için küçük bir servet harcamamiza gerek yok, işte size birkaç basit öneri...Peelingle cildinizi pürüzsüzleştirin
Yumuşak etkili bir vücut peelingi cildi pürüzsüzleştiriyor. Peelingin ardından göğüs dekolteniz pembe ve canlı bir görünüme kavuşuyor. Peeling kremini göğüs dekoltenize yayın ve yumuşak bir yüz fırçasıyla hafif masaj yaparak yedirin. Böylece yumuşak bir dokusu olan bu bölgenen yıpranmasını önlersiniz. Ardından ıslak ve yumuşak bir bezle peeling kalıntılarını temizleyin.

Soğuk duş ile kan dolaşımınızı hızlandırın
Göğüsleriniz ister küçük, isterse büyük olsun, önemli olan canlı görünmeleri. Diri göğüslere sahip olabilmek için, düzenli olarak soğuk su ile basınçlı duş yapın. Soğuk su ile yapılan masaj, dokuları sıkılaştırmaya, üst derinin elastikiyetini artırmaya ve zamansız gevşemesini önlemeye yardımcı oluyor. Sabahları duş telefonunun yardımıyla iki üç kez dairesel hareketler yaparak soğuk suyu göğüslerinizin üzerinde gezdirin. Ardından da güzelce kremleyin. Bu kremlerin içeriğindeki maddeler, bağ dokusunun sıkılaşmasını ve elastikiyetini güçlendiriyor.

Ampuller bağ dokusunu sıkılaştırıyor
Ampuller, özellikle stres, hamilelik, solaryum gibi nedenlerden dolayı yıpranan göğüslerde etkili oluyor. Bu ürünler, içindeki konsantre maddeleri ile göğsün bağ dokusunu sıkılaştırıyor.

Göğüs jimnastiği şart
Aslında göğüslerde hiç kas bulunmuyor. Göğüs, merkezde hacim veren yağ dokusu içine gömülmüş meme bezi ve biçimini veren deri örtüsünden oluşuyor. Tabii ki, jimnastikten beklediğimiz, büyüklüğünü değiştirmesi değil. Ancak fiziksel aktivite, göğüs bölgesinde, memenin arka kısmında kalan ve ona destek olan kasları kuvvetlendiriyor. Bu yüzden diri göğüsler istiyorsanız, düzenli olarak egzersiz yapmayı ihmal etmeyin. Göğüs jimnastiği yaparken ellerinize birer ağırlık alın, dik durun ve kollarınızın üst kısmını vücudunuza iyice yapıştırın. Önce bir kolunuzu, sonra diğerini olmak üzere, elinizde bulunan ağırlıkla birlikte kollarınızı dirsekten kırarak yukarı kaldırın. Bu hareketleri, iki kolla da 20'şer defa olmak üzere her gün düzenli olarak yapın.
İkinci harekette tek ağırlık kullanın. İki elinizi birleştirerek kollarınızı başınızın üzerine doğru kaldırın. Ardından iki kolunuzu da dirseklerden kırarak, ensenize doğru uzatın.

Maske

Göğüslerinizdeki kırışıklıkları farkettiğinizde paniğe kapılmayın. Göğüslerinizle boynunuzun arasına her gün düzenli olarak uygulayacağınız göğüs maskeleri, bu kırışıklıkları giderecektir. Maskenin ardından göğüs bölgenizi nemli bir bezle örtmek maskenin içindeki maddelerin vücut tarafından emilmesini kolaylaştırır.

Masaj
Pürüzlü cilt, askılı bluzlarda kötü bir görünüm sergiler. Her gün fırçayla yapacağınız masajlar, cildinizin canlı ve pürüzsüz görünmesini sağlar. Bu uygulamadan sonra mutlaka vücut yağı ya da vücut kremi sürmeyin ihmal etmeyin.

Diri göğüsler için bakım şart
Göğüs yapısında kas bulunmuyor ve bu yüzden son derece nazik organlar. Destek olarak, göğsü çevreleyen derinin elastikiyetinden yararlanılıyor. Ancak göğüsler her an yerçekimine maruz kaldığından, zamanla sarkma riskiyle karşı karşıya kalmaları kaçınılmaz. Gebelik, vücut ağırlığındaki ani değişiklikler ve arka kasların zayıflaması da bu riski artırıyor. İşte, bu olumsuz etkilerden dolayı göğüslerinizin sarkmasını ve göğüs derinizin deforme olmasını istemiyorsanız, bu bölge için özel olarak hazırlanmış bazı kozmetik ürünlerini düzenli olarak uygulamanız son derece önem taşıyor.

