| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Diyet , Makyaj , Sağlık , GüzellikRSSYorum RSS
Yazılar

Kilo Vermeniz İçin 6 Doyurucu 

Kilo takıntılı toplumumuzda kalori olarak düşük fakat çok doyurucu olan besinlere çok para harcıyorlar.fakat siz biliyor musunuz düşük kalorili diyetlerde doygunluk yoktur ve bu da sizin kilo vermenizi engeller? Eğer siz temel vitaminleri ve mineralleri almazsanız, vücudunuz optimum derecede çalışamaz. Bunun sonuçları American Journal of Clinical Nutrition in March 2003 araştırmalarında gösterdiği gibi bu bel çevresinde genişlemeye neden oluyor.

Eğer kendinizi yorgun hissediyorsanız, enerjinizde veya odaklanmanızda bir eksiklik varsa, seks sürenizde bir kısalma yaşıyorsanızbeslenme planınızı gözden geçirin. Biz çoğu doyurucuların kadınların diet listesinde olmadığını fark ettik, fakat bu besinler gerçekten çok doyurucu ve lezzetlidir. ve düzgün tüketilmesi halinde sizin kendinizi enerjik hissetmenize neden olur— ve sizin kilo vermenize yardımcı olur.

Lif
liflerin tüketilmesi çok önemlidir, kadınların günde en az 15 gram alması gerekir, ama bu 25 grama kadar çıkabilir. düşük fiberler kalp krizi nedeniniz olabilir—bu kadınların bir çoğunun ölme sebebi— ve tabi ki 2 tip diyabet kanserlerine sebep olur. lifli besinleri tüketmeniz sizi seker tükettiğiniz kadar tok hissettirecektir.meyve, sebze, yüksek lifli besinler, tahıllar ve bakliyat bunları her gün tüketmelisiniz . bunlar üzerinizde rahatsızlıklar bırakabilirler şişkinlik ve bunun gibi etkiler buna mani olmak için bol bol su tüketin.

Omega 3 yağ asitleri

düşük omega 3 içeren diyetlerde ciltte kurumalar görülebilir, kalp hastalıkları ve depresyon riski artabilir. kilo kaybı surecinde çoğu kadının bazı yağlı yiyeceklerden sakınırlar. İçerisinde omega 3 bulunan besinler tüketmeniz sizi daha hissettirecektir, genç ve sağlıklı görünmenizi sağlayacaktır— ve kesinlikle kilo almanızı sağlamayacaktır, uzun bir sure makul bir şekilde öğünlerinizde bulunmalı. eğer yemeklerinizde doymuşluk oranı yüksek olan yağlar varsa bu sizi daha uzun bir sure tok hissettir.

Folik asit

Kadınlar günde yaklaşık 400 mikrogram Folik asit alırlar — hatta simdi ekmek ve tacil gibi ürünlerin içine katılmaktadır. ama kadınlar bu güzel besini yeterince kullanmadıkları için kalp krizi ve kolon kanseriyle karsılaşma risklerini göze alırlar.hamilelik döneminde Folik asidin yeterince alınmaması bebeğin sinir yollarında sorunlar oluşturabilir. günde yaklaşık 600 mikrogram Folik aside ihtiyaç vardır ergenlik dönemindeki kadınlarda folik asit ihtiyacı daha fazladır.kahvaltıda tahılı artırın ve bu şekilde tahıl içinde bulunan liflerden folik asiti çekip almış olacaksınız.ve çoğu kadın kahvaltıya kilolar yüzünden fazla önem vermez fakat bunun içinde su yolu kullanabilirsiniz: kuru uzum ve bir kase kepek güne başlamanız için iyi bir lif kaynağı.

Kalsiyum
Çoğumuz biliriz ki kalsiyuma her yasta çok fazla ihtiyacımız vardır, kadınlar güne başlamadan alacakları 1000 mg ile günlük ihtiyaçlarının sadece yarsını almış olurlar. kalsiyum sadece kemikleri güçlendirmez ostoropozu geciktirir ve kan basıncınızı düzenler. bazı araştırmalara göre düzgün bir şekilde kalsiyum ihtiyacınızı karşılıyorsanız bu sizin kilo vermenizde size yardımcı olur. 80 kaloriyle günlük bütün kalsiyum ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz, sut size bu kalsiyumu verir,protein, güçlü kemikler ve sağlıklı bir şekilde kilo kaybı.

D vitamini
Bu vitamin kalsiyumla el ele çalışırlar çünkü kalsiyum emilimini güçlendirir. D vitamini kronik hastalıkları önleyebilir, diyabet, kanser, doku sertleşmesi, romatizmal artreit ve hiper tansiyon. fakat çoğu kadın alması gerekenin 1\3 kadar d vitamini alır günde. Suçun çoğu güneş kremlerinde gizlidir: Derimizin soğurdu ultra viole ısınlarla vücudumuz D vitamini sentezler. fakat güneş kremi bu sistemin çalışmasına mani olur. D vitamini sadece bazı balıklarda ve balık yağında bulunur. fakat umutsuz olmayın d vitaminini listenize ekleyin ve bol bol sut için, sağlığınız için yararlı ve kilo vermenizde size yardımcı.

Demir

çalışmalarınızdan sonra salondan çıktığınızda kendinizi hiç sürükleniyormuş gibi hissetiniz mi? Eğer cevabınız evetse demir eksikliği kansızlığıyla karsı karşıyasınız demektir. Beş kadından birinin kanındaki demir oranı çok düşüktür, ve bu kırmızı kan hücrelerinin yeterli sayıda oksijen taşıyamamasına neden olur. bütün hücreler oksijenle enerji taşırlar,eğer hücrelerinize yeterince oksijen taşımazsanız, onlar görevlerini yapamazlar ve siz kendinizi yorgun hissedersiniz. Günde ne olursa olsun en az 18 gram demir almaya çalısın. birinci yol: içeriğinde demir bulunan besinler tüketin, midye, biftek, karides, hindi, tahılla zenginleştirilmiş bir sabah kahvaltısı. ikinci yol: hergün demir içeren bir multi vitamin alın. Üçüncü yol; C vitamini demir emilimini artırır, biraz portakal suyu, yarım greyfurt veya domates ve yeşil biber içeren bir salata. daha fazla enerji, daha az yorgunluk, ve daha fazla enerji kaybı.

Aşk Acısını Hafifleten Öneriler 

Hayatınızın aşkıyla yollarınızı ayırmak zorunda kaldınız. Aşk acısı çekiyorsunuz nasıl hafifletirsiniz? Yaşamakta olduğunuz bu sürecin 'geçici' bir süreç olduğunu bilmelisiniz.

