Yazılar
16 Temmuz 2008 09:25 · portalmerkezi
· Etiketler
kilo verme
Kilo takıntılı toplumumuzda kalori olarak düşük fakat çok doyurucu olan
besinlere çok para harcıyorlar.fakat siz biliyor musunuz düşük kalorili
diyetlerde doygunluk yoktur ve bu da sizin kilo vermenizi engeller?
Eğer siz temel vitaminleri ve mineralleri almazsanız, vücudunuz optimum
derecede çalışamaz. Bunun sonuçları American Journal of Clinical
Nutrition in March 2003 araştırmalarında gösterdiği gibi bu bel
çevresinde genişlemeye neden oluyor.
Eğer kendinizi yorgun
hissediyorsanız, enerjinizde veya odaklanmanızda bir eksiklik varsa,
seks sürenizde bir kısalma yaşıyorsanızbeslenme planınızı gözden
geçirin. Biz çoğu doyurucuların kadınların diet listesinde olmadığını
fark ettik, fakat bu besinler gerçekten çok doyurucu ve lezzetlidir. ve
düzgün tüketilmesi halinde sizin kendinizi enerjik hissetmenize neden
olur— ve sizin kilo vermenize yardımcı olur.
Lif
liflerin
tüketilmesi çok önemlidir, kadınların günde en az 15 gram alması
gerekir, ama bu 25 grama kadar çıkabilir. düşük fiberler kalp krizi
nedeniniz olabilir—bu kadınların bir çoğunun ölme sebebi— ve tabi ki 2
tip diyabet kanserlerine sebep olur. lifli besinleri tüketmeniz sizi
seker tükettiğiniz kadar tok hissettirecektir.meyve, sebze, yüksek
lifli besinler, tahıllar ve bakliyat bunları her gün tüketmelisiniz .
bunlar üzerinizde rahatsızlıklar bırakabilirler şişkinlik ve bunun gibi
etkiler buna mani olmak için bol bol su tüketin.
Omega 3 yağ asitleri
düşük
omega 3 içeren diyetlerde ciltte kurumalar görülebilir, kalp
hastalıkları ve depresyon riski artabilir. kilo kaybı surecinde çoğu
kadının bazı yağlı yiyeceklerden sakınırlar. İçerisinde omega 3 bulunan
besinler tüketmeniz sizi daha hissettirecektir, genç ve sağlıklı
görünmenizi sağlayacaktır— ve kesinlikle kilo almanızı sağlamayacaktır,
uzun bir sure makul bir şekilde öğünlerinizde bulunmalı. eğer
yemeklerinizde doymuşluk oranı yüksek olan yağlar varsa bu sizi daha
uzun bir sure tok hissettir.
Folik asit
Kadınlar
günde yaklaşık 400 mikrogram Folik asit alırlar — hatta simdi ekmek ve
tacil gibi ürünlerin içine katılmaktadır. ama kadınlar bu güzel besini
yeterince kullanmadıkları için kalp krizi ve kolon kanseriyle
karsılaşma risklerini göze alırlar.hamilelik döneminde Folik asidin
yeterince alınmaması bebeğin sinir yollarında sorunlar oluşturabilir.
günde yaklaşık 600 mikrogram Folik aside ihtiyaç vardır ergenlik
dönemindeki kadınlarda folik asit ihtiyacı daha fazladır.kahvaltıda
tahılı artırın ve bu şekilde tahıl içinde bulunan liflerden folik asiti
çekip almış olacaksınız.ve çoğu kadın kahvaltıya kilolar yüzünden fazla
önem vermez fakat bunun içinde su yolu kullanabilirsiniz: kuru uzum ve
bir kase kepek güne başlamanız için iyi bir lif kaynağı.
Kalsiyum
Çoğumuz biliriz ki kalsiyuma her yasta çok
fazla ihtiyacımız vardır, kadınlar güne başlamadan alacakları 1000 mg
ile günlük ihtiyaçlarının sadece yarsını almış olurlar. kalsiyum sadece
kemikleri güçlendirmez ostoropozu geciktirir ve kan basıncınızı
düzenler. bazı araştırmalara göre düzgün bir şekilde kalsiyum
ihtiyacınızı karşılıyorsanız bu sizin kilo vermenizde size yardımcı
olur. 80 kaloriyle günlük bütün kalsiyum ihtiyacınızı
karşılayabilirsiniz, sut size bu kalsiyumu verir,protein, güçlü
kemikler ve sağlıklı bir şekilde kilo kaybı.
D vitamini
Bu
vitamin kalsiyumla el ele çalışırlar çünkü kalsiyum emilimini
güçlendirir. D vitamini kronik hastalıkları önleyebilir, diyabet,
kanser, doku sertleşmesi, romatizmal artreit ve hiper tansiyon. fakat
çoğu kadın alması gerekenin 1\3 kadar d vitamini alır günde. Suçun çoğu
güneş kremlerinde gizlidir: Derimizin soğurdu ultra viole ısınlarla
vücudumuz D vitamini sentezler. fakat güneş kremi bu sistemin
çalışmasına mani olur. D vitamini sadece bazı balıklarda ve balık
yağında bulunur. fakat umutsuz olmayın d vitaminini listenize ekleyin
ve bol bol sut için, sağlığınız için yararlı ve kilo vermenizde size
yardımcı.
Demir
çalışmalarınızdan sonra
salondan çıktığınızda kendinizi hiç sürükleniyormuş gibi hissetiniz mi?
Eğer cevabınız evetse demir eksikliği kansızlığıyla karsı karşıyasınız
demektir. Beş kadından birinin kanındaki demir oranı çok düşüktür, ve
bu kırmızı kan hücrelerinin yeterli sayıda oksijen taşıyamamasına neden
olur. bütün hücreler oksijenle enerji taşırlar,eğer hücrelerinize
yeterince oksijen taşımazsanız, onlar görevlerini yapamazlar ve siz
kendinizi yorgun hissedersiniz. Günde ne olursa olsun en az 18 gram
demir almaya çalısın. birinci yol: içeriğinde demir bulunan besinler
tüketin, midye, biftek, karides, hindi, tahılla zenginleştirilmiş bir
sabah kahvaltısı. ikinci yol: hergün demir içeren bir multi vitamin
alın. Üçüncü yol; C vitamini demir emilimini artırır, biraz portakal
suyu, yarım greyfurt veya domates ve yeşil biber içeren bir salata.
daha fazla enerji, daha az yorgunluk, ve daha fazla enerji kaybı.
16 Temmuz 2008 09:23 · portalmerkezi
· Etiketler
aşk
Hayatınızın aşkıyla yollarınızı ayırmak zorunda kaldınız. Aşk acısı
çekiyorsunuz nasıl hafifletirsiniz? Yaşamakta olduğunuz bu sürecin
'geçici' bir süreç olduğunu bilmelisiniz.