Sadece 8 Dakika Egzersizle Forma Girin! 

Saatlerce süren egsersizlere tahammülünüz kalmadıysa ROM Machine imdadınıza yetişiyor.

ROM Machine nedir?
ROM (Range of Motion) Machine Amerika’da geliştirilmiş devrim niteliğinde bir fitness aletidir. Amerikalılar ona ‘The Time Machine’ diyor. ROM Machine gerçek anlamda bir zaman makinası. Sadece 2x4 dakikada yapacağınız antrenmanla tüm vücut egzersiz yapmanız mümkün. ROM Machine’de ilk önce vücudunuzun üst bölgesini daha sonra alt bölgesini 4 dakika boyunca çalıştırıyorsunuz. Günaşırı 8’er dakika yapacağınız antrenmanın sonuçlarını ROM Machine’i kullanmaya başladığınız andan itibaren görmeniz mümkün.

ROM Machine nasıl çalışıyor?
ROM Machine 2 bölümden oluşuyor. Birinci bölümde vücudunuzun üst bölgesine 4 dakika boyunca egzersiz yaptırılyor. İkinci bölümde ise alt bölgeye 4 dakika egzersiz yaptırılıyor. ROM Machine’nin sırrı; sizin, egzersiz yaptığınız esnada kaslarınızın yaklaşık % 80’nini çalıştırıyor olması.

- Daha önce spor yapanlar
- Aktif olarak spora devam edenler
- En önemlisi daha önce hiç spor yapmayanlar

Kimler yapabilir?

Kısaca, 16 yaş üzeri kadın ve erkek herkes ROM Machine’de egzersiz yapabilir. Çünkü ROM Machine kendini sizin boyunuza, kilonuza en önemlisi kas gücünüze göre ayarlayabiliyor. Öncelikle,ROM Machine’in Türkiye’deki tek temsilcisi FAST GYM’in ROMing Koçları kilonuza, boyunuza, kas gücünüze kondüsyonunuza en uygun seviye belirleniyor. ROM Machine belirlenen seviyede kendi ayarlarını yapıyor ve sizden kendisine direnç göstermenizi istiyor. Dijital panelde performansınızın durumu birebir gösteriliyor. Böylelikle kondüsyonunuzu ayarlayarak eksiksiz bir güçle 4 dakika egzersiz yapıyorsunuz. Kas gücünüz ve kondüsyonunuz arttıkça seviyeniz de yükseliyor. Günaşırı 8 dakika yapacağınız antrenmanınızın sonucunda istediğiniz forma kısa sürede kavuşmanız mümkün.

Fast GYM Nerede?
ROM Machine’in bulunduğu Türkiye’deki ilk Fast GYM Center İstanbul’un en modern ve hızlı yaşayan semti Nişantaşı’nda açıldı. ‘Özel Trainer’ konumunda ROMing Koçları eşliğinde çalışacabileceğiniz bu merkezde, egzersiz sonrası kullanabileceğiniz özel HidroMasaj, infrared Sauna ve filtrelenmiş su ile çalışan duş sistemi bulunuyor. Fast GYM Center tam anlamıyla bir devrim.

İdeal Seks Süresi Ne Kadar? 

Erkeklerin sekse dair merak edilen s6 sırrını öğrenmek isteyenler hemen okumaya başlayın..

1) Onları en çok arkadan topladığınız saçlarınız, sade makyaj ve doğal gülümsemenizle etkiliyorsunuz. Her ne kadar siz farklı düşünsenizde onlar kadınları doğal halleriyle arzuluyorlar.

2) Onları en çok baştan çıkaran şeyler sıralanacak olursa;

  - Sıcak ve ışıl ışıl gülümsemeniz
  - Seksi yürüyüşünüz

3) Sizce kadınların en çok neresini merak ediyorlar. Verilere göre erkekler kadınların en çok bacaklarını merak ediyorlar.

4) Kadınların seks esnasında göğüs uçlarını öpmesinden bildiğinizin aksine hiç hoşlanmıyorlar.

5) Cinselliği yaşayacakları kadında aradıkları en önemli özellik partnerlerinin maceracı olması.

6) İdeal bir seksin 40 ila 45 dakika arası olduğunu düşünüyorlar.