1. Çok gerekmedikçe ayrıldığınız kişiyle konuşmayın. Ayrıldığınız kişiden çocuğunuz varsa veya aranızda henüz kapatmadığınız parasal ve maddi konularınız vs. o kişiyle sadece bu konular üzerine konuşmak için bir araya gelin. Ortak arkadaş ve dostlarınızla sohbetlerinizde bile o kişiden bahsetmeyin. Aynı ortamda olmanız gerektiğinden nazikçe selamlaşın, yalnız kalmayın ve konuşmayın.

2.
Sizin için duygusal anlamı veya anısı olan, o kişinin size verdiği objelerden derhal kurtulun. Satılabilecekleri satın, maddi ve manevi değeri olmayan hediyeleri verin.

3. Zor zamanlarda arkadaş desteği önemlidir. Onlara derdinizi anlatmak yerine etkinlikler yaparak oyalayın.

4. Başkasıyla ilişkiye başlamayın. Kalbinizde ayrılık acısı varken doğru kişiyi bulsanız bile doğru ilişkiyi yaşayamazsınız.

5. Daha önce vakit ayıramadığınız için başka bir zamana ertelediğiniz bir şeyler yapın. Dans kursuna gidin, egzersize başlayın

6. İnsanlar ayrılmışsa bir sebebi vardır. Ayrılık acısı yaşarken insanlar hep ‘yaşanan mutlu günleri’ düşünür ama bu düşüncenin size bir yararı olmaz. Kendinize “Ayrılmamız iyi oldu, çünkü...” diye başlayan bir liste yapın. Ayrılık sürecini bir ‘arınma’ süreci olarak düşündüğünüzde psikolojik değişiminizi olumlu bir raya oturtabileceksiniz.

7. Ayrıldığınız kişi hakkında duygularınızı ve düşüncelerinizi bir kağıda yazın ancak asla ona göndermeyin. Ayrıldığınız kişiye artık duygularınızı açıklamanın anlamı yok, biraz zaman geçtikten sonra yırtıp atın.

8.
Yaşadığınız acıları ve sıkıntıları yaşayan milyonlarca insan var. Biraz zaman geçtikten sonra kendinizi tekrardan iyi hissedecek ve yeni birini nasıl olsa bulacaksınız.

9. Duygusal meselenizi aklınızda ve kalbinizde tam olarak bitirmeden önce ayrıldığınız kişiyle arkadaş olmayı falan düşünmeyin. Ayrılırken "dost kalmak" nazik bir temennidir. Ama insanlar ayrıldıkları kişilerle çok nadiren dost kalabilirler. Duygusal dengenizi tekrar yoluna koyduktan sonra, ancak o zaman o kişiyle arkadaş olarak devam etmek isteyip istemediğinize karar verebileceksiniz. Daha önce değil.

10. Ayrılık acısı çekerken alkole ve yemek yemeye sardırmayın. Hiçbir faydası olmaz!

Yaşadığınız bu acılı sürecin en iyi ilacı zamandır. Sabırlı olun, kendinizi yıpratmayın ve suçlamayın. Her ayrılık bir deneyimdir. Varsa hatalarınızdan ders çıkarın.

Vejetaryen Diyeti Zayıflatır mı? 

Soru: Vejetaryen diyetine devam edersem otomatik olarak kilo verir miyim?

Cevap:  Tabiki hayır. Çoğu insan vejertanyen diyetinin sağlıklı olduğuna inanmasına rağmen az yağlı yiyecek seçenekleri ve kalori kontrolü, siz ne yerseniz yiyin çok önemlidir.

Aslında, çoğu vejetaryen fazla yağ alır. Yumurta, krema, tere yağ, işlenmemiş süt ürünleri ve peynirler gereksiz birçok kalori içermektedirler. Bazı vejeteryan protein kaynakları, kuru yemiş ve tohum gibi, fazla yağ içerir. Tüm bunların vejetaryen diyetinde saklanmasına rağmen kilo vermeye çalışırken vejeteryan yaşam tarzı yararlarınıda elde edebilirsiniz.

Vejetaryen diyetinde ve kilo vermede yer alan bu basit ideaları takip edin:

Süt ürünlerini içiyorsanız yağsız sütleri tercih edin. Soya milk içiyorsanız gereksiz yağ ve kalori olmadan gerekli protein, vitamin ve mineral elde etmek için soya sütü ve yağı azaltın.

Az miktarda peynir yiyin, hem inekten sütünden yapılan peynir hem de soya veya pirinç sütünden yapılan peynir fazla yağ içerir. Ne zaman imkan olursa daha az peynir yiyin ve az yağlı çeşitlilerini (yağın her gramı beş gramdan fazla değildir) tercih edin.

Protein seçiminiz baklagiller, tofu ve Endonezya’da soya fasülyesinden yapılan bir yemek çeşidi ilk olmalıdır. Kuru yemişler ve tohumlar harika protein depolarıdır ama büyük porsiyon kötü olur. Bir günde bir avuçtan daha fazla yerseniz oldukça fazla olur.

Gerçekten çok acıktıysanız atıştırma için taze meyve veya çiğ sebze tüketin.

Atıştırmanızda yağ ve şekeri sınırlayın.

Yiyeceklerinize tat vermek için mayonez, tere yağ veya margarin ya da ekşi krema yerine sos, limon suyu veya sirke kullanın.

Her hangi bir diyette kızarmış yiyecekleri yemekten kaçının fırında, haşlanmış ve buharda pişmiş yiyecekleri tercih edin.

Acıktığınızda sadece onları yemeyi deneyin. Kilo almanıza neden olan açıkma olmadığında az kalori içeren yiyecekleri yiyin.

Az yağlı sebzeli yemek kitaplarıyla yaratıcı olun. Pişirmeye başladığınızda Kendiniz için Total Health for You ve Your Family the Vegetarian Way kitaplarını deneyin. Ayrıca, Diana Shaw'ın The Essential Vegetarian Yemek pişirme kitabı da olabilir. İleri seviyedeki vejeteryan için Mollie Katzen’dan The New Enchanted Broccoli Fores deneyin veya The New Enchanted Broccoli Fores, damağınıza göre hazırladığı kitabı satın alın.

Çocuklarda sosyal fobi 

Bir çok anne ve baba, çocuklarının zaman zaman çok çekingen olduğundan, tanımadığı insanların olduğu ortamlarda hep geri planda kaldığından, hiç veya bir-iki arkadaş edinip diğer insanlarla sohbet bile etmediklerinden...