1. Çok
gerekmedikçe ayrıldığınız kişiyle konuşmayın. Ayrıldığınız kişiden
çocuğunuz varsa veya aranızda henüz kapatmadığınız parasal ve maddi
konularınız vs. o kişiyle sadece bu konular üzerine konuşmak için bir
araya gelin. Ortak arkadaş ve dostlarınızla sohbetlerinizde bile o
kişiden bahsetmeyin. Aynı ortamda olmanız gerektiğinden nazikçe
selamlaşın, yalnız kalmayın ve konuşmayın.
2. Sizin
için duygusal anlamı veya anısı olan, o kişinin size verdiği objelerden
derhal kurtulun. Satılabilecekleri satın, maddi ve manevi değeri
olmayan hediyeleri verin.
3. Zor zamanlarda arkadaş desteği önemlidir. Onlara derdinizi anlatmak yerine etkinlikler yaparak oyalayın.
4. Başkasıyla ilişkiye başlamayın. Kalbinizde ayrılık acısı varken doğru kişiyi bulsanız bile doğru ilişkiyi yaşayamazsınız.
5. Daha önce vakit ayıramadığınız için başka bir zamana ertelediğiniz bir şeyler yapın. Dans kursuna gidin, egzersize başlayın
6.
İnsanlar ayrılmışsa bir sebebi vardır. Ayrılık acısı yaşarken insanlar
hep ‘yaşanan mutlu günleri’ düşünür ama bu düşüncenin size bir yararı
olmaz. Kendinize “Ayrılmamız iyi oldu, çünkü...” diye başlayan bir
liste yapın. Ayrılık sürecini bir ‘arınma’ süreci olarak düşündüğünüzde
psikolojik değişiminizi olumlu bir raya oturtabileceksiniz.
7. Ayrıldığınız
kişi hakkında duygularınızı ve düşüncelerinizi bir kağıda yazın ancak
asla ona göndermeyin. Ayrıldığınız kişiye artık duygularınızı
açıklamanın anlamı yok, biraz zaman geçtikten sonra yırtıp atın.
8. Yaşadığınız
acıları ve sıkıntıları yaşayan milyonlarca insan var. Biraz zaman
geçtikten sonra kendinizi tekrardan iyi hissedecek ve yeni birini nasıl
olsa bulacaksınız.
9. Duygusal meselenizi
aklınızda ve kalbinizde tam olarak bitirmeden önce ayrıldığınız kişiyle
arkadaş olmayı falan düşünmeyin. Ayrılırken "dost kalmak" nazik bir
temennidir. Ama insanlar ayrıldıkları kişilerle çok nadiren dost
kalabilirler. Duygusal dengenizi tekrar yoluna koyduktan sonra, ancak o
zaman o kişiyle arkadaş olarak devam etmek isteyip istemediğinize karar
verebileceksiniz. Daha önce değil.
10. Ayrılık acısı çekerken alkole ve yemek yemeye sardırmayın. Hiçbir faydası olmaz!
Yaşadığınız
bu acılı sürecin en iyi ilacı zamandır. Sabırlı olun, kendinizi
yıpratmayın ve suçlamayın. Her ayrılık bir deneyimdir. Varsa
hatalarınızdan ders çıkarın.
16 Temmuz 2008 09:16 · portalmerkezi
· Etiketler
diyet
,
zayıflama
Soru: Vejetaryen diyetine devam edersem otomatik olarak kilo verir miyim?
Cevap:
Tabiki hayır. Çoğu insan vejertanyen diyetinin sağlıklı olduğuna
inanmasına rağmen az yağlı yiyecek seçenekleri ve kalori kontrolü, siz
ne yerseniz yiyin çok önemlidir.
Aslında, çoğu vejetaryen
fazla yağ alır. Yumurta, krema, tere yağ, işlenmemiş süt ürünleri ve
peynirler gereksiz birçok kalori içermektedirler. Bazı vejeteryan
protein kaynakları, kuru yemiş ve tohum gibi, fazla yağ içerir. Tüm
bunların vejetaryen diyetinde saklanmasına rağmen kilo vermeye
çalışırken vejeteryan yaşam tarzı yararlarınıda elde edebilirsiniz.
Vejetaryen diyetinde ve kilo vermede yer alan bu basit ideaları takip edin:
Süt
ürünlerini içiyorsanız yağsız sütleri tercih edin. Soya milk
içiyorsanız gereksiz yağ ve kalori olmadan gerekli protein, vitamin ve
mineral elde etmek için soya sütü ve yağı azaltın.
Az
miktarda peynir yiyin, hem inekten sütünden yapılan peynir hem de soya
veya pirinç sütünden yapılan peynir fazla yağ içerir. Ne zaman imkan
olursa daha az peynir yiyin ve az yağlı çeşitlilerini (yağın her gramı
beş gramdan fazla değildir) tercih edin.
Protein seçiminiz
baklagiller, tofu ve Endonezya’da soya fasülyesinden yapılan bir yemek
çeşidi ilk olmalıdır. Kuru yemişler ve tohumlar harika protein
depolarıdır ama büyük porsiyon kötü olur. Bir günde bir avuçtan daha
fazla yerseniz oldukça fazla olur.
Gerçekten çok acıktıysanız atıştırma için taze meyve veya çiğ sebze tüketin.
Atıştırmanızda yağ ve şekeri sınırlayın.
Yiyeceklerinize tat vermek için mayonez, tere yağ veya margarin ya da ekşi krema yerine sos, limon suyu veya sirke kullanın.
Her hangi bir diyette kızarmış yiyecekleri yemekten kaçının fırında, haşlanmış ve buharda pişmiş yiyecekleri tercih edin.
Acıktığınızda sadece onları yemeyi deneyin. Kilo almanıza neden olan açıkma olmadığında az kalori içeren yiyecekleri yiyin.
Az
yağlı sebzeli yemek kitaplarıyla yaratıcı olun. Pişirmeye
başladığınızda Kendiniz için Total Health for You ve Your Family the
Vegetarian Way kitaplarını deneyin. Ayrıca, Diana Shaw'ın The Essential
Vegetarian Yemek pişirme kitabı da olabilir. İleri seviyedeki
vejeteryan için Mollie Katzen’dan The New Enchanted Broccoli Fores
deneyin veya The New Enchanted Broccoli Fores, damağınıza göre
hazırladığı kitabı satın alın.
16 Temmuz 2008 06:55 · portalmerkezi
· Etiketler
çocuk
Bir çok anne ve baba, çocuklarının zaman zaman çok çekingen
olduğundan, tanımadığı insanların olduğu ortamlarda hep geri planda
kaldığından, hiç veya bir-iki arkadaş edinip diğer insanlarla sohbet
bile etmediklerinden...
