| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Diyet , Makyaj , Sağlık , GüzellikRSSYorum RSS
Yazılar

Zayıflama Teknikleri! 

Hiç aç kalmadan, hatta kendinizi gün boyu küçük bir kuzu yemiş gibi hissederek kilo vermek istersiniz öyle değil mi? O halde dünyada popüleritesi giderek artan, ilaçsız, üstelik hiçbir yan etkisi olmayan alternatif zayıflama yöntemleriyle tanışmanın tam sırası!

Yaz kapıya dayandı ama siz hala istediğiniz  kiloya inemediniz öyle değil mi? Kabul edin, şimdiye dek boğuştuğunuz ölümcül diyetler bile bu kadar kısa bir sürede sizi eski kilonuza kavuşturmaya yetmeyecek. Yani önünüzde iki seçenek var: Ya tatili unutup evinizin sote ama güneş alan bir yerinde güneşlen- meyi tercih edeceksiniz, ya da sıkı ama etkili bir diyet programı uygulayacaksınız. Tamam kabul, ikisi de kulağa hiç ama hiç hoş gelmiyor. Hele diyet deyince tüyleriniz diken diken oluyor. Neyse, allahtan “alternatif tıp” çılar bizler gibi hem yiyip hem de zayıflamak isteyenleri de düşünmüş de birkaç zayıflama metodu geliştirip, biz kadınların bu elzem sorununu kökünden halletmeyi başarmış. İşte bu yöntemlerden bazıları:
Akupunktur

Bilinen en eski tedavi yöntemlerinden olan akupunktur Çin’de tam 5000 yıldır uygulanmasına rağmen zayıflama yöntemi olarak benimsenmesi 20yy.rastlıyor. Ülkemizde bu yöntemle kilo verdiren birçok hekim var. Bunlardan biri de 1994 yılından bu yana Kudekas isimli akupunktur yöntemini uygulayan iç hastalıkları uzmanı Dr. Gürkan Kubilay. İnsanların kilo almalarının en büyük nedenini aldıkları kaloriyle harcadıkları kalori arasında denge kuramamasına bağlayan Kubilay, “Eğer ortalama bir yeme düzeni yoksa, arada sırada yapılan katı rejimlerin kişiyi kandırmaktan öteye gidemediğini, bir süre sonra da metebolizma iyice yavaşladığından az yense bile kilo verilemiyeceğini söylüyor ve ekliyor: “Biz sistemimizle sadece kilo verdirmeyi değil, aynı zamanda doğru beslenme alışkanlığının sağlanmasını amaçlıyoruz.”

Nasıl uygulanıyor?

Akupunturun kilo kaybetmedeki en önemli amacı kendi başına yapıldığında zor olan bir şeyi kolay hale getirmek.  İşte bu aşamada stres, halsizlik, yorgunluk gibi rejimin getirdiği zorluklar ortadan kalkıyor. Böylece vücutta açlığa kolayca tahammül etme sistemi kuruluyor. Bu etki de mide noktası olarak bilinen kulağa takılan manyetik iğnelerle sağlanıyor. Bu iğneler sayesinde zaman zaman açlık duyulsa da çok az yenerek açlık hissi tamamen bastırılabiliyor.
“Diyet boyunca hiç açlık hissetmedim”

Yeliz P. (34) Mimar

“Kendimi bildim bileli kiloluydum. Birçok defa diyet yaptım ancak, her seferinde diyeti bırakır bırakmaz kilolarımı geri alıyordum. Hem de fazlasıyla! Bu da kendimi çok çaresiz hissetmeme neden oluyordu. Sonra bir gün, bir arkadaşım sayesinde akupunkturla tanıştım. İğneler kulağıma takıldıktan iki gün sonra az yemek yememe rağmen, sanki tıka basa doymuş gibi kalkıyordum sofradan. Tedavim tam iki ay sürdü. Arada bir kaçamaklar yapmama rağmen iki ayda tam 10 kg verdim. Şimdi çok mutluyum.”
Ayuveda

Son yılların gözde zayıflama yöntemlerinden biri de Ayuveda. 5000 yıllık doğal sağlık sistemi Ayuveda’nın temel tedavisi olan Panca-Karma yöntemi ise damak tadından ödün vermek istemeyenlerin imdadına yetişiyor.
Nasıl uygulanıyor?

Panca-Karma sisteminin uygulanışı diğer alternatif zayıflama yöntemlerine göre biraz daha mistik. Yağla yapılan masajlar, buhar banyoları ve bitkisel terapiler tedavinin ana başılıklarını oluşturuyor.