Bir çok anne ve baba, çocuklarının zaman zaman çok çekingen olduğundan, tanımadığı insanların olduğu ortamlarda hep geri planda kaldığından, hiç veya bir-iki arkadaş edinip diğer insanlarla sohbet bile etmediklerinden, dışarı çıkıp arkadaşları ile oynamak yerine çok uzun saatler bilgisayar oyunu oynadığından, zamanının çoğunu yalnız başına odasında geçirdiğinden şikâyet ederler. Bu durumun yaş büyüdükçe geçmesini veya hafiflemesini beklemek yanlıştır. Çünkü bazı çocuklar yaşıtlarından farklı olarak, yeni bir ortama girmek veya tanımadığı insanların olduğu ortamlarda tek başına olmakla ilgili yoğun kaygı ve huzursuzluk yaşarlar. Bunun sebebi, psikolojide “sosyal fobi” veya “sosyal kaygı” adı verilen bir durumdur.

Bu tip çocuklar, sosyal ortamlarda utanç verici bir duruma düşmekten veya yargılanmaktan çok korktuğu için fobik reaksiyonlar gösterip, sosyal ortamlara girmekten kaçınırlar. Böyle durumlarda oldukça çekingen veya utangaç bir yapıya sahip oldukları için söyleyecekleri ya da yapacakları herhangi bir şeyin onları başkalarının gözünde utanç verici bir duruma sokmasından korkarlar ya da insanlar arasında nasıl davranmaları gerektiğini bilemezler. Hatta zaman zaman başkalarının kendilerinden üstün olduğu düşüncesine kapılırlar. Çocukluk döneminde başlayan sosyal fobi bu kişilerin hayatlarına birçok kısıtlamayı da beraberinde getirir. Örneğin okulda parmak kaldırmak, toplum içinde söz alıp konuşmak, tahtaya kalkıp yazı yazmak okulda kaçındıkları davranışların başında gelirken, bir mağazaya girip tek başına bir şeyler almak veya sokakta birine bir şey sormak günlük yaşantıda çocuğu zorlayan davranışlardır. Fakat bütün bunlara genel olarak bakılması ve bu durumun sadece utangaçlıkla karıştırılmaması gerekir. Utangaç insanlar çevrelerinde başkaları varken rahat olamazken sosyal fobikler kendilerini rahatsız hissettikleri bu durumlardan kaçınırlar. Sosyal fobik olan çocuklar bu okul ve sosyal hayatlarında yaşadıkları bu engellemelerden dolayı günlük hayatta oldukça sıkıntı yaşayabilirler. Bahsettiğimiz sabit korku tek bir duruma indirgenmiş olabilir, ya da durum çok daha ileri seviyede yaşanıyor olabilir. Çocuk okulda gerçekleştirilmesi gereken sosyal aktivitelerden korkmaya başlarsa okula gitmekte yoğun isteksizlik duyup bu durumda kaçınma davranışları geliştirebilir; örneğin fizyolojik kökeni olmayan mide bulantıları veya boğaz ağrıları bu sebepten kaynaklanabilir.

Sosyal fobide sergilenen davranışları daha iyi anlayabilmek için durumu bir kısır döngü olarak düşünebiliriz. Sosyal fobisi olan kişiler ateş basması, aşırı terleme, titreme ve diğer kaygı sinyalleri olan konuşma zorluğu, bulantı ve mide rahatsızlıkları gibi belirtilerin ortaya çıkmasından korktukça, bu belirtiler daha fazla görünmeye başlar ve bir zaman sonra kaçınma davranışı bir yaşam şeklini alabilir.

Bu bozukluk tipik olarak çocuklukta ya da erken ergenlikte başlar. Yapılan araştırmalara göre, sosyal fobiklerin % 40’ ı, 10 yaşın altında % 95 ‘i ise 20 yaşın altında görülmektedir. Bu sebeple erken yaşlarda teşhis ve tedavi çok önemlidir. Sizin de gözlemlemeniz amacıyla, sosyal fobi de kişinin yaşadığı zorlukları toparlayacak olursak:


Sınıfta yüksek sesle okumak, yapılan tartışmalara katılmak, parmak kaldırıp söz almak
Yetişkinlerle sohbet etmek
Bir sohbeti kendiliğinden başlatmak
Restorantta kendi başına bir şey sipariş etmek
Davet edildikleri arkadaş doğum günlerine veya partilerine gitmek
Haklı oldukları durumlarda gerekli savunmayı yapmak
Yabancılarla konuşurken göz kontağı kurmak gibi konularda sıkıntı yaşayıp bu durumlardan kaçınma davranışları gösterirler. Bunların yanı sıra, dikkatin onlara çevrildiği hemen her ortamda rahatsızlık hissedip tepki gösterebilirler.
Bu konuda yaşanılan sıkıntıları çözümlemek için zaman geçirmeden bir uzmana başvurmanın yanı sıra aile ve öğretmenlerin de bu konuda destek olmak amacıyla yapabilecekleri bir takım davranışlar vardır. Öncelikle öğretmenler, bu çocukları korktukları veya kaçındıkları davranışlarla ilgili cesaretlendirici sınıf çalışmalarına alabilirler. Örneğin, okul içindeki sosyal etkinliklerde öncelikle başarabilecekleri hedefler koyularak çalışmalara katılabilirler. Bunun yanı sıra öğretmenlere düşen görevlerden biri de çocuğun sınıftaki ortamda fiziksel veya sözlü tehditlere maruz kalmamasını sağlamaktır. Sınıfta sunum yapan veya konu hakkında fikri söylenmesi istendiğinde bu durumdan dolayı yoğun kaygı yaşayan çocuk için sınıf ortamını sakinleştirmek ve alay konusu olmamasını sağlamak gerekir. Ayrıca, yaşı daha küçük olan çocuklar için öğretmenleri sınıfta utangaçlık ve çekingenlik ile ilgili hikâyeler okuyabilirler. Ailelere bu konuda düşen görevlere bakacak olursak; anne ve babanın çocuğun karşılaştıkları her türlü problemde çözümleyici görevi görmesi bu konuda çocuğu tembelliğe alıştırdığı gibi kaçınma davranışını da tetikler. Anne veya babasının herhangi bir sorunda müdahale edeceğini bilen çocuk halletmesi gereken sorunlarda gölgede kalabilir veya sorunu görmezden gelebilir. Bu durumlarla karşılaşılamaması için çocuğun karşılaştığı problemleri başka açılardan incelemesine yardımcı olunmalı, çok yönlü düşünmeye teşvik edilmeli ve ona bunları uygulaması için zaman verilmelidir. Bunun yanı sıra, çocuk eğer okulda arkadaş bulmakta zorlanıyorsa onun anlaşabileceği çocuklarla okul dışı ikili görüşme zamanları ayarlanması ona bu konuda destek olacaktır.