Bir çok anne ve baba, çocuklarının zaman zaman çok çekingen olduğundan,
tanımadığı insanların olduğu ortamlarda hep geri planda kaldığından,
hiç veya bir-iki arkadaş edinip diğer insanlarla sohbet bile
etmediklerinden, dışarı çıkıp arkadaşları ile oynamak yerine çok uzun
saatler bilgisayar oyunu oynadığından, zamanının çoğunu yalnız başına
odasında geçirdiğinden şikâyet ederler. Bu durumun yaş büyüdükçe
geçmesini veya hafiflemesini beklemek yanlıştır. Çünkü bazı çocuklar
yaşıtlarından farklı olarak, yeni bir ortama girmek veya tanımadığı
insanların olduğu ortamlarda tek başına olmakla ilgili yoğun kaygı ve
huzursuzluk yaşarlar. Bunun sebebi, psikolojide “sosyal fobi” veya
“sosyal kaygı” adı verilen bir durumdur.
Bu tip çocuklar, sosyal ortamlarda utanç verici bir duruma düşmekten
veya yargılanmaktan çok korktuğu için fobik reaksiyonlar gösterip,
sosyal ortamlara girmekten kaçınırlar. Böyle durumlarda oldukça
çekingen veya utangaç bir yapıya sahip oldukları için söyleyecekleri ya
da yapacakları herhangi bir şeyin onları başkalarının gözünde utanç
verici bir duruma sokmasından korkarlar ya da insanlar arasında nasıl
davranmaları gerektiğini bilemezler. Hatta zaman zaman başkalarının
kendilerinden üstün olduğu düşüncesine kapılırlar. Çocukluk döneminde
başlayan sosyal fobi bu kişilerin hayatlarına birçok kısıtlamayı da
beraberinde getirir. Örneğin okulda parmak kaldırmak, toplum içinde söz
alıp konuşmak, tahtaya kalkıp yazı yazmak okulda kaçındıkları
davranışların başında gelirken, bir mağazaya girip tek başına bir
şeyler almak veya sokakta birine bir şey sormak günlük yaşantıda çocuğu
zorlayan davranışlardır. Fakat bütün bunlara genel olarak bakılması ve
bu durumun sadece utangaçlıkla karıştırılmaması gerekir. Utangaç
insanlar çevrelerinde başkaları varken rahat olamazken sosyal fobikler
kendilerini rahatsız hissettikleri bu durumlardan kaçınırlar. Sosyal
fobik olan çocuklar bu okul ve sosyal hayatlarında yaşadıkları bu
engellemelerden dolayı günlük hayatta oldukça sıkıntı yaşayabilirler.
Bahsettiğimiz sabit korku tek bir duruma indirgenmiş olabilir, ya da
durum çok daha ileri seviyede yaşanıyor olabilir. Çocuk okulda
gerçekleştirilmesi gereken sosyal aktivitelerden korkmaya başlarsa
okula gitmekte yoğun isteksizlik duyup bu durumda kaçınma davranışları
geliştirebilir; örneğin fizyolojik kökeni olmayan mide bulantıları veya
boğaz ağrıları bu sebepten kaynaklanabilir.
Sosyal fobide sergilenen davranışları daha iyi anlayabilmek için durumu
bir kısır döngü olarak düşünebiliriz. Sosyal fobisi olan kişiler ateş
basması, aşırı terleme, titreme ve diğer kaygı sinyalleri olan konuşma
zorluğu, bulantı ve mide rahatsızlıkları gibi belirtilerin ortaya
çıkmasından korktukça, bu belirtiler daha fazla görünmeye başlar ve bir
zaman sonra kaçınma davranışı bir yaşam şeklini alabilir.
Bu bozukluk tipik olarak çocuklukta ya da erken ergenlikte başlar.
Yapılan araştırmalara göre, sosyal fobiklerin % 40’ ı, 10 yaşın altında
% 95 ‘i ise 20 yaşın altında görülmektedir. Bu sebeple erken yaşlarda
teşhis ve tedavi çok önemlidir. Sizin de gözlemlemeniz amacıyla, sosyal
fobi de kişinin yaşadığı zorlukları toparlayacak olursak:
Sınıfta yüksek sesle okumak, yapılan tartışmalara katılmak, parmak kaldırıp söz almak
Yetişkinlerle sohbet etmek
Bir sohbeti kendiliğinden başlatmak
Restorantta kendi başına bir şey sipariş etmek
Davet edildikleri arkadaş doğum günlerine veya partilerine gitmek
Haklı oldukları durumlarda gerekli savunmayı yapmak
Yabancılarla konuşurken göz kontağı kurmak gibi konularda sıkıntı
yaşayıp bu durumlardan kaçınma davranışları gösterirler. Bunların yanı
sıra, dikkatin onlara çevrildiği hemen her ortamda rahatsızlık hissedip
tepki gösterebilirler.
Bu konuda yaşanılan sıkıntıları çözümlemek için zaman geçirmeden bir
uzmana başvurmanın yanı sıra aile ve öğretmenlerin de bu konuda destek
olmak amacıyla yapabilecekleri bir takım davranışlar vardır. Öncelikle
öğretmenler, bu çocukları korktukları veya kaçındıkları davranışlarla
ilgili cesaretlendirici sınıf çalışmalarına alabilirler. Örneğin, okul
içindeki sosyal etkinliklerde öncelikle başarabilecekleri hedefler
koyularak çalışmalara katılabilirler. Bunun yanı sıra öğretmenlere
düşen görevlerden biri de çocuğun sınıftaki ortamda fiziksel veya sözlü
tehditlere maruz kalmamasını sağlamaktır. Sınıfta sunum yapan veya konu
hakkında fikri söylenmesi istendiğinde bu durumdan dolayı yoğun kaygı
yaşayan çocuk için sınıf ortamını sakinleştirmek ve alay konusu
olmamasını sağlamak gerekir. Ayrıca, yaşı daha küçük olan çocuklar için
öğretmenleri sınıfta utangaçlık ve çekingenlik ile ilgili hikâyeler
okuyabilirler. Ailelere bu konuda düşen görevlere bakacak olursak; anne
ve babanın çocuğun karşılaştıkları her türlü problemde çözümleyici
görevi görmesi bu konuda çocuğu tembelliğe alıştırdığı gibi kaçınma
davranışını da tetikler. Anne veya babasının herhangi bir sorunda
müdahale edeceğini bilen çocuk halletmesi gereken sorunlarda gölgede
kalabilir veya sorunu görmezden gelebilir. Bu durumlarla
karşılaşılamaması için çocuğun karşılaştığı problemleri başka açılardan
incelemesine yardımcı olunmalı, çok yönlü düşünmeye teşvik edilmeli ve
ona bunları uygulaması için zaman verilmelidir. Bunun yanı sıra, çocuk
eğer okulda arkadaş bulmakta zorlanıyorsa onun anlaşabileceği
çocuklarla okul dışı ikili görüşme zamanları ayarlanması ona bu konuda
destek olacaktır.