Hastalar tedaviye önce beş gün kadar evde kendilerini hazırlayarak başlıyorlar. Daha sonraysa iki haftalık özel kür uygulanıyor. Günde üç saat yapılan buhar tedavileri, özel yağlarla yapılan masaj, vücuda uygulanan yağ akımları gibi tekniklerle toksinler, sindirim kanallarında toplanıyor ve dışarı atılıyor. Bu teknikler aynı zamanda kişinin vücut tipine uygun diyetlerle de destekleniyor. Her öğünde en fazla iki avuç yemeğin verildiği diyetler Ayuverda’nın üç beden tipi olan Kapha, Vata ve Pitta’ya göre düzenleniyor.

Buna göre Kapha beden tipine sahip olanlar, şişmanlığa en eğilimli grup kabul edilirken Vatta tipi mensupları ince yapılı olmalarıyla tanınıyor. Pitta tipi ise balık etli ve açlığa tahammülü zayıf kişiler olarak biliniyor.
“Doğru beslenmeyi öğrendim”

Yılmaz G. (42) Hekim

“Aslında şişmanlığımı fazla dert ettiğimi söyleyemem. Ama yaşımın ilerlemesi ve bir takım sağlık problemleriyle karşılaşmamdan ötürü geç de olsa zayıflamaya karar verdim.  Altertatif  tıpla eskiden beri ilgili olduğumdan Panca-Karma yöntemiyle zayıflamak bana çok cazip geldi. Tipik bir Vatta mensubu olduğumdan kendime uygun bir diyet seçtim ve diğer tedavi yöntemleriyle birlikte üç ayda tam 12 kg verdim.”
Hipnoz

“Bu da nereden çıktı” demeyin. Eski çağlardan bu yana en etkili tedavi yöntemlerinden biri olan hipnoz, son yıllarda fazla kilolarından kurtulmak isteyenler için de kullanılıyor. Zira uzmanlar zayıflamanın da kilo almanın da beyinde başlayıp beyinde bittiği görüşündeler. Yani onlara göre asıl doyması gereken yerimiz midemiz değil beynimiz!
Nasıl uygulanıyor?

Bir kişinin hipnozla kilo kaybetmesinin en önemli şartı, zayıflamayı gerçekten istemesi ve hipnoza tepki vermesi. Aksi takdirde bu yöntem başarılı olamıyor. Bu gerçekleşktikten sonra verilmek istenen kiloya bağlı olarak tedavinin süresi belirlenerek seanslara başlanıyor.

Hasta seans süresince  üç aşamadan geçiyor. İlk bölüm “gevşeme”, ikincisi “telkin” ve üçüncüsü ise “bilinçaltının etkilenmesi”. Tedavinin özü işte bu üçüncü aşamada gizli. Bilinçaltı etkilenerek organizmanın kilo almaya neden olan besinlere tepki vermesi sağlanıyor. Örneğin seans sonrasında çikolata gibi yüksek kalorili yiyecekler  yenildiğinde mide bulantısı başlıyor ve doğal olarak hasta bu yiyecekleri yiyemiyor.

Tedavi verilmek istenen kiloya ve metobolizmasına bağlı olarak 2-5 ay arasında değişiyor.

“İnanamadım ama oldu”

Zeynep(21), Öğrenci

“Hipnozla zayıflama tedavime başlayana kadar sayısız diyet denedim. Önce herşey iyi gidiyor, istediğim kiloya iniyorum. Ama sonra verdiğim kiloları aynen geri alıyordum. Diyet boyunca çektiğim sıkıntılar da cabası!  Hipnoz tedavisi sırasında ise bunların hiçbirini yaşamadım. Çünkü ben istesem de beynim abur cubur yememe müsaade etmiyordu. Sonunda başardım ve bir ayda 6 kilo verdim.”

Yüz şeklinize göre makyaj yapın.. 

Makyaj yaparken güzel yerlerinizi daha dikkat çekici hale getirmek elinizde...


Güzellik ve Bakım Uzmanı Mine Ülgezer, yüz şekline göre makyaj teknikleri hakkında bilgi verdi. İşte yüze uygun iyi bir makyajın püf noktaları...