Bu yaşanılan sıkıntılar tabii ki çözümsüz değildir. Sosyal fobinin tedavisi konusunda yapılan çalışmalar, çocuğa değişik sosyal ortamlarda göstermesi beklenen davranışları ve gerekli sosyal becerileri kazandırırken yaşadığı gerginliği azalmasına da yardımcı olur. Alınan profesyonel yardım sayesinde, daha iyimser düşünüp olayları gerçekçi bir pencereden incelemeyi öğrenen çocuk sosyal ortamlara daha rahat girer ve de adapte olur. Kaçınma davranışından vazgeçen çocuk için artık yeni bir süreç başlar. Ortamda kaygı veren bir durum olmadığını görmesi bu konuda kendine duyduğu güveni arttır ve kısır döngü halini almış düşüncelerinde de çözülmeler meydana gelir.

Tatil bavulunuzda ne olmalı? 

Tatil vakti geldi! Alacağınız hiçbir şeyi unutmamak için ve kolaylık sağlayan pratik önerilerimiz için yazımızı okuyun; tatile dört dörtlük bir valizle çıkın.

Tatilinizi her şey dahil sistemi ile faaliyet gösteren bir tatil köyünde geçirecekseniz eğer; bikininizden pareonuza, parmak arası terliğinizden topuklu ayakkabınıza, mini eteğinizden şortunuza kadar günün değişik saatlerinde kullanabileceğiniz ve değişik şekillerde kombinleyebileceğiniz fonksiyonel kıyafetler götürmenizde yarar var.

İki-üç şort, tişört, bir pareo, birkaç bikini-mayo ve parmak arası bir terlik, sabah kahvaltısından akşam odanıza çıkana kadar havuz, deniz kenarı ve restoranlar arasında geçireceğiniz zaman diliminde pekala sizi kurtarabilir. Sırf deniz kenarı faaliyetlerine bağlı kalmayıp tatilinizi tenis, golf gibi sporlarla renklendirmeyi düşünüyorsanız yanınızda spor ayakkabı ve çorap götürmeniz de gerekir.


Tatil köyü dışına çıkmadığınız sürece günü ince bir pareo ya da şortlu bir takımla kurtarmanız olası. Gece kıyafeti seçimi ise rahat ya da şık görünme isteğinize göre değişse de en pratik olanı fazla abartıya kaçmadan tiril tiril pantolon üzerine şık bir bluz gibi kombinlerden oluşan spor ve şık görünümlü kıyafetleri tercih etmek.

Kültür turu ya da duraklamalı konaklamalar içinse mümkün olduğunca rahat kıyafetler seçilmeli. Spor ayakkabı ise kesinlikle şart. Bol cepli kargo pantolonlar ve şortların en büyük kurtarıcısı ise beyaz tişörtler. Güneşi çok daha fazla çektiği için siyah, lacivert gibi koyu renklerden mümkün olduğunca uzak durmakta fayda var. Spor ayakkabı kadar elzem eşyalardan biri de kasket şeklinde siperlikli bir şapka. Yüksek koruyuculu bir güneş kremi de olmazsa olmazlarınız arasında.

Bunların dışında tatilinizi geçireceğiniz mekan bir tekneyse, tüm gününüz tekne içinde güneş ve denizle haşır neşir şekilde geçeceği için lüksten uzak; bikini, mayo, şort ve tişörtten oluşan en rahat kıyafetlerinizi ve bol miktarda güneş koruyucu ürünlerinizi götürmelisiniz yanınızda. Hava ne kadar sıcak olursa olsun güvertede sabahlayacağınız serin geceler içinse eşofman altı ve kalın birer sweatshirt mutlaka yanınızda bulunmalı.

Konaklayacağınız mekan ve yapacağınız aktiviteler kadar önem taşıyan bir diğer unsur ise araç seçimi. Arabayla gidecekseniz arabanızın bagajının büyüklüğüne, uçakla gidecekseniz ise, özellikle de yurtdışı seyahatlerde, kişi başı kilo sınırına dikkat etmenizde fayda var. Bavulu fazla eşyayla doldurmamak için planlı olup, gün bazında ve birbiriyle kombinlenebilen, ufak detaylarla farklı görünümlere bürünebilen kıyafetleri seçmeye çalışın.

Aslında ulaşım için kullanacağınız araç ne olursa olsun fazla bavul dert demek. Her ne kadar otelin kapısında sizi karşılasalar da, evden arabaya, otobüse ya da uçağa kadar bavulları taşımak için harcayacağınız eforu tatilde su sporları yaparak ya da dans ederek harcayabilirsiniz.

Nelere Dikkat Etmeli?

• Değişik şekillerde birbirleriyle kombinlenebilen tarz ve renkteki kıyafetleri seçin.

• Yanınıza, en fazla kullandığınız ve tüm kıyafetlerinize uyum sağlayacak aksesuarları alın.

• iPod'unuzun ya da mp3 player'ınızın şarkı listesini güncellemeyi ve kulaklığınızı yanınıza almayı unutmayın.

• Yolculuk esnasında eşofman, spor ayakkabı gibi rahat kıyafetleri tercih edin.

• Ani hava değişimleri için hafif bir yağmurluk ya da bir jean ceket son derece faydalı olabilir.

• Hem gece hem de gündüz giyilebilen ayakkabılarınızı yanınıza alın.

• Diş macunu, şampuan, duşjeli gibi ürünlerin seyahat boylarını tercih edin.

• Bavulunuzu tıka başa doldurmayın, gittiğiniz yerde mutlaka alacağınız yeni bir şeyler çıkacaktır karşınıza.

• Satın alacaklarınız için yanınızda yedek bir çanta bulundurabilirsiniz.

• Yanınıza el feneri, siyah/beyaz renklerde iplik ve iğne gibi acil durumlarda faydalı olabilecek şeyleri almayı ihmal etmeyin.

• Sürekli olarak kullandığınız veya gerekli olabileceğini düşündüğünüz ilaçlarınızı önceden hazırlayın ve kontrol edin.

Güzelliğin 8 düşmanı 

Güzelliğinizin düşmanlarını tanıyın ve güzelliğinizi gölgelemekten kaçının. Bu düşmanları açıklıyor ve etkili çözüm önerilerini sunuyoruz.

 TIRNAK VE TIRNAK ETİ YEMEK


Neden yapılmamalı: Birçok uzman ve doktor, tırnak etlerini koparmanın, şeytan tırnaklarına ve o bölgede enfeksiyonlara neden olduğunu savunuyor.
Öneri: Tırnak etlerinizi nemlendirerek, yumuşak tutmaya özen gösterin. Böylece onları koparmaya gerek duymayacaksınız. Düzenli olarak nemlendirici ve tırnak eti yağları ile tırnak diplerinize masaj yapın. Banyo yaptıktan sonra yumuşayan tırnak etlerinizi özel spatula yardımıyla geriye doğru itin. Tırnak etlerinizin bakımı için sunduğumuz önerilerin dışında hâlâ bu alışkanlığınızdan vazgeçmiyorsanız, tırnak eti yemeye karşı geliştirilen özel solüsyonlu cilaları mutlaka deneyin.

