20 "diyet" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)
"diyet" etiketi kullanan diğer içerikler resimler
,
videolar28 Eylül 2008 11:03 · portalmerkezi
· Etiketler
diyet
,
kalça
Kalçalarınızın genişliğinden şikayet mi ediyorsunuz? Müjde; pek çok
kadının başlıca derdi olan kalça problemini ortadan kaldıran şok diyeti
açıklıyoruz... Uygulayacağınız 6 haftalık diyetle kalça ve basen
bölgelerinizdeki fazla yağlardan kurtulabilirsiniz. Amerikalı ünlülerin
denediği bu diyetle sadece vitrinden izlemekle yetindiğiniz dar
pantolonları üzerinizde rahatlıkla taşıyabilirsiniz. Tabii
rakiplerinizi kıskandırıp, partnerinizi büyülemek de cabası...
Diyetin
amacı Hareketsizlik ve yanlış beslenme sonucu vücudun alt tarafında
toplanan yağlardan kurtulmak için çok özel bir diyete ihtiyaç var.
Uygulayacağınız diyet her yerde kolayca bulup tüketeceğiniz gıdalardan
oluşuyor. En önemlisi de oldukça ekonomik oluşu.
Diyetin birinci
dereceden etkilediği bölüm kalça ve basen ardından da bacaklar geliyor.
Özellikle binici pantolonu olarak adlandırılan kalça ve diz kapağı
bölgesinde fazla kilo problemi olan kişiler tam 6 hafta içinde etkili
çözüme kavuşabiliyorlar. Diyet kayısı ve badem müslini olarak
tanımlanıyor. Müslinin hazırlanışı Hazırlayacağınız müslinin tadı
oldukça leziz. İçeriğinde badem ve kurutulmuş meyvalar ve tahıllar
kadar pek çok vücudunuza faydalı gıdalar bulunuyor. Ancak hepsi bir
araya getirildiğinde kalça bölgenizdeki yağları hızla eritip, sizi
forma sokuyor.
Hazırlanışına gelince... 2 fincan yulaf tanesi,
2 fincan kırılmış fındık, 1 fincan buğday, 1 fincan çekirdeksiz kuru
üzüm, 1 fincan ayçiçek tohumu, 1 fincan badem, 1 fincan ince kıyılmış
kuru kayısı Malzemeleri karıştırıp, blender`dan geçirin. Hazırladığınız
karışımı tam 12 porsiyon olacak şekilde eşit parçalara ayırın. Her
porsiyonda karışımı bir bardak diyet soğuk süt ilave ederek
tüketeceksiniz. Tabii üzerine yarım dilim muz da ekleyebilirsiniz.
Kahvaltı: Bir porsiyon hazırladığınız müsli, bir fincan süt ve dilimlenmiş yarım dilim muz Saat 11.00: Bir elma
Öğle: Bir porsiyon müsli ve yarım muz Öğleden sonra: Bir avuç kuru üzüm
Ana öğün: Meyveyle birlikte temel gıdalar
Yatmadan önce: Bir portakal Meyveler: Elma, kayısı, iki kurutulmuş erik, bir mango
Günlük programınızda ana öğünler
Pazartesi: Bir parça tavuk kanat ya da göğüs ızgara, yeşil salata ve bir meyve
Salı: İki yumurtalı omlet, domates ve rendelenmiş havuçla tüketilecek.
Çarşamba: Bir çay fincanı büyüklüğünde yer tutan spagetti. Bir meyve.
Perşembe:
İnce dilimlenmiş bir tavuk göğsü. Haşlanmış havuçla servis yapılacak.
Dilerseniz yanına haşlanmış brokoli de alabilirsiniz. Bir meyve.
Cuma: Ton balıklı yeşil salata. Bir adet katı pişmiş yumurta. Bir meyve.
Cumartesi:
Bir parça hindi göğsü, mısırla karışık yeşil salata. Bir meyve. Pazar:
3 dilim rosto edilmiş biftek, havuçlu brokoli salatası ve iki adet
haşlanmış patates. Bir meyve.
19 Eylül 2008 06:33 · portalmerkezi
· Etiketler
diyet
,
moda
,
yiyecek
,
zayıflama
Yağ oranı düşük birçok moda diyetler zayıflatma vadededer. İki ya da üç
hafta moda olan diyeti yaptıktan sonra hemen zayıflayacağınızı ya da
böyle kalacağınızı düşünüyorsanız oldukça iyimsersiniz. Bu tür bir
programda ilk iki haftayı takip eden diğer haftalarda da zayıflamaya
devam edersiniz ancak size birşeyler olmaya başlar. Kendinizi tembel,
uyuşuk hissedersiniz, diyetinizde olmayan yiyecekleri tüketme isteği
duyarsınız ya da daha iyimser bir deyişle midenizin büzüldüğünü,
umutsuzluğa kapıldığınızı ve diyet kurallarına hapsolduğunuzu
düşünebilirsiniz.