Bu yaşanılan sıkıntılar tabii ki çözümsüz değildir. Sosyal fobinin
tedavisi konusunda yapılan çalışmalar, çocuğa değişik sosyal ortamlarda
göstermesi beklenen davranışları ve gerekli sosyal becerileri
kazandırırken yaşadığı gerginliği azalmasına da yardımcı olur. Alınan
profesyonel yardım sayesinde, daha iyimser düşünüp olayları gerçekçi
bir pencereden incelemeyi öğrenen çocuk sosyal ortamlara daha rahat
girer ve de adapte olur. Kaçınma davranışından vazgeçen çocuk için
artık yeni bir süreç başlar. Ortamda kaygı veren bir durum olmadığını
görmesi bu konuda kendine duyduğu güveni arttır ve kısır döngü halini
almış düşüncelerinde de çözülmeler meydana gelir.
16 Temmuz 2008 06:51 · portalmerkezi
· Etiketler
tatil
Tatil vakti geldi! Alacağınız hiçbir şeyi unutmamak için ve kolaylık
sağlayan pratik önerilerimiz için yazımızı okuyun; tatile dört dörtlük
bir valizle çıkın.
Tatilinizi her şey dahil sistemi ile faaliyet gösteren bir tatil
köyünde geçirecekseniz eğer; bikininizden pareonuza, parmak arası
terliğinizden topuklu ayakkabınıza, mini eteğinizden şortunuza kadar
günün değişik saatlerinde kullanabileceğiniz ve değişik şekillerde
kombinleyebileceğiniz fonksiyonel kıyafetler götürmenizde yarar var.
İki-üç şort, tişört, bir pareo, birkaç bikini-mayo ve parmak arası bir
terlik, sabah kahvaltısından akşam odanıza çıkana kadar havuz, deniz
kenarı ve restoranlar arasında geçireceğiniz zaman diliminde pekala
sizi kurtarabilir. Sırf deniz kenarı faaliyetlerine bağlı kalmayıp
tatilinizi tenis, golf gibi sporlarla renklendirmeyi düşünüyorsanız
yanınızda spor ayakkabı ve çorap götürmeniz de gerekir.

Tatil köyü dışına çıkmadığınız sürece günü ince bir pareo ya da şortlu
bir takımla kurtarmanız olası. Gece kıyafeti seçimi ise rahat ya da şık
görünme isteğinize göre değişse de en pratik olanı fazla abartıya
kaçmadan tiril tiril pantolon üzerine şık bir bluz gibi kombinlerden
oluşan spor ve şık görünümlü kıyafetleri tercih etmek.
Kültür turu ya da duraklamalı konaklamalar içinse mümkün olduğunca
rahat kıyafetler seçilmeli. Spor ayakkabı ise kesinlikle şart. Bol
cepli kargo pantolonlar ve şortların en büyük kurtarıcısı ise beyaz
tişörtler. Güneşi çok daha fazla çektiği için siyah, lacivert gibi koyu
renklerden mümkün olduğunca uzak durmakta fayda var. Spor ayakkabı
kadar elzem eşyalardan biri de kasket şeklinde siperlikli bir şapka.
Yüksek koruyuculu bir güneş kremi de olmazsa olmazlarınız arasında.
Bunların dışında tatilinizi geçireceğiniz mekan bir tekneyse, tüm
gününüz tekne içinde güneş ve denizle haşır neşir şekilde geçeceği için
lüksten uzak; bikini, mayo, şort ve tişörtten oluşan en rahat
kıyafetlerinizi ve bol miktarda güneş koruyucu ürünlerinizi
götürmelisiniz yanınızda. Hava ne kadar sıcak olursa olsun güvertede
sabahlayacağınız serin geceler içinse eşofman altı ve kalın birer
sweatshirt mutlaka yanınızda bulunmalı.
Konaklayacağınız mekan ve yapacağınız aktiviteler kadar önem taşıyan
bir diğer unsur ise araç seçimi. Arabayla gidecekseniz arabanızın
bagajının büyüklüğüne, uçakla gidecekseniz ise, özellikle de yurtdışı
seyahatlerde, kişi başı kilo sınırına dikkat etmenizde fayda var.
Bavulu fazla eşyayla doldurmamak için planlı olup, gün bazında ve
birbiriyle kombinlenebilen, ufak detaylarla farklı görünümlere
bürünebilen kıyafetleri seçmeye çalışın.
Aslında ulaşım için kullanacağınız araç ne olursa olsun fazla bavul
dert demek. Her ne kadar otelin kapısında sizi karşılasalar da, evden
arabaya, otobüse ya da uçağa kadar bavulları taşımak için
harcayacağınız eforu tatilde su sporları yaparak ya da dans ederek
harcayabilirsiniz.
Nelere Dikkat Etmeli?
• Değişik şekillerde birbirleriyle kombinlenebilen tarz ve renkteki kıyafetleri seçin.
• Yanınıza, en fazla kullandığınız ve tüm kıyafetlerinize uyum sağlayacak aksesuarları alın.
• iPod'unuzun ya da mp3 player'ınızın şarkı listesini güncellemeyi ve kulaklığınızı yanınıza almayı unutmayın.
• Yolculuk esnasında eşofman, spor ayakkabı gibi rahat kıyafetleri tercih edin.
• Ani hava değişimleri için hafif bir yağmurluk ya da bir jean ceket son derece faydalı olabilir.
• Hem gece hem de gündüz giyilebilen ayakkabılarınızı yanınıza alın.
• Diş macunu, şampuan, duşjeli gibi ürünlerin seyahat boylarını tercih edin.
• Bavulunuzu tıka başa doldurmayın, gittiğiniz yerde mutlaka alacağınız yeni bir şeyler çıkacaktır karşınıza.
• Satın alacaklarınız için yanınızda yedek bir çanta bulundurabilirsiniz.
• Yanınıza el feneri, siyah/beyaz renklerde iplik ve iğne gibi acil durumlarda faydalı olabilecek şeyleri almayı ihmal etmeyin.
• Sürekli olarak kullandığınız veya gerekli olabileceğini düşündüğünüz ilaçlarınızı önceden hazırlayın ve kontrol edin.
16 Temmuz 2008 06:41 · portalmerkezi
· Etiketler
güzellik
Güzelliğinizin düşmanlarını tanıyın ve güzelliğinizi gölgelemekten
kaçının. Bu düşmanları açıklıyor ve etkili çözüm önerilerini sunuyoruz.
TIRNAK VE TIRNAK ETİ YEMEK

Neden yapılmamalı: Birçok uzman ve doktor, tırnak etlerini koparmanın, şeytan tırnaklarına ve o bölgede enfeksiyonlara neden olduğunu savunuyor.