MAKYAJI VE YÜZÜ TEMİZLEMEDEN UYUMAK

Neden yapılmamalı: Özellikle maskaranızı ve göz makyajınızı silmeden uyumanız, uyandığınızda gözlerinizin şişmesine neden olacağı gibi, gözlerinizin enfeksiyon kapmasına da yol açabilir. Uyku sırasında cildin daha fazla nefes aldığı göz önünde bulundurulursa, fondöteninizi, göz altı kapatıcınızı ve allığınızı silmemeniz cildinizin nefes almasını engeller. Tıkanan gözenekler yüzünüzde aknelere ve cildinizde matlığa sebep olur. Makyaj yapmamış olsanız bile cildinizin gün içinde yağlandığını, gözeneklerinizin kir dolduğunu aklınızdan çıkarmamalısınız. Makyaj yapsanız da, yapmasanız da yatmadan önce yüzünüzü temizlememeniz cildinizde büyük sorunlara sebep olacaktır.
Öneri: Acil durumlar için başucunuzda pratik yüz temizleme mendillerinden bulundurun. Sebebiniz ne olursa olsun (ister yorgunluk ister sarhoşluk) kısa sürede yüzünüzü temizleyebileceksiniz.

SAÇ RENGİYLE OYNAMAK

Neden yapılmamalı: Saçlarda yapılan renk değişiklikleri bazen sizi güzelleştirebilir ama çok sık tekrarlarsanız saçlarınız yıpranır ve kendinizi sevmediğiniz imajını doğurur. Rachel McAdams gibi birçok ünlü bunu sıkça tekrarlıyor ancak onların bunu, canlandırdıkları karakterler veya kırmızı halıda dikkat çekmek için yaptıklarını unutmamalısınız. Zaten onlar da bu değişimlerin verdiği zararlardan korunmak için birçok özel bakımdan faydalanıyor. Sizin bu hataya düşmeniz, saçlarınızın bakımsız ve çirkin görünmesine neden olabilir.
Öneri: Saçlarınızdan sıkıldınız mı, o zaman radikal değişiklikler yerine, yeni makyaj teknikleriyle görüntünüzde farklı bir hava yaratabilirsiniz. Hem sonucu beğenmezseniz, makyajınızı silmeniz yeterli olacaktır. Saçlarınızın rengini değiştirmek için kararlıysanız, mutlaka uzmanlara başvurun ve en uygun tonları beraber belirleyin.








Çekici sarışın olabilmek için... Saç rengini açtırmak, uygulamadaki ürünlerin saçı yıpratması ve kurutması açısından risklidir. Altı haftada bir, saçınızın rengini bir veya iki ton açtırmak risk taşımaz. Ama ana renginizden uzak tonlarda saçlarınızı açtırmayı düşünüyorsanız, tek uygulamada istediğiniz sarı tonlarına ulaşmak için umutlanmayın. Bakımlarınızı ihmal etmeden, ayda bir uygulamayla hayal ettiğiniz sarı saçlara sahip olabilirsiniz.

Saçınızı koyulturken minimum yıpratın... Saçınızda koyu tonları denemek, doğal pigmentleri bozmadığı sürece saçınıza zarar vermez. İstediğiniz tonun oturması için, normal boyaları dört haftada bir, bitkisel boyaları da üç haftada bir uygulayabilirsiniz.

Saçlardaki renk değişimleri özel bakım ister... Saçlarınızı boyamadan önce yıpranmalarını önlemek için mutlaka derinlemesine bakım sağlayan saç ürünlerini kullanın. Ayrıca iki haftada bir yapacağınız saç maskeleriyle, saçlarınızın doğal ve sağlıklı görüntülerine yeniden kavuşmalarını sağlayabilirsiniz. Saçlarınıza renk katarken sağlığını bozmayın.

BRONZLAŞMAK UĞRUNA KAVRULMAYIN

Neden yapılmamalı: Güneşin yaydığı Ultraviyole A ışınları (güneşin zararlı ışınları) ciltte erken yaşlanmaya neden olur. Ayrıca bağışıklık sistemi zayıflar ve hastalıklara yenik düşer. Cilt, güneş ışınlarına tepkisini cilde rengini veren melanin üreterek, yani bronzlasarak verir. Ancak bronzluğun yanığa dönüşmesi, ciltte su toplamalarına, lekelere, var olan benlerin zarar görmesine veya yeni benlerin oluşmasına, ciltte yaralar açılmasına ve tüm bunlardan kaynaklanan cilt kanserine neden olabilir.
Öneri: Bronzluğu seviyorsanız, zararlı ışınlara maruz kalmadan kozmetiğin bronz güzellik için yarattığı mucizelerden yani otobronzanlardan faydalanabilirsiniz. Fakat otobronzan kullanırken, nemlendiricilerin aksine, uygulama öncesi cildinizin kuru olmasına dikkat edin. Aksi takdirde istenmeyen lekeler ve renk dalgalanmalarıyla karşılaşabilirsiniz. Renginiz 24 saat içinde oturur. Daha fazla bronzlaşmak isterseniz, uygulamayı istediğiniz rengi elde edene kadar her gün tekrarlayın. Yazın kendini hissettirdiği bu günlerde ısrarla güneş altında bronzlaşmak isteyenlerdenseniz, koruyucu faktörlü güneş kremleriyle sağlıklı bir bronzluk elde edin.

YÜKSEK ISIYLA SAÇLARI KURUTMAK

Neden yapılmamalı: Saç kurutma makinesiyle, maşayla veya saç düzleştiricileriyle (ya da saça şekil veren herhangi bir aparatla) saçları yüksek ısıda şekillendirmek saçın yanmasıyla beraber uçlarının kırılmasına, kurumasına, sönmesine ve matlaşmasına sebep olabilir.
Öneri: Fön makinenizi saçlarınıza çok yakın tutmamak koşuluyla, saçlarınızı orta ısıda kurutun. Saçlarınızı düzleştirmek istiyorsanız saç tutamlarınızın üzerinden makineyle defalarca geçerek onları yıpratmamaya, dalgalar yaratmak istiyorsanız maşayı saçınızda beş dakikadan uzun tutmamaya özen gösterin. Saçlarınızı sadece haftada iki kez fön makinesiyle kurutmaya dikkat edin. Jöle veya köpük kullandığınız zaman saçlarınızın esnekliğini kaybetmemesi için nemlendirici etkili şampuan kullanın. Ayrıca kuruyan saçlarınız için nemlendirici maskelerden faydalanmanızda yarar var.