Kilolu
olduğunu düşünerek diyet yapmak oldukça zordur. Çoğu diyet yiyecekleri
kilo vermeyi sağlayabilir ancak metabolizmanız normal besinlere de
ihtiyaç duyar. İşte önerilen 5 yiyecek metabolizmanızın işleyişini
bozmadan, vücudunuzun enerji kullanma yeteneğini artırarak sağlıklı
kiloda olmanızı sağlar.
1. Bozanın da Hammaddesi Akdarı:
Tüm tahıllar yararlıdır ancak akdarı olarak bilinen tahıl daha
yararlıdır. Protein, lif, B complex vitamin içerir ve kolayca
sindirilir.
2. Kuşkonmaz: Zayıflarken klorofil bakımından zengin
kuşkonmaz gibi gıdalar tüketmeniz önerilir. Kuşkonmaz folikasit, A, C,
K vitaminleri bakımından zengindir ve lif kaynağıdır. Ayrıca, inulin
(insülin ile karıştırılmamalıdır) olarak bilinen büyük bağırsaktaki
yararlı bakteri oluşumunu destekleyen bir karbonhidrat da içerir.
3. Nar: Zayıflarken nar gibi taze meyve tüketimine de
önem verilmesi gerekir. Nar, kanserden korur ve antioksidan özelliği
ile oldukça yararlı bir meyvedir. Nar yemek ya da nar suyu içmek
yararlı olabilir ancak çok fazla nar suyu tüketmemeye dikkat edin.
Meyvelerin daha yararlı olması için sadece suyunu tüketmek yerine lif
özelliğinden de yararlanmanız için yemeniz önerilir.
4. Çam fıstığı: çam fıstığı çam ağaçlarında bulunan ve
yenilebilen önemli bir kuruyemiştir. Genellikle dolmalarda kullanılan
çam fıstığı mide, ince ve kalınbarsakları korurur. Çam fıstığı yağı da
sindirime yardımcıdır. Çam fıstığı ve bu tür kuruyemişler zayıflarken
iştahınızı dengeleyen ve metabolizmanızı canlandıran yiyeceklerdir.
5. Yeşil çay: Kahveye ve kafein içeren diğer içeceklere harika bir alternatif. Çok az kafein ile yararlı antioksidan içerir.
Sağlıklı
bir diyet tavuk göğsü, mercimek gibi tahıllar, meyve ve sebzeler gibi
yağsız proteinlerde içerebilir. Moda diyetler kısa sürede büyük oranda
zayıflatma vadetselerde, kısa bir süre sonra kilo alacağınızı da
belirtmeleri gerekir.
İhtiyacınıza göre yukarıdaki besinlerden
günlük öğünlerinizde azar azar tüketin. Şişmanlatan yiyeceklerden uzak
durun, yavaş yavaş çiğneyin ve diyet planınıza bu yiyecekleri mutlaka
dahil edin.
14 Eylül 2008 23:02 · portalmerkezi
· Etiketler
diyet
,
gülen akboyar
,
iftar
,
oruç
,
ramazan
,
sahur
Diyetisyen Gülen Akboyar, 13 saate yakın süre aç ve susuz kalacak olan oruçluların, iftarda ve sahurda yediklerine, içtiklerine çok dikkat etmeleri gerektiğini, aksi takdirde ciddi sağlık sorunları yaşayabileceklerini söyledi.
Havaların da sıcak seyrettiği şu günlerde oruç tutacakların günde 2-3 litre suyu mutlaka tüketmesi gerektiğine değinen Akboyar, yiyecek konusunda da seçici ve dikkatli olunması halinde sorunsuz bir ramazan geçirilebileceğini vurguladı.
Akboyar, iftarda, ramazanın geleneksel yiyeceklerinden olan ve sindirimi kolay pidenin tüketilebileceğini, sahurda ise uzun süre tokluk hissi veren kepekli ekmeklerin tercih edilebileceğini, bunun yanı sıra yemeğin çorbayla başlamasının önem taşıdığını belirtti.
Ramazan sofralarında aşırı yağlı kırmızı etten kaçınılması gerektiğini bildiren Akboyar, şunları kaydetti:
"Sofralar sebze ve salata ağırlıklı olmalı. Tavuk ve balık da sofralarda yer alabilir. Ramazan süresince pilav, makarna gibi ürünleri çok önermiyoruz. Oruç süresi yaklaşık 13 saat olduğundan özellikle sahurda başta kepekli ekmek olmak üzere uzun süre tokluk hissi veren yiyecekler tüketilmeli. Ramazan pidesini ise fazla aşırıya kaçmamak kaydıyla iftar sofralarında öneriyoruz."
TATLI YERİNE DONDURMA
Gülen Akboyar, ağır tatlıların hem kilo alımı hem de ani şeker yüklemesi nedeniyle bazı sıkıntılar yaratabildiğini, bunun yerine ramazanda dondurma veya sütlü tatlıların tüketilmesi gerektiğini söyledi.