Öneri: Tırnak etlerinizi nemlendirerek, yumuşak tutmaya özen
gösterin. Böylece onları koparmaya gerek duymayacaksınız. Düzenli
olarak nemlendirici ve tırnak eti yağları ile tırnak diplerinize masaj
yapın. Banyo yaptıktan sonra yumuşayan tırnak etlerinizi özel spatula
yardımıyla geriye doğru itin. Tırnak etlerinizin bakımı için sunduğumuz
önerilerin dışında hâlâ bu alışkanlığınızdan vazgeçmiyorsanız, tırnak
eti yemeye karşı geliştirilen özel solüsyonlu cilaları mutlaka deneyin.
MAKYAJI VE YÜZÜ TEMİZLEMEDEN UYUMAK
Neden yapılmamalı: Özellikle maskaranızı ve göz makyajınızı
silmeden uyumanız, uyandığınızda gözlerinizin şişmesine neden olacağı
gibi, gözlerinizin enfeksiyon kapmasına da yol açabilir. Uyku sırasında
cildin daha fazla nefes aldığı göz önünde bulundurulursa,
fondöteninizi, göz altı kapatıcınızı ve allığınızı silmemeniz
cildinizin nefes almasını engeller. Tıkanan gözenekler yüzünüzde
aknelere ve cildinizde matlığa sebep olur. Makyaj yapmamış olsanız bile
cildinizin gün içinde yağlandığını, gözeneklerinizin kir dolduğunu
aklınızdan çıkarmamalısınız. Makyaj yapsanız da, yapmasanız da yatmadan
önce yüzünüzü temizlememeniz cildinizde büyük sorunlara sebep
olacaktır.
Öneri: Acil durumlar için başucunuzda pratik yüz temizleme
mendillerinden bulundurun. Sebebiniz ne olursa olsun (ister yorgunluk
ister sarhoşluk) kısa sürede yüzünüzü temizleyebileceksiniz.
SAÇ RENGİYLE OYNAMAK
Neden yapılmamalı: Saçlarda yapılan renk değişiklikleri bazen
sizi güzelleştirebilir ama çok sık tekrarlarsanız saçlarınız yıpranır
ve kendinizi sevmediğiniz imajını doğurur. Rachel McAdams gibi birçok
ünlü bunu sıkça tekrarlıyor ancak onların bunu, canlandırdıkları
karakterler veya kırmızı halıda dikkat çekmek için yaptıklarını
unutmamalısınız. Zaten onlar da bu değişimlerin verdiği zararlardan
korunmak için birçok özel bakımdan faydalanıyor. Sizin bu hataya
düşmeniz, saçlarınızın bakımsız ve çirkin görünmesine neden olabilir.
Öneri: Saçlarınızdan sıkıldınız mı, o zaman radikal
değişiklikler yerine, yeni makyaj teknikleriyle görüntünüzde farklı bir
hava yaratabilirsiniz. Hem sonucu beğenmezseniz, makyajınızı silmeniz
yeterli olacaktır. Saçlarınızın rengini değiştirmek için kararlıysanız,
mutlaka uzmanlara başvurun ve en uygun tonları beraber belirleyin.

Çekici sarışın olabilmek için... Saç rengini açtırmak,
uygulamadaki ürünlerin saçı yıpratması ve kurutması açısından
risklidir. Altı haftada bir, saçınızın rengini bir veya iki ton
açtırmak risk taşımaz. Ama ana renginizden uzak tonlarda saçlarınızı
açtırmayı düşünüyorsanız, tek uygulamada istediğiniz sarı tonlarına
ulaşmak için umutlanmayın. Bakımlarınızı ihmal etmeden, ayda bir
uygulamayla hayal ettiğiniz sarı saçlara sahip olabilirsiniz.
Saçınızı koyulturken minimum yıpratın... Saçınızda koyu tonları
denemek, doğal pigmentleri bozmadığı sürece saçınıza zarar vermez.
İstediğiniz tonun oturması için, normal boyaları dört haftada bir,
bitkisel boyaları da üç haftada bir uygulayabilirsiniz.
Saçlardaki renk değişimleri özel bakım ister... Saçlarınızı
boyamadan önce yıpranmalarını önlemek için mutlaka derinlemesine bakım
sağlayan saç ürünlerini kullanın. Ayrıca iki haftada bir yapacağınız
saç maskeleriyle, saçlarınızın doğal ve sağlıklı görüntülerine yeniden
kavuşmalarını sağlayabilirsiniz. Saçlarınıza renk katarken sağlığını
bozmayın.
BRONZLAŞMAK UĞRUNA KAVRULMAYIN
Neden yapılmamalı: Güneşin yaydığı Ultraviyole A ışınları
(güneşin zararlı ışınları) ciltte erken yaşlanmaya neden olur. Ayrıca
bağışıklık sistemi zayıflar ve hastalıklara yenik düşer. Cilt, güneş
ışınlarına tepkisini cilde rengini veren melanin üreterek, yani
bronzlasarak verir. Ancak bronzluğun yanığa dönüşmesi, ciltte su
toplamalarına, lekelere, var olan benlerin zarar görmesine veya yeni
benlerin oluşmasına, ciltte yaralar açılmasına ve tüm bunlardan
kaynaklanan cilt kanserine neden olabilir.
Öneri: Bronzluğu seviyorsanız, zararlı ışınlara maruz kalmadan
kozmetiğin bronz güzellik için yarattığı mucizelerden yani
otobronzanlardan faydalanabilirsiniz. Fakat otobronzan kullanırken,
nemlendiricilerin aksine, uygulama öncesi cildinizin kuru olmasına
dikkat edin. Aksi takdirde istenmeyen lekeler ve renk dalgalanmalarıyla
karşılaşabilirsiniz. Renginiz 24 saat içinde oturur. Daha fazla
bronzlaşmak isterseniz, uygulamayı istediğiniz rengi elde edene kadar
her gün tekrarlayın. Yazın kendini hissettirdiği bu günlerde ısrarla
güneş altında bronzlaşmak isteyenlerdenseniz, koruyucu faktörlü güneş
kremleriyle sağlıklı bir bronzluk elde edin.
YÜKSEK ISIYLA SAÇLARI KURUTMAK
Neden yapılmamalı: Saç kurutma makinesiyle, maşayla veya saç
düzleştiricileriyle (ya da saça şekil veren herhangi bir aparatla)
saçları yüksek ısıda şekillendirmek saçın yanmasıyla beraber uçlarının
kırılmasına, kurumasına, sönmesine ve matlaşmasına sebep olabilir.
Öneri: Fön makinenizi saçlarınıza çok yakın tutmamak koşuluyla,
saçlarınızı orta ısıda kurutun. Saçlarınızı düzleştirmek istiyorsanız
saç tutamlarınızın üzerinden makineyle defalarca geçerek onları
yıpratmamaya, dalgalar yaratmak istiyorsanız maşayı saçınızda beş
dakikadan uzun tutmamaya özen gösterin. Saçlarınızı sadece haftada iki
kez fön makinesiyle kurutmaya dikkat edin. Jöle veya köpük
kullandığınız zaman saçlarınızın esnekliğini kaybetmemesi için
nemlendirici etkili şampuan kullanın. Ayrıca kuruyan saçlarınız için
nemlendirici maskelerden faydalanmanızda yarar var.