Oval Yüz

İdeal yüz şekli olarak benimsenen oval yüz, yanaklarda genişleyip, çenede incelen yüz şeklidir. Oval yüz için düzeltme gerektirmeyen tek yüz şeklidir diyebiliriz ve diğer yüz şekillerine yapılan tüm müdahaleler, yüzü ovale yaklaştırmak içindir. Bu yüz şeklinde makyaj yaparken dikkat edilmesi gereken tek husus köşeli çizgilerden kaçınmaktır ve çizgiler olabildiğince yuvarlak uygulanmalıdır.

Yuvarlak Yüz

Yuvarlak yüzlerde daha anlamlı bir makyaj elde etmek için yüzün dış bölümlerine mutlaka müdahale edilmelidir. Özellikle çene ve elmacık kemikleri belirgin hale getirilmelidir. Bu tür işlemleri yapabilmek için cilt rengine uygun açık ve koyu olmak üzere iki fondotene ihtiyaç vardır. Yüze ten rengine uygun fondöten uygulandıktan sonra baz fondötenin 1,5 - 2 ton koyusu ile geriye çekmek, görüntüsünü yumuşatmak istediğimiz kısımlar gölgelenir. Yüzün üst bölümünde, kulak kenarından başlayarak alnın iki tarafına gölgelemeler yapılır. Alt kısımda ise, kulağın yüze bitişik olan üst bölümünden çeneye kavisli gölge yapılır. Sonraki aşamada kulak memesinden başlayarak, yanak çukurundan buruna doğru kavisli bir gölge yapılır. Bu işlem elmacık kemiklerini belirginleştirerek yüze daha anlamlı bir ifade katacaktır. Yuvarlak yüzlerde allık elmacık kemiği üzerinden yanlarda gözün dış ucuna doğru, aşağı bölümde ise yanak çukurunda bir üçgen oluşturacak şekilde sürülür. Yuvarlak yüzlerde dikkatin orta bölüme çekilmesi gerektiği için ruj canlı sürülmelidir. Ayrıca, kaşlar ve gözler çekik boyanmalıdır.

Kare Yüz

Kare yüzlerde yüze daha yumuşak bir ifade vermek ve yüze sertlik katan açıları ortadan kaldırmak için dikkat yüzün orta bölümüne çekilmeli ve bunun için de canlı renkler kullanılması gerekmektedir. Öncelikle yüze ten rengine uygun bir fondoten uygulanır. Yüzün üst bölümünde 1- 2 ton koyu diğer fondöten kullanılarak saç diplerinden başlayarak, şakaklara doğru kavisli bir gölge yapılır. Daha sonraki alt bölümde ise kulağın üst kısmından, çeneye doğru inen yay şeklinde gölge yapılmalıdır. Çeneye aydınlatıcı tatbik edilir. Ayrıca, gözün dış kısmına ve uç yanak kemiği üzerine de aydınlatıcı sürülür. Dudaklar canlı boyanır ve allık yuvarlak yüzlerdeki gibi üçgen şeklinde uygulanır.

Uzun Yüz

Uzun Yüzlerde daha canlı ve derin bir ifade elde etmek için yapılacak işlemin yüzdeki düz görüntünün giderilmesine yönelik olması gerekmektedir. Yüzdeki uzunluk alın yada çene bölümünün genişliği yada burun dudak arasının genişliğinden kaynaklanabilir. Bu bölümlerin daha az dikkat çekmesi için doğru bir gölgeleme yapılarak geri çekilmesi gerekmektedir. Her zaman olduğu gibi yüze ten rengine uygun fondöten uygulanır. Özellikle alın ve çene bölümü yatay bir şekilde 1-2 ton koyu fondöten kullanılarak gölgelenir. Allık elmacık kemiği üzerinden kulağa doğru yatay bir şekilde sürülür.
Kaşlar, gözler ve dudakların yatay byanması daha iyi sonuç verecektir. Ayrıca alın üzerine bırakılan perçem ve kaküller de uzun yüzlerde hoş bir ifade oluşmasına yardımcı olacaktır. Uzun yüzlerde boyama ve gölgeleme işlemlerinin genellikle yatay uygulanmasının sebebi yüze enine doğru çekilmiş bir görüntü vermek içindir.

Üçgen Yüzler

Düz Üçgen Yüz: Düz üçgen yüzlerde alın bölümü dar, çene bölümü geniştir. Dolayısı ile alın bölümünü ortaya çıkarmak için açık renk fondöten kullanarak aydınlatmalı alın bölümü aydınlatılırken özellikle göz kenarları ve şakaklar da unutulmamalıdır. Çene bölümünü geri çekmek için koyu renk fondöten kullanarak gölgelemeliyiz. Koyu fondöten ile tam kulak altından aşağı çeneye inilerek ve yanak çukuruna doğru gölgeleme yapılır.Gölgeler çene altından boyna doğru devam edip iyice dağıtılmalıdır. Allık elmacık kemiği üzerine yuvarlak bir şekilde uygulanır. Kesinlikle köşeli hatlar yapılmamalıdır. Alın dar olduğu için kaşlar ve gözler birbirine uzak ifade verilecek şekilde boyanır.