Tatlı yerine meyve tüketiminin daha ideal bir beslenme şekli olduğuna işaret eden Akboyar, "Unlu, nişastalı tatlılar çok ağır gelir. Yerine hem gün boyu susuzluk ve açlık çeken vücudumuzu serinletecek hem de şeker ihtiyacımızı karşılayacak dondurma veya sütlü tatlılar tercih edilmeli. Eğer tatlı yerine meyve tercih ediliyorsa, kavun ve karpuz da aşırı tüketilmemeli" diye konuştu.
06 Ağustos 2008 06:57 · portalmerkezi
· Etiketler
diet
,
diyet
29. Yemek kitabı alın.
Bana “Ne yiyebilirim?” diye
soran, ya da sürekli aynı şeyleri yemekten bıktığını söyleyen her
müşterim için tek bir bozukluğum olsaydı, şimdiye kadar zengin bir
beslenme uzmanı olmuştum! Bu kitap için araştırma yaparken, sorunun
cevabı birden netleşti. Her seviye ve farklı ilgi alanı için, yeni
başlayanlar için olandan (ben) gurme şefleri için olana kadar
düzinelerce -düzinelerce derken abartmıyorum- yemek kitabı var. Az
karbonhidrat yemek için kendinizi sadece tavuk ve sebzelerle
kısıtlamanıza gerek yok.
30. “Tamamen doğal” demek, tamamen iyi demek değildir.
Pazarlamacıların
diğer bir başarısı da, ambalajın üzerine “doğal” yazınca, sanki bir
anlamı varmış gibi sanmamızı sağlamalarıdır. Tamamen doğal ifadesi,
denetlenmeyen ve tam anlamıyla manasız bir ifadedir. Herkes bunu
herhangi bir ürün için kullanabilir. Marketteki donmuş öğünler,
“enerji” barları, ya da kasap reyonunda parçalar halinde satılan
tavukların nesi tamamen doğal? Normalde beslenmeyecekleri şekilde
beslenince doğal mı beslenmiş oluyorlar? Sonra kendileri doğal olarak
küçük parçalara bölünüp, küçük sarı köpükten kapların içine mi
girdiler? Doğal ifadesini unutun. Zehirli mantarlar tamamen doğaldır,
işlenmemiş yağ da öyle; ama bunları yemiyoruz. Gerçek gıdalar bulmaya
çalışın, tercihen üzerlerinde barkod olmayan cinsinden. Atalarınızla
neleri avlayabileceğinizi, toplayabileceğinizi, yolabileceğinizi,
yetiştirebileceğinizi ya da hangi balıkları tutabileceğinizi bir
düşünün. Bunlar doğal yiyeceklerdir, bunlardan yiyin.
31. Ambalajın üzerini okuyup şeker dedektifi olun.
Üretici,
kanunen muhteviyatı, ürünün üzerine her içeriğin ağırlığını belirterek
yazmak zorunda. Hangi içerik önce listelenirse bu, üründeki baskın
maddedir, en sona yazılan içerik de miktar olarak en az olanıdır. Çoğu
üretici, doğru olsa bile şekerin temel içerik olduğunu söylemeyi
sevmez. Bu nedenle ürünlerine farklı tipte bir sürü şekerden az az
koyarlar. Mesela; sakaroz, glikoz, mısır pekmezi, mısır tatlandırıcı,
dekstroz, fruktoz, laktoz, maltodekstrin, invert şeker, konsantre meyve
suyu, sorbitol, ksilitol, mannitol, arpa maltı, malt özü ve kesinlikle
en kötüsü yüksek fruktozlu mısır pekmezi. Bunların küçük miktarlardaki
karışımlarından koyarak, elinizde tuttuğunuz paketin şeker olduğunu
yasal olarak saklamış olurlar. Yediğiniz gıdada kaç çaykaşığı fazladan
eklenmiş şeker olduğunu öğrenmek istiyorsanız, ambalajda belirtilen
şeker miktarını (gram cinsinden) dörde bölün. Bazı mısır gevreklerinde
porsiyon başına yedi çaykaşığı şeker olduğunu bilseniz şaşırırdınız,
üstelik de o porsiyonlar küçücük!
BİTTİ.
06 Ağustos 2008 06:56 · portalmerkezi
· Etiketler
diyet
23. Canınız bir şey çektiğinde, üstesinden bununla gelin.
Bir
çorbakaşığı tahin ve organik misoyu (ana maddesi soya fasulyesi olan,
tuz ve tahıldan (arpa, ya da pirinç) oluşan yüksek proteinli,
mayalanmış macunumsu bir Japon yiyeceği) karıştırıp bunu kereviz,
kıvırcık salata, ya da karbonhidratı az olan krakerlere sürün. Bu hem
mineral eksikliğini, hem de iştahınızı giderecek.
24. Bu amino asitle iştahınızı yenin.
Bir
çorbakaşığı toz glütamini (bir amino asit) ksilitolle tatlandırıp bir
ya da iki çorbakaşığı kremada (ya da yarıma yarım çorbakaşığı)
eritirseniz, bu tatlıya duyduğunuz en güçlü arzuyu bile dindirecektir.