GEREĞİNDEN FAZLA BEYAZ DİŞLER
Neden yapılmamalı: Uzmanlara göre, dişlerinizi bakım ürünleri
veya özel işlemlerle ne kadar beyazlatırsanız beyazlatın, parlaklığın
dışında yapay bir beyazlıktaki dişler görüntünüzü bozar. Dişlerinizin
rengi gözlerinizin beyazından ve kendi dişlerinizden daha üst tonlarda
beyazlarsa gülümsemeniz parlasa bile doğallığınızı kaybedersiniz. Dişin
beyazlamasını sağlayan hidrojen peroksit gereğinden fazla ve sık
kullanıldığında dişin minesine zarar verip dişlerinizi hassaslaştırıp,
yıpratabilir.
Öneri: Dişlerinizi beyazlatmak için bir profesyonelin yardımına
danışacaksanız size uygun bulduğu tonların dışında ısrar etmeyin. Şayet
evinizde beyazlaştırıcı ürünler yardımı ile bu işlemi uygulamayı
düşünüyorsanız, ürünün prospektüsünde yer alan tonlamaları ve önerileri
dikkate alarak işlemi gerçekleştirin. Kesinlikle altı ay geçene kadar
işlemi tekrarlamayın.
MAKYAJ MALZEMELERİNİN DENEME ÜRÜNLERİNİ KULLANMAK
Neden yapılmamalı: Makyaj malzemesi standlarında tanıtım amaçlı
yer alan deneme ürünleri, uçuk, bakteri ve mikrop kapmanıza sebep
olabilir. Bu ürünlerin tanımadığınız birçok insan tarafından denenmesi
rahatsız edici bir durum.
Öneri: Kozmetik alışverişlerinizi yaptığınız mağazaların
hijyenik olduğundan emin olmalısınız. Denemeniz için sunulan ürünlerin
temizliğinden, silmeniz için size sunulan ürünlere kadar her şeyin
dezenfekte edildiğine ve risk oluşturmayacaklarına dikkat etmelisiniz.
Sizden önce başkalarının denemiş olabileceği ve mikrop taşıyabilecek
ürünleri denemeyi düşünmemelisiniz. Satın almadan önce üründen emin
olmak isterseniz, bu konuda eğitimli ve yetkin danışmanlardan yardım
almanızda fayda var. Bütün uyarıların ışığında alışverişinizi
tamamladıktan sonra mutlaka ellerinizi temizlemeyi unutmayın.
SİVİLCELERİ SIKMAK
Neden yapılmamalı: Sivilcenizin çıktığını fark ettiniz ve ondan
kurtulmak istiyorsunuz. Kesinlikle ellerinizi ondan uzak tutmayı
öğrenmelisiniz. Kendinize engel olamıyorsanız, normal şartlarda iki
veya üç günde iyileşen bir sivilcenin sıktığınız zaman bir hafta veya
daha fazla zamanda iyileştiğini, üstüne üstlük sıkma işlemi sırasında
bakteri kaparak yüzünüzde enfeksiyona sebep olabileceğini unutmayın.
Öneri: Sabrınızı yitirmeden, iki, üç gün boyunca sivilcenize
benzol peroksit veya salisik asit içeren ilaçlardan uygularsanız,
kuruduğunu ve iyileştiğini fark edeceksiniz. Sivilcenizden acil
kurtulmanız gerekiyorsa, mikrop kapmaması için kızarıklık alıcı bir göz
damlasını pamuğa damlatın ve çok hafif bastırarak aknenin içini
boşaltın. Ardından bölgeyi kapatıcı yardımıyla kamufle edin. Daha geniş
kapsamlı önlemler için mutlaka bir uzmana başvurun.
16 Temmuz 2008 06:35 · portalmerkezi
· Etiketler
beden
,
incelmek
Madonna'dan Elizabeth Hurley'e Robbie Williams'tan Michael Schumacher'e kadar birçok ünlü bu yöntemle 4 günde inceliyor.
Hypoxi, bölgesel yağlardan kısa zamanda, az efor harcayarak
kurtulmanızı sağlıyor. Sıkı bir programla "4 günde 1 beden incelten"
Hypoxi'yi markanın Satış Direktörü Gülben Uras anlattı.
Hypoxi ile kadınlar nasıl zayıflayacak?
Günümüzde fitness artık bir yaşam şekli olarak herkesin hayatında
önemli bir yer tutuyor. Kişilerin hem formda hem de sağlıklı olmak için
tercihi olan bu spor dalı ile günlük endişe ve kaygılardan uzaklaşma,
metabolizmanın hızlandırılması, zayıflama ve sıkılaşma elde ediliyor.
Fitness’ın bu etkilerinin yanı sıra söz konusu selülit, belirli
bölgelere yerleşen inatçı yağlar ve buna bağlı bölgesel zayıflama
olduğunda ise tatmin edici sonuçlar maalesef elde edilemiyor. Buradan
yola çıkarak fitness ve vakum terapisini Hypoxi adı altında bir sistem
geliştirerek kullanıcıların fitness’dan aldığı keyif sırasında arzu
ettikleri vücuda kavuşmalarına da olanak sağlıyor.
Zayıflamak için nasıl bir yöntem izleniyor?
Hypoxi, 4 çeşit cihaz ve özel kıyafetler kullanılarak uygulanan fitness ve vakum terapisi. Egzersiz ve kalorilere
dikkat edilen bir diyet ile birlikte uygulanıyor. İncelmekte sorun
yaşadığımız bölgelerimiz, sıklıkla erkeklerde göbek çevresi, kadınlarda
kalça ve basen bölgesi olmakla birlikte bu alanlarda kan dolaşımı
düzenli gerçekleşmiyor. Bu nedenle, düzenli egzersiz ile istediğimiz
bölgeden incelmek zorlaşıyor. Hypoxi sistemindeki vakumlama yöntemi ile
siz hafif tempoda spor yapar iken, kan dolaşımı sorunlu bölgelere doğru
çekiliyor ve yağın istediğimiz bölgeden yakılması sağlanıyor.
Peki nasıl bir program veriyorsunuz?
Hypoxi programında genelde 12 seanslık paketler tercih ediliyor.
Haftada 3 gün olmak üzere bir ay süresince 12 seans hypoxi yapılıyor.
Bu süre sonucunda kişinin cinsiyetine, yaşına, metabolizmasına göre
minimum bir beden olmak üzere istenilen ve hedeflenen bölgeden incelme
gerçekleşiyor. Ya da dört günde bir beden incelme imkanı sağlayan
maraton programı uygulanıyor.
Maraton programını açıklar mısınız?
Dört günde bir beden incelme Hypoxi Maraton Programı ile gerçekleşiyor.