Ters Üçgen Yüz: Bu yüz şeklinde alın bölümü geniş,çene bölümü dardır. Dolayısı ile alın bölümünün daraltılıp ki bunu 1-2 ton koyu renk fondöten kullanarak gölgeleme işlemi ile yapabiliriz, çene kemiklerinin daha belirgin hale getirilmesi gerekmektedir. Belirgin hale getirmek istediğimiz bölümler için de açık renk fondöten yardımı ile aydınlatma işlemi yapabiliriz. Alın koyu renk fondöten ile her iki yanına gölgeleme yapılarak daraltıldıktan sonra belirgin ve göze çarpan görüntüsü dengelenmiş olur. Ardından açık renk fondöten ile kulak memesinden yanak çukuru ve çeneye doğru aydınlatma işlemi yapılır ki, böylece dar olan çene daha belirgin bir hal alır. Alın geniş olduğu için gözler ve kaşlar birbirine yakın ifade verecek şekilde boyanır. Allık elmacık kemiği üzerinden ve gözün uç bölümüne doğru elips şeklinde uygulanır.

Köşeli Yüz: Köşeli yüzlerde kare yüzlerdekine benzer sert ve açılı bir ifade vardır. Yüze daha derin ve yumuşak bir ifade vermek için kemikli bölümlerin geri plana çekilmesi gerekir. Bunun için koyu renk fondöten kullanılarak gölgeleme yapılır. Ortaya çıkması istenen kısımlar ise açık renk fondöten kullanılarak aydınlatılır. Kaşlara yuvarlak bir form verilmesi yüzü yumuşatacaktır. Ruj kullanımında alt dudak daha ensiz, üst dudak ise daha dolgun gözükecek şekilde boyanır. Allık elmacık kemiği üzerine yuvarlak tatbik edilir. Köşeli yüzlerde elmacık kemikleri çıkık ise gölgeleme yapılarak daha yumuşak bir ifade verilebilir.

Rujunuz etkileyici mi? 

Dudaklarınız istediğiniz etkiyi bırakıyor mu? Öpülesi dudaklar için ipuçları...


Dudaklarınız istediğiniz etkiyi yaratıyor mu?
Belki bilmiyordunuz ama ruj sürmenin de taktikleri var. Dudaklarınızın renginin kalıcı ve etkileyici olmasını istiyorsanız, bu listedeki adımları takip edin!

Dudak koruyucu sürün!
Ruj sürmeden önce dudaklarınıza mutlaka dudak koruyucusu uygulayın. Bu rujun dudağınıza daha kolay sürülmesini ve dudağınızda daha uzun süre kalmasını sağlar.

Dudak kenarlarına pudra sürün!
Eğer yüzünüze pudra sürecekseniz, dudak kenarlarınıza da pudra sürebilirsiniz. Böylece rujun akma riskini azaltmış olursunuz.

Dudak kalemi kullanın!
Rujunuzu sürmeden önce mutlaka dudak kalemi kullanın.
Rujunuza yakın renkte bir dudak kalemiyle dudaklarınızın kenarlarını çizin.
Daha sonra da bütün dudağınızı aynı kalemle boyayın.

Son aşama
Son olarak da rujunuzu uygulayın.

Dudağınızdaki fazla ruju almak için bir peçeteyle dudaklarınıza hafifçe dokunabilir, ya da parmağınızı dudaklarınızın arasına alıp hafifçe sıkabilirsiniz.

Artık dudaklarınızla büyülemeye hazırsınız...

Gece makyajının püf noktaları 

Bir partiye davet edildiğinizde acaba nasıl makyaj yapsam diye paniğe mi kapılıyorsunuz? O zaman bu yazımız tam size göre. İşte gece makyajının püf noktaları...


Gece dışarı çıkarken, renkli farlar ve gösterişli rujlar kullanabilirsiniz. Dikkat etmeniz gerken ilk şey, renkli olacağım diye yüzünüzü bir ilk okul öğrencisinin resmine benzetmemek. Renkleri kullanırken aşırıya kaçmayın ve mutlaka yeterli ışığı olan bir yerde makyaj yapın.