25. Sebzeleri sevmenin en kısa yolu bu.
Sebzelerin
ateşli karşıtı olan biri bile, bir tabak ızgara sebzeyle kazanılabilir.
Dolmalık biber ve havuç, soğan ve pancar gibi kök sebzeler bu metoda en
iyi tepkiyi veren sebzelerdir. Bunları doğrayıp ızgara yapılabilen
tavalardan birinde pişirin. Çok az zeytinyağı ekledikten sonra 30-40
dakikalığına fırınlayın. Böylece bu sebzelerdeki varlığından bile
habersiz olduğunuz şekerli tat açığa çıkacak.
26. Makarnayla hasar kontrolü yapın.
Makarnadan
sonsuza kadar vazgeçmek zorunda değilsiniz, özellikle de hedeflediğiniz
kiloya ulaştıysanız. Ancak pişirirken glikemik yükü azaltmak için, al
dente pişirin; yani makarnalar sert olmasınlar ama diri olsunlar, fazla
pişirmeyin. Ne kadar az kaynatırsanız, makarnadaki nişasta molekülleri
o kadar birbirlerine yakın dururlar. Böylece enzimlerin makarnayı
parçalaması zor olur ve kan şekeri üzerindeki etkisi azalır. Daha da
iyisi, daha çok lif içeren, az karbonhidratlı makarnalardan alıp al
dente pişirin.
27. Renkli alışveriş yapın.
Beslenmeyle
ilgili hangi bilgilerin verildiğini takip etmek için kadın dergilerini
düzenli olarak okuyorum (erkek dergilerini de okuyorum; ama tabii ki
makaleler için). Okuduğum en iyi önerilerden bir tanesi şuydu: Renkli
alışveriş yapın. Bir ton antioksidanı, proantosiyanidini ve
fitokimyasalı ezberlemek istemiyorsanız, paranıza göre en yüksek
beslenme değeri olan gıdaları almanızı garantilemenin yolu, kasada
alışveriş sepetinizde neler olduğuna bakmaktır. Sepetiniz,
kartpostallarda gördüğünüz Avrupa pazarlarına benziyor mu? Sepetinizin,
yeşiller, kırmızılar, turuncular ve hatta mavilerle taşıyor olması
gerek. Meyve ve sebzelerdeki renklerin sebebi bunların vücudunuzda
benzeri bir amaca hizmet edecek olan doğal antioksidanlar oluşu.
Aldığınız her şey, mukavva ya da karton rengindeyse bir şeyleri yanlış
yapıyorsunuz demektir.
28. Marketin dışta kalan koridorlarından alışveriş yapın.
Şeker,
işlenmiş gıda ve abur cuburdan aldığınız kalorileri sihirli bir biçimde
azaltmak ister misiniz? İşte size basit bir hile: Marketin iç tarafında
kalan koridorlardan uzak durun. Tüm iyi şeyler, dış koridorlarda.
Vaktinizi marketin kenarda kalan bölgesinde geçirin (bu aynı zamanda
bekarlarla tanışmak için de iyi bir yer; ne de olsa kimse bir yabancıya
dönüp de “Bu mısır gevreği kutusunun taze olup olmadığını nasıl
anlıyorsunuz?” diye sormaz).
05 Ağustos 2008 06:50 · portalmerkezi
· Etiketler
diyet
18. Dışarıda yerken, ekmeği geri gönderin.
Garsonu
hayal kırıklığına uğratmayın. Eğer ekmekler orada durursa iki şey
olabilir: Ya yersiniz, ya da yemezsiniz. Geri gönderirseniz, ilk
olasılığı elemiş olursunuz.
19. Benden sonra tekrarlayın: Meyve suyu sağlıklı bir gıda değildir, asla da olmamıştır.
Büyük
gıda şirketlerinin pazarlama başarılarından biri Amerika’yı meyve
suyunun yararlı olduğu konusunda ikna etmiş olmalarıdır. Şekerle yüklü
aptal bir içeceğin aslında yüzde 10’unun gerçek meyve suyu olduğunu
iddia eden reklamlar var. Meyve suyu meyve değildir (ki karbonhidrat
tiryakileri fazla meyve yememelidir, en azından başta). Meyve suyu
sadece abur cuburdur. Şeker doludur, meyvede bulunan liften eser yoktur
ve glisemik endeksi yüksektir. Başka gıdalardan da alabileceğiniz az
miktarda vitamin dışında diyetinize hiçbir katkısı yoktur.
20. O “meşru” tatlılara dikkat edin.
Bir
şey az karbonhidratlı diye, bu onda hiç kalori olmadığı ve ondan
sınırsızca yiyebileceğiniz anlamına gelmez. Az yağlı olduğunu düşünerek
bol miktarda abur cubur tüketen, az yağlı gıdalar yiyerek kilo vermeye
çalışanların düştüğü hataya düşmeyin. Az karbonhidrat içeren pek çok
leziz tatlı var ve arada bir bunlardan yiyebilmek güzel bir şey; ama
eğer bunları yemek, daha çok tatlı yeme arzusu uyandırıyorsa uzak
durmakta da fayda var. Eğer düzenli olarak ana yemeklerin yerini de
almaya başlamışlarsa, bu daha da kötü bir şey (az karbonhidrat içeren
barlarla yaşanan durumun aynısı).