Ancak bu program ardında büyük disiplin barındırdığı için konaklama
imkanı sağlayan ünitelerde gerçekleştirilmesini öneriyoruz. Bu
programda egzersizlere mutlaka yemekten 1,5 saat sonra başlanıyor.
Egzersizler arasında bir saat kadar dinlenme arası veriliyor. Bu
program sırasında tüm gün boyunca mutlaka yeterli sıvı alınması
gerekiyor.
Uygulama sırasında neler yapmak gerekiyor?
Hypoxi aletlerini kullanırken; uzun, bol ve rahat eşofman; uzun kollu,
rahat tişörtler, diz altı çorap, spor ayakkabı giyilmesini öneriyoruz.
Terapi boyunca kahve, yeşil çay gibi kafein içeren içecekler, mide
asidini arttırması nedeniyle sakız, portakal suyu ve benzeri meyve
suları, gazoz gibi gazlı ve şekerli içecekler tüketmiyor, özellikle
sonrasında 6 saat boyunca alkollü içeceklerden ve karbonhidratlı
yiyeceklerden uzak duruyoruz.
Zayıflamak isteyenler bu yöntemle kaç kilo veriyor?
Hypoxi hedeflenen bölgeden yağ yakma sistemi olduğu için, ortalama 3
kilo civarında kaybedilen kiloya daha doğrusu yağ kaybına paralel
olarak, 7-8 kilo vermiş gibi sadece o bölgeden çok dramatik incelmeler
görülür. Fakat Hypoxi’nin yanı sıra beslenme diyetine de dikkat
edenler, 8 seans sonunda ortalama 5 ile 8 kilo arası zayıflıyor ve
hedeflenen bölgeden ortalama 4-5 cm incelebiliyor.
Bu yöntem kalıcı mı?
Hypoxi’de kaybedilen yağlar, daha sonrasında kilo alınsa bile, aynı
bölgeye yani hedeflenerek yağları kaybedilen bölgeye yerleşemiyor. Kilo
alımı sonucunda, kaybedilen yağ miktarının çok azı hedef bölgeye
yerleşebiliyor, alınan kilolar genelde vücuda eşit şekilde yayılıyor.
16 Temmuz 2008 06:33 · portalmerkezi
· Etiketler
tanıma
,
çapkınierkek
Size sunduğumuz bu rehberin yardımıyla odanın diğer ucundan bile
sizi hayal kırıklığına uğratacak erkeği tespit etmeniz mümkün olacak.
Siz şimdiye dek böyle biri ile deneyim yaşamadıysanız bile, bu tiplerin ortalıkta dolaştığını biliyorsunuzdur: Süper etkileyici, kadının ayaklarını yerden kesen, flörtçü, "Bu dünyada gördüğüm en güzel kadın sensin" türünden iltifatlar eden, belki de müthiş bir cinsellik yaşatan ve bir anda ortadan kaybolan erkeklerden söz ediyoruz. Ya da daha kötüsü bir müddeti ortalıkla olan, sonra kovalamaca bitince, gerçek sevimsiz yüzlerini gösteren tipler.
Peki ya bu uzman çapkınları, henüz konuşmadan bile belirlemenize yardımcı olacak bir yöntem olsaydı nasıl olurdu? Uzmanlara göre bu tipleri kalabalığın içinde bile teşhis edecek bazı işaretleri okumayı bilmeniz gerekiyor. Bu ip uçları hiç de az sayıda değil, uzaktan belirleyebileceğiniz işaretler ve ya daha yakından görebileceğiniz ufak detaylar var.
Sadık erkeklerin, çapkınların ve hatta antropoloji, vücut dili, sorgulama uzmanlarının da bulunduğu bir grup erkekle görüşerek hazırlanmış gizli kadın tavlama hareketlerini bilmek ister misiniz?
16 Temmuz 2008 06:27 · portalmerkezi
· Etiketler
seks
Hangi zamanlarda seks yapmanız ve hangi zamanlarda seksten uzak durmanız gerektiğini biliyor musunuz? Sizin için araştırdık.
Seks yapmak her zaman cazip bir aktivite gibi görülebilir. Ama bunun uygun olmayacağı bazı durumlar da var.
DOĞRU ZAMAN
Spor yapmadan önce
Bir spor aktivitesinden bir gece önce seks yapmanın performansı düşüreceğine inanılır.
Ancak, son araştırmalar, geçireceğiniz güzel bir gecenin sizi
rahatlatacağını, rekabet hissinizi güçlendireceğini, kendinize
duyduğunuz güveni artıracağını ve psikolojik durumunuzu
iyileştireceğini gösteriyor. Seks, erkek sporcularda, testosteron
seviyesini kısa sürede yükseltiyor, rekabet gücünün ve dikkatin
artmasını sağlıyor. Ancak önemli bir spor aktivitesine hazırlanmak
İçin, iyi bir gece uykusunun kaçınılmaz olduğu da bir gerçek. Bu yüzden
dikkat edin; çok yoğun veya sert bir cinsel aktivite, değerli enerji
depolarınızı tüketmek anlamına gelebilir.
Başınız ağrıyorsa
Artık yeni bir bahane bulmanızın zamanı geldi! Amerikalı nörologlar,
cinsel aktivite sırasında salgılanan endorfin hormonlarının (doğal ağrı
kesiciler) migren ağrılarını bile yok ettiğini keşfettiler.
Seks stresten kaynaklanan baş ağrısına bile iyi gelir ancak unutmayın;
bazı kişilerde de cinsellik ve orgazm baş ağrısına sebep olabiliyor.
Kronik bir baş ağrısına sahipseniz durumu görmezden gelmeyin ve mutlaka
doktorunuza başvurun.
İş görüşmesinden önce
Uzmanlar, iş görüşmeleri gibi önemli durumlar öncesinde yaşanan cinsel ilişkinin stres seviyesini düşürdüğünü söylüyor.
Uzmanlar, cinsel ilişkinin stresi yok etmeye yardımcı olduğunu
belirtiyorlar. Bu teze göre, seks, sinirlerinizi gevşetecek, kendinizi
iyi hissetmenizi sağlayacak hormonları salgılamanıza yardımcı olacak.
Böylece kendinizi partnerinize daha yakın hissedeceksiniz.
Moraliniz bozuk olduğu zaman
Yapılan araştırmalar, cinsel birlikteliğin adeta antidepresan görevi görebileceğini gösteriyor.
293 kadın üzerinde yapılan bir çalışmada, prezervatif kullanmayan
kadınların, kullananlara oranla, morallerinin çok daha iyi olduğu
görüldü. Bunun sebebinin ise, erkeğin salgıladığı spermin içeriğinde,
ruh haliniz üzerinde etkili olabilecek bazı hormonlar olduğu sonucuna
varılmış. Ancak tabii ki bu, az sayıda denek kullanılarak yapılan bir
bilimsel çalışma. Korunmasız seks yapmayı düşünüyorsanız, bu konuda
mutlaka öncelikle doktorunuza danışmanız gerekiyor.