Fondöten temiz ve nemlendirilmiş cilde, nemli bir süngerle sürülmeli. Saç dipleriyle yüzün birleştiği yerde renk farklılığı olmamalı. Fondöten bu bölgeye küçük dokunuşlarla iyice yayılmalı.

Fondöten üzerine sürülecek pudra şeffaf olmalı. Tek başına kullanılacaksa, ten rengine uygun olması ve büyük pudra fırçasıyla ince bir tabaka halinde sürülmeli.

Önce gözler

Gözlerinizi büyük göstermek için üst kirpik diplerine siyah veya kahverengi göz kalemiyle ince hat çekmeli ve bu hattı göz ucundan biraz taşırmalısınız. Alt kirpiklerin diplerine de ince hat çekmeli; ancak bir pamuklu çubukla hattın keskinliğini dağıtmalısınız. Gözleriniz birbirine yakın ise, gözün şakak tarafındaki ucunu daha koyu renk bir farla belirginleştirmelisiniz. Gözleriniz birbirinden çok ayrık ise, göz pınarının üstünü kaşa kadar koyuca ton bir farla gölgelemelisiniz.

Allık ne renk olmalı?

Gece makyajında kullanılan allık biraz daha koyu olabilir; ancak çok iyi dağıtılmalı. Yuvarlak bir yüzü daha ince göstermek için allığı, elmacık kemiklerinin altından şakaklara doğru ve şakaklara da sürmelisiniz. Köşeli bir yüzde ise elmacık kemiklerinin üzerine ve çenenin alt-yan sınırına allık sürülürse daha yumuşak bir ifade sağlanabilir.

Sıra dudaklarınızda!

Dudaklar ince ise, fondötenlenen dudakların bitimine kemik rengi bir kalemle ince bir çerçeve çizilir ve parmak uçlarıyla iyice dağıtılarak hattın keskinliği azaltılır. Daha son ra dudak kalemiyle çerçeve çizilir ve bu çerçevenin içi uygun renk rujla boyanır. İnce dudaklar açık renk rujlarla daha dolgun, kalın dudaklar ise koyu renk rujlarla daha ince gösterilebilir.

Tazelemeye gerek kalmasın, makyajın hiç akmasın.. 

Akan rimeller, bulaşan fondötenler, 10 dakikada kaybolan rujlar… Bu gibi sorunlar keyfini kaçırmasın. Bu tüyolara dikkat et, parti keyfini doyasıya çıkart!


1. Stick fondötenler, sivilce izlerini daha iyi kapatır ve uzun süre etkisini korur. Daha dayanıklı bir makyaj için, ten rengine uygun stick bir fondötenle makyajının bazını hazırlayabilirsin. Maybelline 3 in 1 stick fondöten kolayca uygulanıyor, pürüzsüz bir görünüm sağlıyor.

2. T bölgesindeki parlama, makyajında hoş olmayan bir görünüm yaratabilir. Makyaj altına ya da üstüne, parlamayı önleyici ürünler kullanarak bu sorunlardan kurtulabilirsin. Lancaster Matt T Zone, parlayan ciltleri anında matlaştırıyor.

3. Göz makyajı çok önemli. Kullandığın far hemen uçarsa yaptığın makyajın hiçbir anlamı kalmaz. Bu yüzden dayanıklı olması gerekir. Helena Rubinstein’in tekli farlarını tercih edebilirsin.

4. Dudakların bakımsız ise, sürdüğün ruj çatlakların arasına girer ve dilediğin rengi elde edemezsin. Pürüzsüz dudaklara sahip olmak için bakım ürünleri kullan. Biotherm Aquasorce Levres içeriğindeki glycerol ve bitkisel yağlar ile, Vitamin E ve 8 koruma faktörü sayesinde dudaklarında yüksek nem, maksimum koruma sağlar.

5. Waterproof özellikli bulaşmayan rimeller ve göz kalemlerini tercih et ki, terden ve nemden akan makyajın güzelliğine gölge düşürmesin. Bunun için Christian Dior dayanıklı göz kalemini ve ancak 38 derece ısıdaki su ile çıkarılabilen Kanebo rimeli tercih edebilirsin.

6. Dudak parlatıcıları, rujun daha kalıcı olmasını sağlar. Üstelik dudaklarının daha dolgun görünmesini sağlıyor. Erik, çilek ve vişne ile tatlandırılmış üç şeker rengi bulunan Lancome Juicy Tubes’ten birini seçebilirsin.