21. Yanınızda protein açısından zengin atıştırmalıklar taşıyın.
Yiyecek
otomatlarını, havaalanlarındaki yiyecek satan yerleri ve 7-Eleven’ları
unutun. Atıştırmalık deyince, protein (ve de yağ) açısından gerçek
yiyecekleri düşünün; hani avcı ve toplayıcı atalarınızın oynadıkları
vahşi oyuna ara verdiklerinde atıştırdıkları türden gerçek yiyecekler.
Yemiş, peynir (dil peyniri iyi bir seçenektir), katı yumurta, söğüş
tavuk etini bir poşette düşünün. Eğer beslenme planınız izin veriyorsa,
buna arada meyve de ekleyebilirsiniz; ama bir paket cips, kraker, ya da
çikolatalı bisküvi alamazsınız; tabii eğer kilo vermek istiyorsanız!
22. Canınız şeker mi istedi? Sote edilmiş badem yemeyi deneyin.
İşte
tatlı ihtiyacınızı giderecek hoş bir şey: Biraz bademi tereyağında
soteleyin; ya da fırına atıp üzerlerine azıcık tereyağ damlatın.
İsterseniz az miktarda deniz tuzu da kullanabilirsiniz. Porsiyon
miktarına dikkat etmeyi ihmal etmeyin.
DEVAMI YARIN.
01 Ağustos 2008 04:17 · portalmerkezi
· Etiketler
diyet
14. Yeşil içeceklerden için.
Yeşil içecekler, arpa,
buğday çimeni, ya da tam yeşil gıdaların suları için kullanılan genel
kategori ismidir. Bağışıklık sistemini uyarırlar ve fitobesleyenler ve
vitaminler açısından zengindirler. Alkalin oluştururlar (bu nedenle de
bol et içeren beslenme programlarını dengelerler), organik kaynaklardan
elde edilmişlerdir, kalorileri düşüktür ve çoğu 3 ila 4 gramdan daha
fazla (düşük glisemik endeksli) karbonhidrat içermez ki; bu da diyetin
çok sıkı olan başlangıç safhasında değilseniz (olsanız bile gene de
diyetinizde bunlara yer verebilirsiniz), oldukça önemsiz bir miktardır.
Bunları sağlıklı gıdalar satan mağazalarda bulabilirsiniz. Onları
diyetinizin bir parçası haline getirmeyi kesinlikle düşünün.
15. Badem yiyin, ama porsiyona dikkat edin.
Az
karbonhidrat alarak beslenmek istiyorsanız, yemişler çok faydalıdır;
ama kilo vermeyi de yavaşlatabilirler; çünkü kalorileri yüksektir ve
kaçırıp yemeniz gerekenden fazlasını yemeniz çok kolaydır. Bunları kilo
verme aşamasında yemeyi düşünüyorsanız, uygun porsiyonlara bölün. 15
badem bir porsiyon eder. Eğer büyük bir torba dolusu badem satın
alırsanız, atıştırmak için hepsini yanınıza almayın; bir porsiyonluk
bir poşet hazırlayıp gerisini kaldırın.
16. Tatlıya ihtiyacınız varsa, peynir ve böğürtlen/ahududu/çilek vs, ya da böğürtlen/ahududu/çilek vs ve krema isteyin.
Bunu
GO-Diet’ın yaratıcısı Dr. Jack Goldberg tavsiye ediyor ve tatlandırmak
için tatlandırıcı da ekleyebileceğinizi söylüyor. Eğer bu, size izin
verilen karbonhidrat miktarına uyuyorsa, meyvelerle kremayı evde yiyin
ve eğer tatlandırıcı kullanmanız gerekiyorsa, ksilitol kullanın.
17. Protein barlarına dikkat edin.
Bu
konuda dikkatli olmalısınız. Yeni bir yeme şekline alıştığınız için,
ilk iki hafta bunları kesinlikle önermiyorum. Pazar bu yeni tür şekere
-atıştırmalık demek istiyorum- doydu. Bu nedenle de hem hiçbir faydası
olmayanları, hem de o kadar da kötü olmayanları var. En iyileri
PaleoBar, Sears Labs' Omega-3 Zone ve Atkins barları. Protein
barlarının hepsi birbiriyle eş değerde değildir; “enerji barı” terimi
tam bir pazarlama hilesidir. Beslenme açısından “enerji” “kalori”
anlamına gelir; ama üreticilerin düşünmenizi istediği şey, bu barları
yedikten sonra maraton koşabilecek gibi hissetmenizdir. Bu pek de böyle
sayılmaz. Aslında çoğu karbonhidratla yüklüdür. Hemen hepsinde hidrojen
yağlar (trans-yağlar) vardır. Protein barlarında daha çok protein ve
çoğu zaman daha az karbonhidrat vardır; ama gene de ambalajın üzerini
okumakta fayda var. Bazıları içerdiği 330 kaloriyle atıştırmalık olmak
için fazla kalorilidir. Buna ek olarak, şeker alkolü olan ve
karbonhidrat sayıyorsanız dahil edilmesi gereken sorbitol ve mannitol
gibi tatlandırıcılar içerirler. Özellikle mannitol gaz yapabilir.