GEREĞİNDEN FAZLA BEYAZ DİŞLER

Neden yapılmamalı: Uzmanlara göre, dişlerinizi bakım ürünleri veya özel işlemlerle ne kadar beyazlatırsanız beyazlatın, parlaklığın dışında yapay bir beyazlıktaki dişler görüntünüzü bozar. Dişlerinizin rengi gözlerinizin beyazından ve kendi dişlerinizden daha üst tonlarda beyazlarsa gülümsemeniz parlasa bile doğallığınızı kaybedersiniz. Dişin beyazlamasını sağlayan hidrojen peroksit gereğinden fazla ve sık kullanıldığında dişin minesine zarar verip dişlerinizi hassaslaştırıp, yıpratabilir.
Öneri: Dişlerinizi beyazlatmak için bir profesyonelin yardımına danışacaksanız size uygun bulduğu tonların dışında ısrar etmeyin. Şayet evinizde beyazlaştırıcı ürünler yardımı ile bu işlemi uygulamayı düşünüyorsanız, ürünün prospektüsünde yer alan tonlamaları ve önerileri dikkate alarak işlemi gerçekleştirin. Kesinlikle altı ay geçene kadar işlemi tekrarlamayın.

MAKYAJ MALZEMELERİNİN DENEME ÜRÜNLERİNİ KULLANMAK

Neden yapılmamalı: Makyaj malzemesi standlarında tanıtım amaçlı yer alan deneme ürünleri, uçuk, bakteri ve mikrop kapmanıza sebep olabilir. Bu ürünlerin tanımadığınız birçok insan tarafından denenmesi rahatsız edici bir durum.
Öneri: Kozmetik alışverişlerinizi yaptığınız mağazaların hijyenik olduğundan emin olmalısınız. Denemeniz için sunulan ürünlerin temizliğinden, silmeniz için size sunulan ürünlere kadar her şeyin dezenfekte edildiğine ve risk oluşturmayacaklarına dikkat etmelisiniz. Sizden önce başkalarının denemiş olabileceği ve mikrop taşıyabilecek ürünleri denemeyi düşünmemelisiniz. Satın almadan önce üründen emin olmak isterseniz, bu konuda eğitimli ve yetkin danışmanlardan yardım almanızda fayda var. Bütün uyarıların ışığında alışverişinizi tamamladıktan sonra mutlaka ellerinizi temizlemeyi unutmayın.

SİVİLCELERİ SIKMAK

Neden yapılmamalı: Sivilcenizin çıktığını fark ettiniz ve ondan kurtulmak istiyorsunuz. Kesinlikle ellerinizi ondan uzak tutmayı öğrenmelisiniz. Kendinize engel olamıyorsanız, normal şartlarda iki veya üç günde iyileşen bir sivilcenin sıktığınız zaman bir hafta veya daha fazla zamanda iyileştiğini, üstüne üstlük sıkma işlemi sırasında bakteri kaparak yüzünüzde enfeksiyona sebep olabileceğini unutmayın.
Öneri: Sabrınızı yitirmeden, iki, üç gün boyunca sivilcenize benzol peroksit veya salisik asit içeren ilaçlardan uygularsanız, kuruduğunu ve iyileştiğini fark edeceksiniz. Sivilcenizden acil kurtulmanız gerekiyorsa, mikrop kapmaması için kızarıklık alıcı bir göz damlasını pamuğa damlatın ve çok hafif bastırarak aknenin içini boşaltın. Ardından bölgeyi kapatıcı yardımıyla kamufle edin. Daha geniş kapsamlı önlemler için mutlaka bir uzmana başvurun.

Hypoxi ile 4 günde 1 beden incelin 

Madonna'dan Elizabeth Hurley'e Robbie Williams'tan Michael Schumacher'e kadar birçok ünlü bu yöntemle 4 günde inceliyor.

Hypoxi, bölgesel yağlardan kısa zamanda, az efor harcayarak kurtulmanızı sağlıyor. Sıkı bir programla "4 günde 1 beden incelten" Hypoxi'yi markanın Satış Direktörü Gülben Uras anlattı.

Hypoxi ile kadınlar nasıl zayıflayacak?

Günümüzde fitness artık bir yaşam şekli olarak herkesin hayatında önemli bir yer tutuyor. Kişilerin hem formda hem de sağlıklı olmak için tercihi olan bu spor dalı ile günlük endişe ve kaygılardan uzaklaşma, metabolizmanın hızlandırılması, zayıflama ve sıkılaşma elde ediliyor. Fitness’ın bu etkilerinin yanı sıra söz konusu selülit, belirli bölgelere yerleşen inatçı yağlar ve buna bağlı bölgesel zayıflama olduğunda ise tatmin edici sonuçlar maalesef elde edilemiyor. Buradan yola çıkarak fitness ve vakum terapisini Hypoxi adı altında bir sistem geliştirerek kullanıcıların fitness’dan aldığı keyif sırasında arzu ettikleri vücuda kavuşmalarına da olanak sağlıyor.

Zayıflamak için nasıl bir yöntem izleniyor?

Hypoxi, 4 çeşit cihaz ve özel kıyafetler kullanılarak uygulanan fitness ve vakum terapisi. Egzersiz ve kalorilere dikkat edilen bir diyet ile birlikte uygulanıyor. İncelmekte sorun yaşadığımız bölgelerimiz, sıklıkla erkeklerde göbek çevresi, kadınlarda kalça ve basen bölgesi olmakla birlikte bu alanlarda kan dolaşımı düzenli gerçekleşmiyor. Bu nedenle, düzenli egzersiz ile istediğimiz bölgeden incelmek zorlaşıyor. Hypoxi sistemindeki vakumlama yöntemi ile siz hafif tempoda spor yapar iken, kan dolaşımı sorunlu bölgelere doğru çekiliyor ve yağın istediğimiz bölgeden yakılması sağlanıyor.

Peki nasıl bir program veriyorsunuz?

Hypoxi programında genelde 12 seanslık paketler tercih ediliyor. Haftada 3 gün olmak üzere bir ay süresince 12 seans hypoxi yapılıyor. Bu süre sonucunda kişinin cinsiyetine, yaşına, metabolizmasına göre minimum bir beden olmak üzere istenilen ve hedeflenen bölgeden incelme gerçekleşiyor. Ya da dört günde bir beden incelme imkanı sağlayan maraton programı uygulanıyor.

Maraton programını açıklar mısınız?