Reklam arasında
Cinsel ilişkiniz bütün bir gece boyunca sürmüyorsa endişelenmeyin.
Uluslararası bir araştırmada, en iyi cinsel birleşmenin 15 dakikadan az
sürdüğü tespit edilmiş.
Araştırmacılar, Amerikalı ve Kanadalı deneklere kendileri için en ideal
cinsel birleşme süresini sordu. Bunun sonucunda ortalama sürenin 7-13
dakika arası olduğu ve hatta üç dakikanın bile yeterli bulunduğu
görüldü. Uzmanlar cinsel birleşmenin ne kadar sürdüğünün çok da önemli
olmadığını söylüyorlar. Bazen aranızdaki heyecan kısa sürede sonuca
ulaşmanızı sağlayabilir.
YANLIŞ ZAMAN
Smear testi yaptırmadan önce
Cinsel ilişki sonrasında vücudunuzda kalan spermler, yapılacak olan
smear testi için pek önem taşımaz. Ama cinsel ilişki sırasında
prezervatif veya çeşitli yağlar kullanıyorsanız, testten 24 saat önce
cinsel ilişkiye girmemelisiniz.
Uzmanlar, gebelik önlemek için kullanılan bu tarz yöntemler, çeşitli
kimyasallar içerdiklerinden, testin sonucunu etkileyebileceğini
söylüyor. Aynı durum adet döneminden hemen önce smear test
yaptırıyorsanız da geçerlidir. Kan hücreleri, rahim içerisindeki
hücrelerin saklanmasına sebep olabilir ve bu da test sonuçlarının
yanlış çıkmasına yol açabilir.
Masajdan sonra
Partnerinizle birbirinize masaj yapmak sizi havaya sokabilir ama eğer
prezervatif kullanıyorsanız, cinsel birleşmeyi biraz erteleyin.
Seks terapistlerine göre masaj yağı gibi ürünler, yağ bazlı oldukları
için, prezervatifin etkisini azaltabilir ve hatta yırtılmasına neden
olabilir.
Doğumdan hemen sonra
Her ne kadar doktorlar kendinizi hazır hissettiğiniz zaman seks
yapabileceğinizi söylüyorlarsa da, fazla acele etmemenizi öneriyoruz.
Seks terapistleri, doğumdan sonra tekrar seks yapmayı istemenin
haftalar veya aylar alabileceğini belirtiyor. Vücudunuzun iyileşmek
için zamana ihtiyacı vardır, özellikle de doğum esnasında dikiş
atıldıysa, canınız acıyabilir. Seksten önce elinizle vajinanızı kontrol
edip, acıyan yerleri öğrenmeniz yardımcı olabilir. Hâlâ emin
değilseniz, doktorunuzla görüşmenizi öneririz.
Cinsel birleşmeden sonra kanamanız oluyorsa
Cinsel birleşme sonrasında oluşan kanamaların; almayı unuttuğunuz doğum
kontrol hapı, cinsel yolla bulaşan bir hastalık veya rahim içindeki bir
aşınma gibi çeşitli sebepleri olabilir.
Bunların hiçbirini büyütmenize gerek olmayabilir ama doktorunuzla
görüşene kadar cinsel ilişkiye bir süre ara vermeniz daha doğru
olacaktır. Farkında olmadan bir hastalık kapmak veya bulaştırmak ya da
sadece bir hapınızı almayı unuttunuz diye hamile kalmak istemezsiniz.
Bu sorun, cinsel birleşme esnasında çok kuru olmanızdan da
kaynaklanıyor olabilir. Bu durumda da yağ bazlı olmayan
kayganlaştırıcılardan kullanabilirsiniz.
Bilmediğiniz prezervatiflerle
Romantik bir tatile çıkıyorsanız yanınıza prezervatif almayı unutmayın.
Aksi takdirde, yanınızda istenmeyen bir hediye ile eve dönebilirsiniz.
Prezervatif; mutlaka bavulunuzda bulunması gereken bir şeydir. Eğer
sevgilinizle yurtdışına romantik bir tatile gidİyorsanız
prezervatifleri kendi ülkenizden götürmeniz her zaman daha iyidir. Eğer
yanınızda götürmediyseniz, sizin kullandığınıza benzer bir marka
seçmeye çalışın. Onları sıcakta bırakmak yerine serin ve kuru bir yerde
sakladığınızdan emin olun. Oteldeki odanızda yatağın başucundaki
çekmeceye koyabilirsiniz. Ve dokusuna zarar verebileceklerinden, sakın
güneş yağlarını veya güneş sonrası sürdüğünüz kremlerinizi
prezervatifle temas ettirmeyin.
16 Temmuz 2008 06:17 · portalmerkezi
· Etiketler
light
,
zayıflama
Diyetteyseniz ya da kilonuzu korumak için yediğinize, içtiğinize önem veriyorsanız, hafif beslenme ve light gıdalara dair bilmek istediklerinizi uzmanlar sizin için anlattı…
İngilizce hafif anlamına gelen ama orijinal haliyle dilimize yerleşen 'light', özellikle diyetlerin vazgeçilmez gıdaları için sık kullandığımız bir sözcük. "Beslenme biliminde light gıda ya da light besin denildiğinde enerji içeriği acısından referans ürünlere göre daha az kalori içeren ürünler akla gelir" diyor beslenme ve diyet uzmanı Turgay Köse. Bir ürünün light olabilmesi için sahip olması gereken özelliği, enerji içeriğinin referans ürünlere göre en az yüzde 25 oranında düşürülmesi olarak açıklıyor. "Bu durum genelde şeker ve yağ içeriğinin kısıtlanması ile gerçekleşir" diyor.
Beslenme ve diyet uzmanı Gizem Şeber de Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü'nün tanımlamasına göre, 100 gram katı gıdanın 40 kalorinin altında enerji içeriyorsa düşük enerjili, 3 gramdan az yağ içeriyorsa düşük yağlı, 0,5 gramdan az yağ içeriyorsa da yağsız ürün olarak kabul edildiğini anlatıyor. Light, yani düşük enerjili ya da düşük yağlı gıdaların yedi yaşından büyük, sağlıklı herkes tarafından tüketilebileceğini belirtiyor Gizem Şeber. Ancak hipertansiyon, diyabet ve kalp hastalığı gibi kronik hastalıkları olan kişilere, bu tür ürünleri tüketmeden önce mutlaka etiket kontrolü yapmalarını öneriyor. "Çünkü light ürünler yağdan kısıtlandığı halde yüksek şeker veya tuz içeriyor olabilir" diyor. Annelerin özellikle yanlışa düştükleri bir konu da yedi yaş altındaki çocuklarım light süt ürünlerine yönlendirmelerini gösteriyor. "Bu yaş grubu çocukların beyin gelişimi için light süt ürünlerinde bulunmayan doymuş yağ asitlerine de gereksinimi var" diyor.