Barlarında sadece iki üç gram etken karbonhidrat olduğunu söylerken
sevgili Dr. Atkins bile gliserini (gliserol olarak da tanınır) saymaz.
Buradaki çelişki şudur: Kokusuz, renksiz, tatlı tadı olan bir sıvı olan
gliserol, tatlandırıcı olarak kullanılır ve karbonhidrat klasmanına
girer; ama Atkins, kan şekerini şeker gibi etkilemediği için gliserolü
karbonhidrat içeriği olarak saymadığını iddia etmektedir. Belki öyle,
belki değil. Az karbonhidratla beslenenler, bunun kilo vermelerini
yavaşlattığını söylerken, bazıları da aksini iddia ediyor. Her durumda
en iyisi gerçek gıdalarla beslenip bu barları en azından birkaç hafta
kullanmamak.
Bölüm 5 yarın.
31 Temmuz 2008 08:01 · portalmerkezi
· Etiketler
diyet
,
form
Memorial Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Duygu
İbrişim'den tatil köyünün tadını çıkarıp sağlıklı ve formda kalmak için
10 temel öneri..
1. Sabah kahvaltı öncesi bir bardak ılık su için.
2. Kahvaltıda yağlı hamur işleri ve tatlılar yerine ekmek, peynir, zeytin, domates gibi klasik bir Tük kahvaltısını tercih edin.
3. Öğlen yemeğinin hafif olmasına özen gösterin. Zeytinyağlı sebze yemekleri, salatalar, yoğurt veya cacık uygun yiyeceklerdir.
4.
Akşam yemeğine bir kase çorba ile başlayın. Çorba size sıvı ve
elektrolit desteği sağlar, midenizi rahatlatır, hazmınızı kolaylaştırır
ve de daha kolay doyarsınız.
5. Açık büfeyi önce şöyle bir gezin,
yiyeceğiniz yemekleri seçin, böylece gördüğünüz her şeyi arka arkaya
tabağınıza doldurmamış olursunuz.
6. Bir öğünde birbirinden farklı
pek çok şeyi tüketmeye çalışmayın. Örneğin hem kızartma hem makarna hem
de hamur tatlılarını aynı öğün için planlamayın. Gözünüz kızartmalarda
ise bunu yoğurt ve ekmekle tamamlamayı deneyin.
7. Madem tatil
köyüne geldiniz, sadece yemek yiyip dinlenmeyin, serin saatlerde olmak
kaydı ile bol bol yüzün ve yürüyüş yapın. Böylece hem kalori
harcarsınız, hem metabolizmanız hızlanır, hem de vücudunuz forma girer.
8. Gün içinde bol su için. Öğün aralarında meyve yemeyi unutmayın.
Ayran, su ve tuz ihtiyacınızı karşılayan ve tok tutan sağlıklı bir
içecektir. Asitli ve konsantre hazır içecekleri en aza indirin.
9. Alkol tüketiminde aşırıya kaçmayın.
10. Akşam yatana kadar sürekli atıştırmaktan kaçının.
Sık aralıklarla ve bol su tüketilmeli
Yaz aylarında
sıcak ve nem nedeni ile su ve tuz kaybı daha fazladır. Gün içinde sık
aralıklarla ve günde 2-3 litre su tüketilmesi su kaybını yerine
koyarak, daha zinde hissetmeye yardımcı olur. Sıvı olarak, çay, kahve,
hazır meyve suları ve gazlı içecekler su kaybını artırdıkları ve
sindirim sistemi rahatsızlıklarını kolaylaştırdıkları için sınırlı
miktarlarda alınmalıdır.
Öğünlere dikkat
Sıcak
havada sık aralıklarla ve küçük porsiyonlar halinde beslenme mide ve
bağırsak problemlerinin kontrolünde yararlıdır. Öğünlerde haşlama ve
zeytinyağlı yemeklerin tercih edilmesi, kızartma, baharatlı yiyecekler
ve hamur işlerinin azaltılması gereklidir. Taze meyve ve sebzeler
vitamin ve mineral içerikleri ile daha sağlıklı ve dinamik hissetmenizi
sağlar.
Yürüyüş yapın
Yaz döneminde sıvı
kaybı ile birlikte kabızlık şikayetlerinde de artış olur. Bol sıvı
alınması, sık aralıklarla düzenli beslenme, meyve ve zeytinyağlı sebze
yemeklerinin tüketilmesi temel önlemlerdir. Havanın serin olduğu sabah
ve akşam saatlerinde açık havada yapılan yarım saatlik tempolu yürüyüş
de sindirim sisteminin daha düzenli çalışmasına yardımcı olur.