Dört günde bir beden incelme Hypoxi Maraton Programı ile gerçekleşiyor. Ancak bu program ardında büyük disiplin barındırdığı için konaklama imkanı sağlayan ünitelerde gerçekleştirilmesini öneriyoruz. Bu programda egzersizlere mutlaka yemekten 1,5 saat sonra başlanıyor. Egzersizler arasında bir saat kadar dinlenme arası veriliyor. Bu program sırasında tüm gün boyunca mutlaka yeterli sıvı alınması gerekiyor.

Uygulama sırasında neler yapmak gerekiyor?

Hypoxi aletlerini kullanırken; uzun, bol ve rahat eşofman; uzun kollu, rahat tişörtler, diz altı çorap, spor ayakkabı giyilmesini öneriyoruz. Terapi boyunca kahve, yeşil çay gibi kafein içeren içecekler, mide asidini arttırması nedeniyle sakız, portakal suyu ve benzeri meyve suları, gazoz gibi gazlı ve şekerli içecekler tüketmiyor, özellikle sonrasında 6 saat boyunca alkollü içeceklerden ve karbonhidratlı yiyeceklerden uzak duruyoruz.

Zayıflamak isteyenler bu yöntemle kaç kilo veriyor?

Hypoxi hedeflenen bölgeden yağ yakma sistemi olduğu için, ortalama 3 kilo civarında kaybedilen kiloya daha doğrusu yağ kaybına paralel olarak, 7-8 kilo vermiş gibi sadece o bölgeden çok dramatik incelmeler görülür. Fakat Hypoxi’nin yanı sıra beslenme diyetine de dikkat edenler, 8 seans sonunda ortalama 5 ile 8 kilo arası zayıflıyor ve hedeflenen bölgeden ortalama 4-5 cm incelebiliyor.

Bu yöntem kalıcı mı?

Hypoxi’de kaybedilen yağlar, daha sonrasında kilo alınsa bile, aynı bölgeye yani hedeflenerek yağları kaybedilen bölgeye yerleşemiyor. Kilo alımı sonucunda, kaybedilen yağ miktarının çok azı hedef bölgeye yerleşebiliyor, alınan kilolar genelde vücuda eşit şekilde yayılıyor.

Çapkın erkeği tanıma kılavuzu! 

Size sunduğumuz bu rehberin yardımıyla odanın diğer ucundan bile sizi hayal kırıklığına uğratacak erkeği tespit etmeniz mümkün olacak.

 Siz şimdiye dek böyle biri ile deneyim yaşamadıysanız bile, bu tiplerin ortalıkta dolaştığını biliyorsunuzdur: Süper etkileyici, kadının ayaklarını yerden kesen, flörtçü, "Bu dünyada gördüğüm en güzel kadın sensin" türünden iltifatlar eden, belki de müthiş bir cinsellik yaşatan ve bir anda ortadan kaybolan erkeklerden söz ediyoruz. Ya da daha kötüsü bir müddeti ortalıkla olan, sonra kovalamaca bitince, gerçek sevimsiz yüzlerini gösteren tipler.

Peki ya bu uzman çapkınları, henüz konuşmadan bile belirlemenize yardımcı olacak bir yöntem olsaydı nasıl olurdu? Uzmanlara göre bu tipleri kalabalığın içinde bile teşhis edecek bazı işaretleri okumayı bilmeniz gerekiyor. Bu ip uçları hiç de az sayıda değil, uzaktan belirleyebileceğiniz işaretler ve ya daha yakından görebileceğiniz ufak detaylar var.

Sadık erkeklerin, çapkınların ve hatta antropoloji, vücut dili, sorgulama uzmanlarının da bulunduğu bir grup erkekle görüşerek hazırlanmış gizli kadın tavlama hareketlerini bilmek ister misiniz?

Seks ama ne zaman? 

Hangi zamanlarda seks yapmanız ve hangi zamanlarda seksten uzak durmanız gerektiğini biliyor musunuz? Sizin için araştırdık.

Seks yapmak her zaman cazip bir aktivite gibi görülebilir. Ama bunun uygun olmayacağı bazı durumlar da var.

DOĞRU ZAMAN

Spor yapmadan önce

Bir spor aktivitesinden bir gece önce seks yapmanın performansı düşüreceğine inanılır.
Ancak, son araştırmalar, geçireceğiniz güzel bir gecenin sizi rahatlatacağını, rekabet hissinizi güçlendireceğini, kendinize duyduğunuz güveni artıracağını ve psikolojik durumunuzu iyileştireceğini gösteriyor. Seks, erkek sporcularda, testosteron seviyesini kısa sürede yükseltiyor, rekabet gücünün ve dikkatin artmasını sağlıyor. Ancak önemli bir spor aktivitesine hazırlanmak İçin, iyi bir gece uykusunun kaçınılmaz olduğu da bir gerçek. Bu yüzden dikkat edin; çok yoğun veya sert bir cinsel aktivite, değerli enerji depolarınızı tüketmek anlamına gelebilir.

Başınız ağrıyorsa

Artık yeni bir bahane bulmanızın zamanı geldi! Amerikalı nörologlar, cinsel aktivite sırasında salgılanan endorfin hormonlarının (doğal ağrı kesiciler) migren ağrılarını bile yok ettiğini keşfettiler.
Seks stresten kaynaklanan baş ağrısına bile iyi gelir ancak unutmayın; bazı kişilerde de cinsellik ve orgazm baş ağrısına sebep olabiliyor. Kronik bir baş ağrısına sahipseniz durumu görmezden gelmeyin ve mutlaka doktorunuza başvurun.

İş görüşmesinden önce

Uzmanlar, iş görüşmeleri gibi önemli durumlar öncesinde yaşanan cinsel ilişkinin stres seviyesini düşürdüğünü söylüyor.
Uzmanlar, cinsel ilişkinin stresi yok etmeye yardımcı olduğunu belirtiyorlar. Bu teze göre, seks, sinirlerinizi gevşetecek, kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak hormonları salgılamanıza yardımcı olacak. Böylece kendinizi partnerinize daha yakın hissedeceksiniz.

Moraliniz bozuk olduğu zaman

Yapılan araştırmalar, cinsel birlikteliğin adeta antidepresan görevi görebileceğini gösteriyor.
293 kadın üzerinde yapılan bir çalışmada, prezervatif kullanmayan kadınların, kullananlara oranla, morallerinin çok daha iyi olduğu görüldü. Bunun sebebinin ise, erkeğin salgıladığı spermin içeriğinde, ruh haliniz üzerinde etkili olabilecek bazı hormonlar olduğu sonucuna varılmış. Ancak tabii ki bu, az sayıda denek kullanılarak yapılan bir bilimsel çalışma. Korunmasız seks yapmayı düşünüyorsanız, bu konuda mutlaka öncelikle doktorunuza danışmanız gerekiyor.