7. En az far kadar kullandığın allığın da kalıcılığı önemlidir. Özellikle mezuniyet partisi için iyi bir markayı tercih et. Yves Saint Laurent allıkların rengi çok hoşuna gidecek.

8. Makyajının hiç bozulmadan kalması için makyaj fiksleyici ürünler kullanmak iyi bir çözüm. Biotherm Base Magic, bu ürünlerden biri. Cildin canlı görünmesini sağlarken makyajı tam sekiz saat sabitliyor.

9. Saçların kıvır kıvır. Sen ise bir değişiklik yapıp partiye dümdüz saçlarla gitmek istiyorsun. Üstüne üstlük nem ve ter yüzünden çektireceğin fönün uzun süre dayanmayacağını da iyi biliyorsun. O halde fön öncesi, neme ve dış etkenlere karşı koruyucu bir ürün kullanmalısın. System Desing Uncurl, nemli ortamlarda bile fönün etkisini uzatıyor.

10. Sürdükten sadece bir saat sonra bile en ufak darbeyle soyulan ojelerden uzak dur. Ve ojenin daha dayanıklı olması için üzerine sabitleyici cila geç. Estee Lauder oje, yoğun kapatma özelliğine sahip, üstelik dayanıklı.

11. Ter kokusu ile karışan parfüm, yakışıklıları senden uzaklaştırır, ona göre! Tüm parti boyunca yakışıklıların yanında kalması için terlemeyi önleyici deodarant, roll–on ya da stick deodorant kullan. Clarins Gentle Care deodarantlar, vücudun doğal fonksiyonlarına müdahale etmeden gün boyu etkili koruma sağlıyor.

Göz Makyajı Nasıl Yapılmalı? 

Eğer açık tenli ve sarışınsanız, şanslısınız çünkü hemen her renk far kullanabilirsiniz. Esmerler ise rahatlıkla koyu tonlar kullanabilir. Kızıllara gelince, onlara en çok karamel, gri, lila veya siyah gibi renkler yakışır...


Gözler yüzün en dikkat çekici bölgelerinden biri. Teninize ve saçınıza uygun bir göz makyajı ile çok daha etkileyici görünebilirsiniz.

Eğer açık tenli ve sarışınsanız, şanslısınız çünkü hemen her renk far kullanabilirsiniz. Karamel, kahve, gri ve krem rengi özellikle yakışacaktır. Önce açık bir rengi (yumuşak bir gri, kemik yada kehverengimsi bir pembe) kirpiklerin dibinden göz kapağının bitimine kadar sürün. Göz kapağının üstüne ise kahverengi, bronz gibi daha koyu renkler kullanın. En koyu tonu da derinlik katması için göz kapağının bitiş çizgisine sürün.

Esmerler rahatlıkla koyu tonlar kullanabilirler. Koyu renk farı kirpiklerin dibine kadar, yanlara dogru hafif uzatarak sürün.

Kızıllar ise karamel, gri, lila veya siyah gibi renkleri kullanabilirler. Bu renklerle sarışınlarinkine benzer makyaj yapabilirsiniz ancak göz ile burun arasındaki bölgeye fazla koyu renkler sürmekten kaçının.

* Eyeliner yada göz kalemini hem üste hem alta yada sadece üste sürebilirsiniz ama mutlaka sürdükten sonra yumuşatmalısınız. Bunu ıslak pamukla, pamuklu çubukla yada bazı göz kalemlerinin arkalarında bulunan silgilerle yapabilirsiniz.
* Açık renkli farlar kullandıysanız ya da günlük hafif bir makyaj istiyorsanız göz kalemini mümkün olduğunca ince sürün, ayrıca kahverengi göz kalemi kullanmak daha doğal görünmenizi sağlayabilir.
* Gözün altına da kalem çekmek yerine, kirpiklerin dibine azıcık koyu renk bir far sürmeyi deneyebilirsiniz.
* Rimel sürerken de bazı şeylere dikkat etmelisiniz. Kurumuş bir rimel (3 aydan sonra kurumaya başlar) istenilen etkiyi göstermez. Rimel sürmeden önce kirpikleriniz tarakla yada kirpik kıvırıcısıyla düzelterek, karışmalarını ya da birbirlerine yapışmalarını engelleyebilirsiniz.
* Biraz ışıltılı ve farklı bir görünüm için siyah veya kahverengi sürdüğünüz rimelin üstüne sadece uçlarına mor yada lacivert sürmeyi deneyebilirsiniz.
* Kirpiklerinizin daha uzun ve gür görünmelerini istiyorsanız, rimelden önce biraz pudra sürüp, kuruduktan sonra da ikinci katı sürmek istediğiniz etkiyi yaratacaktır.