31 Temmuz 2008 04:54 · portalmerkezi
· Etiketler
diyet
11. Sardalya: Konservedeki sağlıklı yiyecek
Hızlı,
kolay, ucuz ve proteinle omega-3 yağı açısından zengin bir yiyecek
isterseniz, sardalyayı geçecek bir yiyecek yoktur. Sardalyanın
faydalarını, NevYorklu meşhur beslenme uzmanı Oz Garcia ile Florida’da
seyahat edip seminerler verirken öğrendim. Çok yoğun bir programımız
vardı ve etkinlikler arasında ağzımıza lokma atacak zaman yoktu. Oz ne
zaman kan şekerinin düştüğünü ya da enerjisinin azaldığını hissetse, en
yakındaki bakkal ya da şarküteriye koşup bir kutu sardalya alırdı. Bu
yiyeceğin ne kadar enerji verici ve doyurucu olduğunu ilk ağızdan
öğrendim. Eğer uyguladığınız az karbonhidratlı diyet izin veriyorsa,
sardalyayı az karbonhidratlı ve az şekerli krakerlerle yiyin.
Koşullarınız bizimkilerden iyiyse, sardalyalı yeşil salatadan harika
bir az karbonhidratlı öğün olur. En iyi cinsi, kendi yağıyla konserve
edilmiş olanlardır. Soya ya da çiğit yağında olanları almayın; çünkü
bunlardaki Omega-6 yağları çok fazladır.
12. Günlük beslenme programınıza yoğurt ya da kefir ekleyin.
Kültürlü
süt ürünlerinde vücudunuzda depolanan yararlı bakteriler bulunur ve süt
ürünleriyle problem yaşayan kişilerin bile bunlara karşı toleransları
genelde yüksek olur. Yemeniz gereken, içinde canlı kültürler olan sade
yoğurttur (dibindeki tonla meyveyle abur cubur olan değil). Daha da
iyisi, kefir kullanın. Süt ürünlerindeki karbonhidrat miktarı,
ambalajda yazılan kadar yüksek değil. Aslında yarım fincan yoğurt, ya
da kefirde sadece iki gramlık etkin karbonhidrat vardır. Bu nasıl
olabilir? Bunun sebebi devletin karbonhidratları ölçme şeklidir.
Gıdadaki her şeyi -su, kül, protein, yağ- ölçüp sonra da geri kalanın
karbonhidrat olduğunu kabul ederler. Bu yöntem süt de dahil her şeyde
işe yarar ama mayalanmış süt ürünlerinde değil. GO-Diet’ın yaratıcısı
Dr. Jack Goldberg’in de belirttiği gibi, sütü mayaladığınızda, onu
laktik asit bakterisiyle aşılamış olursunuz. Bu da süt şekerinin
(laktoz) neredeyse tamamını yutup onu laktik aside çevirir. Laktik
asit, sütün koyulmasını sağlayan ve ona o eşsiz tadı veren şeydir. Bu
nedenle devletin üründe kaldığını düşündüğü süt şekeri aslında
neredeyse gitmiştir; mayalama esnasında laktik asit ve bakteriler
sayesinde dönüşmüştür. Yarım fincan sade yoğurtta, ya da kefirde kalan
karbonhidratın “gerçek” miktarı 2 gram kadardır. Goldberg bunu kendi
laboratuvarında bizzat ölçmüştür. Tavsiyem kefir, ya da yoğurdun tam
yağlı çeşitlerini tercih edip, günlük olarak tüketmeniz.
13. Tahılları yeşillerle değiştirin.
Tahılların
pek çok kişi için dünyadaki en sağlıklı gıda olmayışının pek çok sebebi
var. Dr. Joseph Mercola’ya göre, tahıllarda çok az C vitamini var, A
vitamininden ise hiç yok. Ayrıca B vitamini eksikliğinden kaynaklanan
iki temel hastalık, fazla tahıl tüketimiyle bağlantılandırılıyor.
Kahvaltı gevrekleri ve ekmek gibi işlenmiş tahıl ürünlerinde değersiz
miktarda lif -bir iki istisna dışında- bulunuyor ki bunlar, sebze ya da
diğer kaynaklardan zaten alınabilir. Bazılarının tahılla ilgili sorunu
olmayabilir; ama eğer kilo probleminiz varsa muhtemelen onlardan biri
değilsiniz. Karbonhidratınızı sebzelerden alın, en azından çoğu zaman.
“Diabetes: Prevention and Cure” kitabının yazarı C. Leigh Broadhurst
bana bir keresinde fazla kilolu ve şeker hastası olan hastalarının tek
bir alışkanlığını değiştirebilse, bunun buğdayı hayatlarından
çıkarabilmek olacağını söylemişti. Bir düşünün...
Devamı yarın gelicek
30 Temmuz 2008 08:09 · portalmerkezi
· Etiketler
diyet
5. Her öğünde protein alın.
Her öğünde mutlaka
protein olmalı. İdeali atıştırmalıklarda da protein olmasıdır.