Reklam arasında

Cinsel ilişkiniz bütün bir gece boyunca sürmüyorsa endişelenmeyin. Uluslararası bir araştırmada, en iyi cinsel birleşmenin 15 dakikadan az sürdüğü tespit edilmiş.
Araştırmacılar, Amerikalı ve Kanadalı deneklere kendileri için en ideal cinsel birleşme süresini sordu. Bunun sonucunda ortalama sürenin 7-13 dakika arası olduğu ve hatta üç dakikanın bile yeterli bulunduğu görüldü. Uzmanlar cinsel birleşmenin ne kadar sürdüğünün çok da önemli olmadığını söylüyorlar. Bazen aranızdaki heyecan kısa sürede sonuca ulaşmanızı sağlayabilir.

 YANLIŞ ZAMAN

Smear testi yaptırmadan önce

Cinsel ilişki sonrasında vücudunuzda kalan spermler, yapılacak olan smear testi için pek önem taşımaz. Ama cinsel ilişki sırasında prezervatif veya çeşitli yağlar kullanıyorsanız, testten 24 saat önce cinsel ilişkiye girmemelisiniz.
Uzmanlar, gebelik önlemek için kullanılan bu tarz yöntemler, çeşitli kimyasallar içerdiklerinden, testin sonucunu etkileyebileceğini söylüyor. Aynı durum adet döneminden hemen önce smear test yaptırıyorsanız da geçerlidir. Kan hücreleri, rahim içerisindeki hücrelerin saklanmasına sebep olabilir ve bu da test sonuçlarının yanlış çıkmasına yol açabilir.

Masajdan sonra

Partnerinizle birbirinize masaj yapmak sizi havaya sokabilir ama eğer prezervatif kullanıyorsanız, cinsel birleşmeyi biraz erteleyin.
Seks terapistlerine göre masaj yağı gibi ürünler, yağ bazlı oldukları için, prezervatifin etkisini azaltabilir ve hatta yırtılmasına neden olabilir.

Doğumdan hemen sonra

Her ne kadar doktorlar kendinizi hazır hissettiğiniz zaman seks yapabileceğinizi söylüyorlarsa da, fazla acele etmemenizi öneriyoruz.
Seks terapistleri, doğumdan sonra tekrar seks yapmayı istemenin haftalar veya aylar alabileceğini belirtiyor. Vücudunuzun iyileşmek için zamana ihtiyacı vardır, özellikle de doğum esnasında dikiş atıldıysa, canınız acıyabilir. Seksten önce elinizle vajinanızı kontrol edip, acıyan yerleri öğrenmeniz yardımcı olabilir. Hâlâ emin değilseniz, doktorunuzla görüşmenizi öneririz.

Cinsel birleşmeden sonra kanamanız oluyorsa

Cinsel birleşme sonrasında oluşan kanamaların; almayı unuttuğunuz doğum kontrol hapı, cinsel yolla bulaşan bir hastalık veya rahim içindeki bir aşınma gibi çeşitli sebepleri olabilir.
Bunların hiçbirini büyütmenize gerek olmayabilir ama doktorunuzla görüşene kadar cinsel ilişkiye bir süre ara vermeniz daha doğru olacaktır. Farkında olmadan bir hastalık kapmak veya bulaştırmak ya da sadece bir hapınızı almayı unuttunuz diye hamile kalmak istemezsiniz. Bu sorun, cinsel birleşme esnasında çok kuru olmanızdan da kaynaklanıyor olabilir. Bu durumda da yağ bazlı olmayan kayganlaştırıcılardan kullanabilirsiniz.

Bilmediğiniz prezervatiflerle

Romantik bir tatile çıkıyorsanız yanınıza prezervatif almayı unutmayın. Aksi takdirde, yanınızda istenmeyen bir hediye ile eve dönebilirsiniz.
Prezervatif; mutlaka bavulunuzda bulunması gereken bir şeydir. Eğer sevgilinizle yurtdışına romantik bir tatile gidİyorsanız prezervatifleri kendi ülkenizden götürmeniz her zaman daha iyidir. Eğer yanınızda götürmediyseniz, sizin kullandığınıza benzer bir marka seçmeye çalışın. Onları sıcakta bırakmak yerine serin ve kuru bir yerde sakladığınızdan emin olun. Oteldeki odanızda yatağın başucundaki çekmeceye koyabilirsiniz. Ve dokusuna zarar verebileceklerinden, sakın güneş yağlarını veya güneş sonrası sürdüğünüz kremlerinizi prezervatifle temas ettirmeyin.

Light ürünler zayıflatıyor mu? 

Diyetteyseniz ya da kilonuzu korumak için yediğinize, içtiğinize önem veriyorsanız, hafif beslenme ve light gıdalara dair bilmek istediklerinizi uzmanlar sizin için anlattı…

İngilizce hafif anlamına gelen ama orijinal haliyle dilimize yerleşen 'light', özellikle diyetlerin vazgeçilmez gıdaları için sık kullandığımız bir sözcük. "Beslenme biliminde light gıda ya da light besin denildiğinde enerji içeriği acısından referans ürünlere göre daha az kalori içeren ürünler akla gelir" diyor beslenme ve diyet uzmanı Turgay Köse. Bir ürünün light olabilmesi için sahip olması gereken özelliği, enerji içeriğinin referans ürünlere göre en az yüzde 25 oranında düşürülmesi olarak açıklıyor. "Bu durum genelde şeker ve yağ içeriğinin kısıtlanması ile gerçekleşir" diyor.

Beslenme ve diyet uzmanı Gizem Şeber de Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü'nün tanımlamasına göre, 100 gram katı gıdanın 40 kalorinin altında enerji içeriyorsa düşük enerjili, 3 gramdan az yağ içeriyorsa düşük yağlı, 0,5 gramdan az yağ içeriyorsa da yağsız ürün olarak kabul edildiğini anlatıyor. Light, yani düşük enerjili ya da düşük yağlı gıdaların yedi yaşından büyük, sağlıklı herkes tarafından tüketilebileceğini belirtiyor Gizem Şeber. Ancak hipertansiyon, diyabet ve kalp hastalığı gibi kronik hastalıkları olan kişilere, bu tür ürünleri tüketmeden önce mutlaka etiket kontrolü yapmalarını öneriyor. "Çünkü light ürünler yağdan kısıtlandığı halde yüksek şeker veya tuz içeriyor olabilir" diyor. Annelerin özellikle yanlışa düştükleri bir konu da yedi yaş altındaki çocuklarım light süt ürünlerine yönlendirmelerini gösteriyor. "Bu yaş grubu çocukların beyin gelişimi için light süt ürünlerinde bulunmayan doymuş yağ asitlerine de gereksinimi var" diyor.