Sigara içenler için cilt bakım önerileri 

Sigara cildimizin kara sarı bir görünüm almasına neden olur. Bunu engellemek için;..

Yatmadan önce 1 armutun suyunu sıkıp yüzünüze iyice yedirin. Bu cildinizin normal cilt rengini almasına yardımcı olur.Kestane balı çiğerlerinizin ve nefes yolarınızın temizlenmesine yardımcı olur.

Olgun yarım avokadoyu, 2 tatlı kaşığı bal ve yarım limon karıştırın. Ve yüzünüze uygulayın. 1 saat bekletin. Özellikle göz çevresine uygulayın. Sigaranın etkisiyle oluşan kırışıklıkların oluşmasını engeller.

Zayıflamanın Altın Kuralı... 

Meyve ve sebzeler sağlıklı beslenme önerileri içinde en büyük yeri tutan 2 temel gruptur. Ancak tüm meyve ve sebzelerin belirli bir enerji değeri ve şeker içerikleri vardır. Bu sebeple yenilen miktarlar önemlidir, yarım muzun enerji değeri 1 elmaya eşittir.

Meyve porsiyonları meyvelerin şeker içeriklerine göre ayarlanarak tavsiye edilir. Sebzelerin genelde su ve lif oranlarının yüksek olması enerji değerlerinin düşük olmasına sebeptir. Çiğ olarak yenilebilen kıvırcık, göbek marul, nane, maydanoz, roka, biber, domates, salatalık gibi sebzeler çoğu zaman diyette serbest bırakılır. Pişirilerek yenilen sebzelerde ise durum içindeki yağ miktarına ve pişirme şekline bağlıdır. Sonuç olarak meyve ve sebzeler düşük enerji içerikli olmalarına rağmen diyet içinde tavsiye edilen miktarların üzerinde yenilmemelidir.

Yararlarını biliyor musunuz?

Üzüm: Vücudu zararlı madde etkilerine karşı koruyan, fitokimyasallardan flavonoidleri içerir. Kalp hastalıkları ve kansere karşı koruyan üzüm bol bol tüketilmelidir.

Karpuz: İçerdiği laykopen maddesinin, kansere karşı koruyucu özelliği olduğu bilinen A ve E vitaminlerinden daha etkili olduğu saptanmıştır.

Kayısı: İçindeki beta karoten adlı madde, hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önler. Bağırsakların çalışmasına yardımcı olur. Bir kayısı ne kadar parlaksa, içindeki beta karoten oranı da o kadar yüksektir.

Domates: Domates özellikle laykopen yönünden zengindir. Laykopenin antioksidan etkisi nedeniyle göğüs, sindirim sistemi, mesane ve deri kanseri riskini azalttığı bilinmektedir.

Biber: Bol miktarda A ve C vitamini içerir.

Çilek: Bol miktarda A, B1, B2, C ve K vitamini, protein, şeker, meyve asidi, demir, fosfor, sodyum, kalsiyum, potasyum içerir.

Şeftali: A ve C vitaminlerini içerir.

Elma: Tok tutan, kalorisi fazla olmayan cilde ve saçlara iyi gelen elmada A, C vitaminleri bulunuyor. Potasyum zengini elma, sindirim için yararlı bol miktarda lif içeriyor.

Kivi: Kalp ve damar sağlığı açısından kolestrolün düşürülmesinde etkili bir madde olan petkin, kivi de bol miktarda mevcut.

 

 

diyetsiz zayıflamanın 10 yolu 

Önerileri uyguladığınızda çabuk kilo vereceğinizden emin olun. Kısa sürede zayıflatan veya tek tip beslenmeye yönlendiren diyetlerden hemen vazgeçin. 453.6gr yağ 3500 kaloriye eşittir..

Diyet ve egzersizle günde 500 kalori harcadığınızda haftada yaklaşık 453.6gr yağ eritirsiniz. Eğer şimdiki kilonuzu korumak istiyorsanız, günde 100 kalori harcamanız yeterlidir, bu da her yıl ekstradan yarım ve bir kilo almanızı engeller. Diyete başvurmadan ağrısız ve acısız zayıflama stratejilerini kolayca uygulayabilir ve alışkanlık haline getirebilirsiniz.