Proteinin insüline olan etkisi, karbonhidratlara göre daha az
olduğundan, daha doyurucudur ve vücutta parçalanıp sindirilmesi için
daha çok enerji (kalori) gerekir. Vücut, proteini (ve yağı) ihtiyacı
olan bir şey olarak tanır ve bu yüzden midenizden beyninize doyduğunuza
dair mesaj gönderen iştah kontrol mekanizması, proteinle iyi işler (ama
karbonhidratlarla işlemez). Bir öğünün karbonhidrattan çok protein
içermesi sayesinde, kan şekeriniz dengelenir, insülin tepkisi azalır.
Yeni bir araştırmaya göre, proteinde bulunan bir amino asit olan lösin,
kilo verme esnasında yağ yakarken, kas kütlenizi korumanıza da yardımcı
oluyor.
6. Kendi yemeğinizi getirin.
Çoğu
müşterimin ortak problemi, oradan oraya koşturdukları ya da ofise
tıkılıp kaldıkları için, bir diyet programına nasıl sadık kalacaklarını
bilememeleri. Bunun nedeni muhtemelen, tüm dünyanın çabuk ve kolay olan
abur cuburla beslenmesi ve tavuğun yiyecek otomatlarına sığmaması.
Çevrenizin kurbanı olmayın. Hayatınızın kontrolünü elinize alın. Kendi
öğle yemeklerinizi ya da en azından atıştırmalıklarınızı kendiniz
hazırlayın. Vücut geliştirenler bunu yıllardır yapıyor, siz de
yapabilirsiniz.
7. Su için.
Şaka değil;
su, kilo kaybına yardımcı oluyor. Ketojenik bir diyet uyguluyorsanız
(Atkins başlangıç aşaması, ya da proteinin gücü birinci aşaması, vs.),
keton ve atık ürünleri kaybettiğiniz yağla beraber atmanız gerekir.
Ketojenik bir diyet uygulamasanız bile, kabızlığı önlemek, böbrek ve
karaciğerin işlevlerini en iyi şekilde kullanmak gerekir (karaciğerin
vücutta yağı işleyen bir fabrika görevi gördüğünü ve eğer düzgün
çalışmazsa yağ metabolizmasının da çalışmayacağını unutmayın). Günde en
az 8 bardak su içmelisiniz ve çoğu fazla kilolu kimse bundan da
fazlasını içmelidir.
8. Kahvaltıda somon balığı yiyin. Ya da öğle ve akşam yemeklerinde...
Bu
önerilerin hepsi, okuyan herkese uygun olmayabilir; ama eğer bunu
yapabilirseniz, semeresini toplayacaksınız. Maalesef çiftlik somonunda,
diğer tüm çiftlik hayvanlarında görülen sorunlar var. Balıklar
havuzlarda üretilir, tahılla beslenir ve onlara antibiyotik verilir. Bu
tahıl diyeti ve hareketsizlik nedeniyle, içerdikleri omega-3 yağı,
denizlerde yaşayanlar kadar zengin olmaz. Ancak deniz balıklarında da
her zaman için ufak da olsa bir cıva riski vardır. Peki ne yapmalı?
Somon yemenin yararları o kadar çok ki, ben bu şartlara rağmen tavsiye
ediyorum. Deniz somonu bulabilirseniz bu harika olur; öte yandan bazı
konserve olanları da şaşırtıcı derecede sağlıklı ve gayet lezzetliler.
9. Ekmek yerine lahana yapraklarını kullanın.
Kıvırcık
salata yapraklarını da kullanabilirsiniz, ama kırmızı lahana daha
serttir. İstediğiniz bir et çeşidini -soğuk hindi, normal hindi, tavuk,
hatta hamburger- büyük, sert bir lahana yaprağına, ya da kıvırcık
salata yaprağına sararak “sandviç” (ya da tahılsız bir dürüm)
yapabilirsiniz. Tavuğu birkaç dilim avokadoyla, ya da bifteği domatesle
deneyin. Bu öneriyi, “kendi yemeğinizi getirin” önerisiyle beraber
kullanabilirsiniz.
10. Kahve çekme makinası alıp bunu keten tohumu için kullanın.
Bu
aslında genel sağlık açısından faydalı bir öneri; ama şu nedenle az
karbonhidrat alanlar için de özellikle yararlı olabilir: Keten yağının
aksine keten tohumu, zengin bir lif kaynağıdır ki bu, vücudu sadece
kalın bağırsak kanserine karşı korumakla kalmaz, kilo vermekle de
bağıntılıdır. Lif, kan şekerinin hızlı yükselmesini önleyerek, tokluk
hissi verir. Lifin kilo verme üzerindeki etkisini doğrulayan pek çok
araştırma vardır. Buna ek olarak keten tohumu, kalbi koruyanve
antienflemmatuvar olan omega-3 yağı ve ALA (alfa linoleik asit)
açısından zengindir. Yani taze çekilmiş keten tohumu, programınıza
büyük katkı sağlar.
Devamı Yarın.