Her gün kahvaltı yapın
Sabah kahvaltı etmeyerek zayıflamak birçok insanın başvurduğu ortak yoldur. Çoğu insan kaloriyi azaltmak için kahvaltı yapmamanın en iyi yol olduğunu düşünür ancak günün sonunda daha çok yerler. Bun un yerine sağlıklı ve kilo aldırmayan yiyeceklerle kahvaltı etmeyi tercih edebilirsiniz.

Geceleri mutfağınızı kapatın
Acıkmadığınız halde saedece sıkıldığınız için gece yarısı atıştırmalarını ya da TV karşısında gece geç saatlere kadar birşeyler yiyerek oturmayı bırakın. Bir fincan çay alın, canınız şekerli birşeyler istediğinde zor eriyen sert şekerlerden bir tane, ufak bir kaze veya külah light dondurma ya da dondurulmuş yoğurt yiyin. Şekerli gıdalar tükettikten sonra dişlerinizi fırçalamayı ihmal etmeyin.

Tatlandırılmış içeceklerden uzak durun
Tatlandırılmış içecekler kalori doludur. Susadığınızda, serinlemek istediğinizde sadece su, limonata, düşük yağlı veya yağsız süt, ufak porsiyonlarda 100 meyve suyu için..

Doğal besinleri tüketin
Yemek sırasında açık büfeden uzak durun. Yiyecekleri istediğiniz kadar tabağınıza koyun. Yemeklerden önce salata yiyin ve bir kase çorba için. Bu sizin iştahınızı azaltır. Mutfağınızda atıştırmak istediğinizde yiyebileceğiniz meyve ve sebzeler bulundurun.

Tahıl tüketin
Kek, beyaz ekmek, bisküvilerde kullanılan tahıllardan elde edilen un işlenmiş, kepekleri alınmıştır. Tüketeceğiniz tahıllar ya da kepekli yiyecekler sizin daha tok hissetmenizi sağlar. Bu nedenle kepekli ürünleri, yiyecekleri seçin.

Evinizde kalorili yiyecekleri bulundurmayın
Mideniz kazındığında şekerli ve yüksek kalorili yiyeceklere saldırırsınız. Bu nedenle yüksek kalorili yiyecekleri mutfakta bulundurmayı, almayın. Bu tür restoranlardan uzak durun. Canınız birşeyler yemnek istediğinde sağlıklı atıştırmalıkları tercih edin. Çok yemek yememek için büyük bir bardak su içtikten sonra en az 15 dakika bekleyin.

Porsiyonlarınızı küçültün
Eğer yemek tabaklarınızı küçültürseniz zayıflarsınız. Çoğu restoranda ihtiyacınızdan daha fazla yemek servis edilir. Fazla yemeyi tabaklarınızı, bardaklarınızı ve kaselerinizi küçülterek önleyebilirsiniz.

Her yemek ve ara öğün de protein içeren besinler yiyin
Protein içeren yiyecekler daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar. Düşük yağlı yoğurt, ufak kase fındık, yumurtalar, kuru bakliyat ve yağsız et yiyin. Uzmanlar her 3-4 saatte bir ufak miktarda ara öğün oluşturarak kan şekerinizi yükseltmenizi öneriyor.

Diğer hafif alternatifleri değerlendir
Düşük yağlı salata soslarını, mayonez, süt ürünleri gibi yiyecek alternatiflerini tüketmeyi azaltın. Kayvenizde krema yerine yağsız süt, tatlı patates yerine beyaz patates, salatalı sandvici tercih edin.

Adetliyken denize girilir mi? 

Yıl boyunca tatil ve deniz hayalleri kuran kadınların en büyük sıkıntılarından biri de adet döneminin tatile denk gelmesi.

Kararsızsanız okuyun!

Kadınların adet dönemlerinde denize girmesinin sakıncalı olduğuna dair yaygın bir inancın olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Bölümü’nden Dr. İbrahim Sözen, adetliyken denize girip girmeme konusunda kararsız kalan kadınları aydınlattı.

Tamponla denize girmek mümkün

Kadınların adet dönemlerinde denize girmesinin sakıncalı olduğuna yönelik inancın tıbbi bir temeli bulunmadığını söyleyen Dr. İbrahim Sözen, “Adetliyken denize girmek mümkündür. Bunun istisnası adetin en yoğun geldiği 1. veya 2. gün olabilir. Bu günlerde denize girmek sakıncalı olabilir. Adetin diğer günlerinde ise, cinsel olarak aktif olmuş kadınlar vajen içine tampon yerleştirmek suretiyle denize girebilirler” dedi.